şükela:  tümü | bugün
  • gba icin backlight kiti.
  • klise bir kokteyl/shot ismi. acisi gerek tarcindan, gerek biberden olsun, acili herhangi bir kokteyl/shot oldu mu cogunlukla bu isim verilir. yanma hissi sonradan gelmese de. yanma hissini sonradan veren karisima baska ne isim verilebilecegi konusunda dusundurtur.
  • (bkz: ram jet)
  • devreye sokulduğunda uçağın egzozundan çıkan zaten sıcak olan havayı daha da sıcak hale soktuğu için uçağı ısıya güdümlü füzelere karşı daha kolay bir hedef haline getiren sistem.. ayrıca yakıt tüketimini de oldukça artırmaktadır..
  • art yakıcı denmektedir bizim dilimizde. yakıt ateşleme devresi de denir.
  • afterburner sistemi buyuk gurultu de cikarir, sadece isi gudumlu fuzelerin degil ses bazli tarama yapan rakip radar'larin da heyecanlanmasina neden olur..
  • broadcom tarafından geliştirilen 802.11g'yi 125mbps hızına çıkaran teknoloji.
  • concorde yolcularina ikarus tadi yasatan sistem.
  • (bkz: reheat)
  • son sinister albümü. kariyerlerinde on yedi yılı deviren köklü hollandalı death metal grubu sinister, yedinci albümüyle kulaklarımıza zehrini akıtmaya devam ediyor. “savage of grace” albümünün ardından müziği bırakan grup, yoğun fan mektupları ve istekler sonucunda geçen sene tam bu ayda tekrardan birleşmişti. sürekli olarak kadro değişikliklerine uğrayan grupta, vokalist rachel’ın ayrılmasıyla gruba yeni bir vokalist gelmiş. bu vokalist, grubun davulcusu aad kloosterwaard’dan başkası değil. zamanında ünlü hollandalı grup thanatos’ta da davul çalan kırk yaşındaki bu adam, zaman zaman frank mullen’ı (suffocation) andıran oldukça sağlam bir brutal vokalle eski vokalisti aratmayacak gibi duruyor. grubun eski bas gitaristi olan ve artık gitarist koltuğunda oturan alex paul, b.c. rich’inden çıkan riff’lerle, yeni katılan davulcu paul beltman da tonu çok güzel ayarlanmış kros saldırılarıyla oldukça agresif ve yaratıcı şarkılar yaratmayı başarmışlar. müziği gerektiği yerlerde yavaşlatarak rahatsız edici (olumlu anlamda) ve uğursuz bir atmosfer oluşturmayı başaran grup (mesela “men down” şarkısı), çoğu zaman da acımasız tavrıyla birbirinden farklı pek çok riff’i gözümüze gözümüze sokmayı beceriyor.

    seksenler kokan ve bana hep eski sepultura logosunu anımsatan hoş logosunu ve tuhaf albüm kapaklarını hala kullanan sinister, her şeyiyle bir death metal grubu. yer yer akla suffocation gelse de, grubun kendine özgü bir tarzı olduğu da aşikar. zaten kariyerinde yirminci yılına yaklaşan bir grubun böyle kendine has bir tarzının olmaması demek, o yirmi yılın çok da verimli geçmemiş olması demektir. neyse ki sinister’da böyle sıkıntılı bir durum yok.

    albümde birbirinden ilginç sayısız riff var. gitarist paul belli ki albümün yazım sürecini epey verimli geçirmiş. özellikle hoşuma giden şey, günümüzdeki çoğu brutal death metal grubunun yaptığı gibi, sadece sert olmak amacıyla hep üst tellere abanmayıp, beşinci, dördüncü, hatta üçüncü telin de sıklıkla kullanıldığı riff’ler yazmış olması. bu şekilde müziğe bir zenginlik ve varyasyon katıldığı rahatça görülebiliyor.

    albümü dinlerken dikkatimi ilk çeken parçalar, suffocation havaları estiren bölümleriyle “the grey massacre” ve “altruistic suicide”, hüzünlü riff’leri ve nispeten yavaş temposuyla “afterburner”, çok ağır ama çok sert devam eden “presage of the mindless” ve etkin gitar kullanımıyla “into submission”. kalan üç şarkı da death metal adına son derece keyifli işler ve saydıklarım gibi bunlar da üzerlerinde düşünüldüğü belli olan şarkılar.

    hiç sinister dinlememişseniz, sağlam kayıt kalitesini de düşünerek bu albümle başlamanızı önerebilirim. öncesini merak edenlere ise önerim 1995 çıkışlı gargoyle kapaklı albüm “hate”.

    kaliteli death metal istiyorsanız...