şükela:  tümü | bugün
  • tam anlamıyla darmaduman eden bir ricky gervais yapıtı.
    sanırım çok uzun zamandır kimseyi tony karakterini kıskandığım kadar kıskanmadım.
    hatırlamadığım bir gün, yine hatırlamadığım bir sebepten sevmeyi unuttum. bir kara film sahnesi gibi ama değil, gerçekten bu özellik bende hiç olmamış gibiydi.
    bir insan ne zaman ve nasıl sevmeye başlanır artık bilmiyorum. sonradan bir duyunu kaybetmek gibi biraz. zamanla o şekilde yaşamaya alışıyorsun.
    yeni insanlara pek yanaşmadan, sevmen için bakan gözlere bakmadan, kırmamaya çalışarak ama kırılacaksa da yapacağın bir şey olmadığını bilerek devam ediyorsun hayatına. ailenle, seni seven iyi dostlarla yetiniyorsun, hakkının bu olduğunu kabullenip anlık mutluluklara tutunuyorsun.

    ama tony gibi sevmek, sevdiğini kaybettiğinde o sevmenin sana vereceği dipsiz acıya rağmen bir insanın başına gelebilecek en mucizevi şey. galiba çok az insan bunu yaşıyor. kendi adıma birini böyle sevmeyi hayal bile edemiyorum artık.
    o yüzden bunu izlemenin verdiği hazzı da hissettiğim kıskançlığın büyüklüğünü de anlatamam.

    insan -artık dünyada olmayan birisine karşı bile olsa- sevgi içindeyken çok güçlü oluyor ve sandığından daha fazlasına katlanıyormuş. öyle diyor after life. muazzam bir ağıt.
  • depresyonla cebelleşen insanlara "spor yap" diye tavsiye vermeye çalışanların izlemesi gereken dizi.

    ricky gervais bir televizyon programında, her şeyimizi kaybetsek bile hayat, yaşamaya değer midir sorusunu cevaplamaya çalıştım, diyor. adamın yazıp yönettiği dizilerde, hiçbir oyuncu sırıtmıyor. bu da hikayeyi yazmadan önce, karakteri oynayacak kişiyi seçmesinden ileri geliyor. yani, kafasında belirlediği oyuncuya uyacak şekilde senaryoyu yazıyor.

    dizide, tony johnson'ın merhum eşinin tam adı: "lisa jane johnson". jane, ricky gervais'in gerçek hayattaki sevgilisinin ismi. jane ve ricky, 82 yılından beri de beraberlermiş. dizinin, video günlüklerinden gördüğümüz kadarıyla, lisa jane ve tony'nin ilişkileri, birlikte geçen uzun yıllarına rağmen eskimemiş. tony, lisa'ya sık sık eşek şakası yapıyor, lisa da gülüp geçiyor. ricky gervais ve jane fallon'ın ilişkisi de benzer. önünde kendi ilişkisi dururken, kimden ilham alacaktı başka?

    depresyon süreci uzadıkça insan, etrafında olup bitenlere iyice kayıtsız kalıyor, karşısındaki insanları dinlemek istemiyor. duş alacak haletiruhiyesi dahi kalmıyor. millet de depresyona giren adama spor yap, şu kitabı oku, birileriyle tanış, seviş diye götten uydurma tavsiyeler veriyor. ömrü hayatında ciddi ciddi depresyona girmiş bir adam, karşısındakine "spor yap, spordan sonra ulysses oku" demez, diyemez. o adam depresyona girmemiştir, olsa olsa depresyon onu şöööyle bi gıdıklamıştır.

    --- spoiler ---

    "götün teki olup istediğim süre boyunca istediğim her şeyi yapıp söyleyebilirim, ağır gelmeye başlayınca da intihar edebilirim. süper güç gibi."

    "sürekli öfkeliyim. insanların bok gibi davranıp başlarına bir şey gelmeyeceğini düşünmeleri beni sinir ediyor. geçen, caddede yanımda yürüyen bir kadına gıcık oldum. ayaklarını sürtüyordu. kaldır ayaklarını! kimse sana yürümeyi öğretmedi mi?"
    --- spoiler ---
  • genç gazeteci kız neredeyse hiç konusmaz dizi boyunca. ekibe yeni katılan bizim gibi bir izlecidir o da ve son bölümde nihayet bizim yerimize konuşur. "tony please be happy, you are breaking my heart!"
  • --- spoiler ---

    a society grows great when old men plant trees whose shade they know they shall never sit in
    --- spoiler ---
  • insanın avzına sıçan dizi. izleyiniz. o sarkastik ve yılansı dilin altındaki pambık gibi kalp... çok sevmenin böyle fenasi kerim yanları var. kaybedince ne bok yiyoruz hakim bey? kime anlatıyoruz gevrek tadını günlerin?

    riki cervoş, sen çok tatlı bi detaysın bebeğim.

    dizideki tüm kadınlara bayıldım valla. ölen eş, mezar kankisi, yeni eleman, hasta bakıcı, "not-prostitute-but-sex-worker" abla... güçlü kadınlar hepsi. karakterleri derinlikli. öğretici. şefkatli. kimisi etli butlu, kimisinin dişleri bozuk... çünkü gerçekler. ve izlemesi, bu yüzden, çok keyifli.
  • --- spoiler ---

    biliyorum. o hiçliğin içinde, tamam mı? ama şunu kafana sok. onsuz herhangi bir yerde olacağıma onunla hiçliğin içinde olurum, tamam mı?

    --- spoiler ---

    ah be!
  • hayatımda beni mutlu eden çok az şeyin kaldığı ve onları da hızla kaybettiğimi fark ettiğim, kendimi hiç iyi hissedemediğim şu berbat günlerde oturup bütün bölümlerini izlediğim dizi.

    --- spoiler ---

    yaşamak tahammül edilemez noktaya geldiğinde "evet şu an niye yaşıyorum ki" diye soran herkes için güzel cevaplar var. tabii ki bunlar ilk defa söylenmiyor. zaten bu soruyu soran herkes biliyor bu cevapları ama anlam arayışındaki o yol ayrımı çok güzel anlatılmış. bazen cevabı bilmene rağmen tony'nin yürümeyi seçtiği yolda yürüyemiyorsun çünkü o aşamaya kadar bir şeylerin yaşanması gerekiyor. çünkü tony de o yola girene kadar sonunda bulduğu cevabı zaten en başından beri biliyordu.

    okuduğumuz, izlediğimiz şeyler o anda etki edemezler. bir şeyler kendiliğinden birikir. bu dizi de benim için öyle oldu. "kaybeden" olmanın da kaybeden gözükmenin de havalı bir şey olmadığı bir dizi olmuş. iyiliği, kötülüğü ve en çok da bir dolu manasızlığı ile hayatın orta yerinden bir şeyler anlatılmış. sıradan ve basit işte. en güzeli.
    --- spoiler ---
  • ricky gervais tarafından yazılıp yönetilen komedi ve drama dizisi.
    benim bu dizi ile ilgili söyleyeceğim iki şey var.
    ilki; horace and pete dizisini izleyenler bana hak verecektir. bu diziden de kesinlikle o tadı aldım.
    ikincisi; bu diziyi izleyip, kendinden bir şey bulan herkese sarılmak istiyorum.*
    (bkz: yaşamak güzel şey)
  • dizilerin başında uyarı oluyor biliyorsunuz. işte şu kadar yaş altı izlemesin, argo ifadeler kullanılmıştır falan diye. bu dizinin başında da koca koca harflerle "dikkat içinize oturabilir" yazması lazım. çünkü kahkaha ile güleriz diye açtığımız dizinin sonunda gözlerimiz yaşardı ama bu sefer gülmekten değil.

    ricky gervais'i ilk önce orijinal the office ile tanımıştık. bundan sonra beğenilen pek çok dizi ve stand up gösterisi yaptı. kendisine has çok şahane bir kara mizah anlayışı var. ancak bu projede bambaşka bir yol izlemiş.

    dizide komedyene özgü pek çok espri ile birlikte bundan çok daha ötesi de var. takipçileri biliyordur gervais çok sevdiği bir kadın ile birlikte uzun süredir ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmişler. insanlar hakkındaki düşünceleri de dizideki karakteriyle uyuşuyor. bu nedenle yazıp yönetip başrolünü oynadığı bu proje çok kişisel bir iş. muhtemelen gervais eğer eşime bir şey olursa ben ne yaparım diye düşünmüş ve notlar almış. sonuç olarak da ortaya bu dizi çıkmış gibi. şimdi spoiler ile birlikte diziye bir göz atalım.

    --- spoiler ---

    giriş kısmında bahsettiğim gibi dizi eşini kaybeden bir adamın girdiği depresyonu ve yaşadıklarını anlatıyor. tarz olarak da biraz sert. basit romantik komediler gibi değil. ana karakterimiz sürekli olarak intihardan bahsediyor ve bir sahnede bu girişimini gösteriyorlar. normalde bir yapımcıya şimdi komedi dizisi çekeceğiz ikinci bölümün başında başrol intihar girişiminde bulunacak derseniz kafayı yer. ancak işin içinde rick gervais olduğu için bu sertlik komedi ile dengelenmiş. komedi ögelerinin ayrıca şöyle bir işlevi var. tony'nin hayat ile başa çıkmasını sağlıyorlar. o yüzden yapılan esprilerin altında çok derin bir hüzün duygusu var. bu da dizideki her diyalogun kalite olarak yükselmesine neden oluyor.

    dizinin senaryo matematiği de diğer işlerden farklı. normalde diziler temel senaryo kuramına daha bağlıdır çünkü seyirciye alıştığının dışında bir şey gösterildiğinde birinci bölümün sonunda sizi terk edebilir. ancak bu dizide cesur bir hareket ile bundan uzaklaşmışlar. mesela tony'nin yaptıklarında basit neden sonuç ilişkisi kurulmamış. yani temel bir motivasyon var tabi ama bu genele yayılmış. bu nedenle bir adamın basit iyileşme hikayesinden çok eşini kaybeden bir insanın "durum"unu izliyoruz. bu da daha kaliteli ve farklı olmasını sağlıyor dizinin. ayrıca dizi içinde belli süre içinde çözülmesi gereken meseleler olmadığı için daha sade ve doğal bir akış izlenmiş.

    ancak dizinin karakter değişimi konusunda şöyle bir hatası var. tony'nin normalde kibar ve sevilen bir insan olduğunu duyuyoruz ancak bunu hiçbir zaman görmüyoruz dizi boyunca. dizi başladığında tony zaten eşini kaybetmiş ve şuan ki haline gelmiş durumda. bu nedenle yaşadığı sarsıntının şiddetini tam olarak anlayamıyoruz. en azından ilk bölümde videolar yerine flashbackler kullanılsaydı "evet tony eşi ile birlikteyken böyle bir insandı, şimdi buna dönüştü." diyebilirdik. bu haliyle tony'nin nasıl bu hale geldiğini öğrenemiyoruz.

    ancak dizi bu eksikliklerini diyaloglar ile kapatıyor. diyaloglar aslında dinamik değil. yani günlük konuşma içine serpiştirilmiş anlamlı cümleler gibi değil. dizide aşağı yukarı söylenen her şey çok derin. bu uygulama ehil olmayan bir elde felaket ile sonuçlanabilirmiş ancak gervais çok uzun zamandır metin yazarlığı yaptığı için çıkan sonuç muazzam olmuş. kendi stand up'larında değindiği konuları bu sefer dizideki karakterlere dağıtmış ve sonuç olarak boğazı düğümleyen anlar ortaya çıkmış. bu durumu gerçekten abartmıyorum. çoğu diyalogdan sonra diziyi durdurup uzaklara dalıyorsunuz. ki bunu normalde ben dram dizisiyim diyen projeler bile beceremez çoğu zaman.

    dizinin bir diğer sorunlu noktası da yardımcı karakterler. kabul, dizinin akışı ana karakter üzerine kurulu ancak yan karakterlerin de hikayelerinin geliştirilmesi gerekiyordu. bu konuda dizi biraz eksik kalmış diyebiliriz. mesela gazeteye yeni başlayan sandy için daha fazla detay yazılabilirmiş. belki tony kendi gençliğini görüp ona mentor olabilirdi. böylece depresyondan çıkışı için anahtar olabilirdi sandy. ancak kendisi hakkında pek bir şey bilmediğimiz için ileride nasıl bir dönüşüm geçirecek onu da tahmin edemiyoruz tabi ki.

    ancak yardımcı karakterlerde bir de julian gerçeği var. julian gazetede çalışan bir bağımlı. ilk önce comic relief olarak karşımıza çıkan bu karakter bölümler ilerledikçe daha da derinleşiyor. senaryo yazmaya başlayanlar için bir karakter nasıl dönüştürülür nasıl derinleştirilir dersi gibi kendisi. önce kendi durumunun farkında olan bir insan olduğunu öğreniyoruz. sonra pişmanlıklarına ve kendisiyle yüzleşmesine şahit oluyoruz. en sonunda da ölen kız arkadaşı hakkındaki düşüncelerini söyleyip bizi darma duman ediyor kendisi.

    diğer yardımcı karakterler genel olarak zayıf yazılmış dedim ama oyuncular o kadar iyi iş çıkarmış ki dikkatli bakmazsanız bu kusuru da görmüyorsunuz. dizideki bütün karakterlerin kendisine göre bir derdi olduğunu jestlerinden mimiklerinden yada seslerinin tonundan çıkarabiliyorsunuz. özellikle baba karakterini canlandıran david bradley ve tony'nin mezarlıkta tanışıp arkadaş olduğu anne'i canlandıran penelope wilton harika performanslar sergilemişler. wilton bazılarınıza tanıdık gelecektir. kendisi shaun of the dead'te shaun'ın annesini de aynı sempatiklik ile canlandırmıştı. bradley'den bahsetmiyorum bile kendisi hem game of thrones gibi ciddi yapımlarda hem hot fuzz gibi komedi filmlerinde yer aldı daha önce.

    dizinin teknik kısımlarından bahsetmek gerekirse şunu demeliyim. bunu yabancı hayranlığı olarak görmeyin ama bu adamlar sanat, kostüm ve görüntü yönetimini gerçekten biliyorlar. bu dizide eşini kaybettiği için depresyona giren bir adamın hikayesi var. bütün görseller de buna göre düzenlenmiş. soğuk ışıklar var sürekli. ayrıca rengini değiştirebilecekleri her alanda gri ve koyu mavi tonları tercih etmişler. böylece sesi kapatıp sadece görsellere bile baksanız dizinin anlatmak istediği şeyi anlayabilirsiniz.

    müzikler de keza öyle. daha önce the umbrella academy konusunda şu entry'de de #87014277 bahsetmiştim. müzik seçimi konusunda şuan insanlar gerçekten çok titiz çalışıyor. olabildiğince bilindik ve sevilen parçaları yapımlarda kullanmaya başladılar. bu dizide de çoğu parça tam yerinde kullanılarak atmosfere çok iyi katkı sağlıyor.

    --- spoiler ---

    dizi gerçekten çok farklı ve izlenesi. derdini sakin bir mekanik ile duru bir şekilde anlatmayı başarmış. hatta o kadar etkili ki bittiğinde gidip sevdiklerinize sarılmak geliyor içinizden. hayat ve ölüm hakkında söylemleri de çok iyi. tek kusuru var diyebilirim o da dizinin tarzını önceden öğrenmediyseniz gerçekten hazırlıksız yakalanıyorsunuz. bu da kötü bir durum değil açıkçası. ancak diziyi sindire sindire izlemenizde fayda var diyorum. yoksa diziyi bitirdikten sonra kendinize gelmek için benim gibi yere yatıp tavanı izleyerek şu parçayı tekrar tekrar dinlemek zorunda kalabilirsiniz.

    https://www.youtube.com/watch?v=dtvbcg6thdk
  • dün akşam bitirdiğim hoş bir ingiliz dizisi.

    insanların bu kadar sevmesinin başlıca sebeplerinden biri karakterlerin özenle seçilmiş olması diye düşünüyorum. dizide ne bir tane yakışıklı adam var ne bir tane güzel kadın. tüm oyuncular etrafımızdaki insanlar gibi. yaptıkları iş de sıradan bir iş. yedikleri, içtikleri, giydikleri şeyler de sıradan. adeta bir yedi numara.