şükela:  tümü | bugün
1784 entry daha
  • ben sevmedim, sevemedim bu diziyi.
  • bu diziyi uzun zamandır övdüler, tavsiye ettiler, kendileri çekmiş gibi pazarladılar.

    en sonunda boş zamanımda nitekim izledim. hayatımda izlediğim en kötü dizi olabilir. bunu bana öneren herkese dakikalarca öfke kustum.

    bu diziyi eğer bir senarist adayı yazmış olsa ya da aday demeyelim de bir kaç iş yazmış birisi yazmış olsa ve bu senaryoyla bir kanal, yayıncı şirket, yapım şirketi yolu arşınlasa onu itin götüne sokarlardı. elbette çok kibar bir şekilde itin götüne sokarlardı. bu senaryoyu arkadaşlarına göndersen oku diye onlar bile arkadaşın olmasına rağmen güzel demezdi.

    ama ricky gervais yapınca çok iyi oluyor tabi. yazık. zamanıma yazık.

    bu arada bu diziyi bir çok kayıp yaşamış hatta eşi değil ama ortak hayalleri olduğu ve uzun süren ilişkisi olan sevgilisini kaybetmiş bir adam olarak eleştiriyorum. bana oradan da vurmayın şimdi, sen ne anlarsın gibisinden.
  • --- spoiler ---

    - ölen karınla aynı adı taşıyan bir çocuk. ismini duyunca duygulanma.

    - yalnızlığı ve mutsuzluğu erkeksizliğe endekslenmiş bir adet kadın, sonunda erkek bulunca düzeleceksin işte mesajı.

    - kilolular iyi spor yapamaz. hayır yapar.

    - eskort kadına tutulmuş bir postacı. her erkek için bunun er geç sorun olması. swingerları mide bulandırıcı bulma.

    - bir tane karısından yadigar köpek. john wick'in bunu beğenmesi.

    - derbeder erkeğin kederine karşılıksız aşk besleyen bir adet kadın.

    - kendimden ümidi kestim, sevenlerime yetecek kadar çöpçatma, sevaptır. aşk zannetsinler. ben paradan geçmişim.

    dizinin klişe bir sonla bitmediğini düşünenler için kısa bir özet.

    --- spoiler ---

    the kominsky method da aynı şekilde oldu bittiye getirilmişti. aynı şekilde bunda da ilk sezonunu severek izledim ve beklentim yüksekti.

    ancak bir süre sonra kafasında parça parça anekdotu bir araya getirememiş ve hikayeleştirememiş bir narsistin hayata kendi penceresinden nasıl baktığını duygusallıkla empoze edişinden başka bir şey görünmemeye başladı.

    dram işini bilene bırakıp, yalnızca stand up yapmaya ve golden globes sunmaya devam eder umarım.
  • yeni sezonu da yanımda selpak bulundurarak izledim. tuvalete yetişene kadar ortalığa kusmamak için…

    belli başlı sevdiğin şeyleri içermesinin yanında, katlanmak zorunda olduğun çok fazla şeyi barındıran dizi.
  • acı bir olay yaşamamış olanlar ana karakterin boşluğa düşüşünü ve basit edebiyat gibi gelen intihar arzusunu anlayamayabilirler. ilk izlediğimde adamın her şeyi abartan bir mızmız olduğunu düşünmüştüm, insan bir şeyi kaybetmeden bazı şeyleri gerçek anlamıyla anlayamıyor.
  • son sezonunu ilk beş bölüm boyunca gülerek son bölümde ise gözümden yaşlar gelerek izledim; zekice yazılmış diyalogları, unutulmaz karakterleri, olay örgüsü ile bence çok güzel bir noktada bitti; büyük adamsın gervais.
  • diziyi yer yer gülerek izledim ama günün sonunda tony'nin düştüğü boşluk hissini aşamadım. 3 sezonu da kararındaydı, tadında bitti.
  • muzikleri de cok guzel olan bir dizi.

    official playlist
  • evet güzel bir dizi ancak bir (bkz: horace and pete) değil. belki de karşılaştırılmaması gerekir ama her ikisini de izlemiş ve sevmiş biri olarak after life'ın bizi gerçekliğin kıyısında dolandırdığını horace and pete'in ise gerçeğin içine bıraktığı bir dizi olduğunu söyleyebilirim.
  • üç sezonunu da severek izlediğim dizidir. beni hem güldürdü hem de düşüncelere daldırdı ama son sezonunda (daha önce duymadığım) mark twain alıntısıyla kendime getirdi. "hayatta bir çok endişem oldu. ama çoğu yaşanmadı bile".
    küçük yaşlardan beri kaygı bozukluğu problemiyle boğuşuyorum. olur olmadık birçok şeyi kafama takıp büyüttükçe büyütüyorum ama neredeyse bu kaygılarımın hiçbiri gerçek olmuyor. diziyi izleyip bu sözle karşılaştığımdan beri ne zaman bir şeyleri büyütecek olsam hemen yukarıdaki kelimeler geliyor aklıma ve kendimi bir nebze de olsa rahatlamış hissediyorum.
    tadında bırakılmış olsa bile bir sezon daha izleyemeyecek olmamız üzücü tabi.
    edit: imla
16 entry daha

hesabın var mı? giriş yap