şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: mustafa önsel) 'in yazdığı kitap, "tsk'de şakirtlerin işgali mi?" alt başlığına sahip, özellikle tsk'nın eğitim ögretim kurumlarındaki fetö'cülerin yaptıklarını anlatıyor.

    (bkz: tsk içindeki fethullahçı yapılanma)

    (bkz: f tipi subay)
  • (bkz: erkan yiğit)
  • tsk içindeki fetullahçı yapılanmanın anlatıldığı kitap. özellikle harp okullarındaki öğrencilere yönelik aşağılık baskıların çok sayıda örnekle anlatıldığı bir çalışma. okudukça dehşete kapılıyorsunuz. "fethullah gülen cemaati" başlığına yazılan ve sosyal medyada çok fazla paylaşılan #61869413 numaralı entride yazılanlardan çok daha fazlasını öğrenmek için okuyun. (ilgili entri nedense kaldırılmış. garip...)
  • tsk'nın sistematik olarak nasıl içten içe nasıl çürütülmeye çalışıldığının anlatıldığı kitap. yaşanan darbe girişimi sonrası gerçekleri daha net görmek, anlamak için okuyun, okutturun.
  • balyoz davasında seneleri elinden alınan ancak asla onuru elinden alınamayan subaylarımızdan mustafa önsel'in kaleme aldığı, tsk içerisindeki fetöcü örgütlenmenin korkunç boyutlarını gerçek yaşanılmış hadiselerle anlatan herkesin okuması gereken kitap.
  • (bkz: kim bunlar) (bkz: casusluk kumpasi) gibi ergenekon ve balyozu anlatan mustafa komutanin son kitabi. bir agaca kurt girdimi onu buyutmeden ne yazik ki bir yerden kesmek gerekir yoksa agaci topyekun curutur. bu son eserini okumadim lakin merakla okunmasi gerekenler listesine yazdim.
  • bu kitabın benim için bazı sakıncaları var.
    başımdan geçenler 9 yıl öncesinde kalmış olsa da hala etkilerini hissederim. atlatabilmek için çok uğraştım, bunca yıldır bilinçaltındaki etkileri dışında sosyal yaşantımda aştım da diyebilirim ancak kabuslar hala devam ediyordu.

    kitabı okuduğumdan beri (ki darbe girişimiyle bize bunları yapanların fethullahçılar olduğu da ortaya çıktığından beri de diyebiliriz, süreç örtüşüyor) her şey tekrar canlandı. yaşadıklarımı daha fazla hatırlıyorum, sürekli aklıma geliyor, rüyalar her gece görülmeye başlandı.

    bir sakıncası da, yıllarca bu yapıya karşı mücadele etmeye koşullandıktan, lisede bu örgütün iç yüzünü gösteren kitapları okuduktan sonra (kütüphane kayıtlarında alenen bu yapıyı işaret eden kitapları aldığımız gözüküyordu zaten, belki de bu yüzden hedef olduk) bu şerefsizlerin tasfiyesiyle askerliğe veda ettiğini farketmek. adamlar gerçekten yenmiş bizi o dönem.

    biz konduramıyorduk orduya, suçu bunca yıl kendimde aradım. çok da güzel hazırlandığımı düşündüğüm ortamda yetersiz görülmek bir kenara, "bunlar vatanı da satar" ithamıyla karşılaştığında insan, boşluğa düşüyor. sonra seni vatanı satmakla suçlayan örgütün başka ülkelere sığınan askerimsi şerefsizleri geliyor aklına.
    o zamanlar bunları tahmin edemiyorsun, gerçekten oraya layık değildim de "boşuna uğraşma, yemin törenine kadar dayansan bile sana yemin ettirmeyeceğim" diyen kansızın bir haklılık payı olabileceğini düşünecek kadar, ordunun bu puştların eline geçeceğine ihtimal vermiyorsun.

    bu kadar zaman devre arkadaşlarına mahçup oluyorsun. şehit arkadaşınızın cenazesine bile devrenizin yardımıyla giriyorsunuz, ama bu şerefsizler ihanet edecekleri günün geleceğini bile bile o cenazede timsah gözyaşları dökecek kadar yakına girme hakkına sahip oluyor. bunu düşününce için acıyor.

    neyse. bu kitap çok ağır yenildiğimi yüzüme vuruyor, üzerine yaşadıklarımı da hatırlatıyor.
    ama bir konu var ki, bunlardan olmayacak kadar düzgün olduğumuzu tescil ediyor.
    bugün arkadaşlar itibarımızın iade edilmesi için çalışıyor.
    en büyük iade-i itibar bu kitap bana.

    komutanımın ellerine sağlık.
  • işin vehametini doğru boyutta algılamak için dehşet verici bir kaynak.

    pratik kadro özeti şuraya geliyor;
    2009'dan itibaren kitlesel olarak 2014'ten itibaren kho girişlerinde fetö olarak tulum çıkarmaya başlamışlar. (askeri liseler da dahil) bu akıl almaz bir çürümüşlüğe/teslim olmuşluğa karşılık geliyor. aynı yıldan itibaren kurmaylaşmada da çoğunluk veya tulum çıkarma hali mevcut gibi.
    bu demektir ki, yeni rütbe takmış, muvazzaf 1-2 yıllık teğmen-üsteğmen tayfasının tamamı, bu rütbede öncesinin çoğunluğu fetö'cü olmalı.
    üst rütbelere(albaya kadar) azaltarak devam ediyor olmalı.
    general seviyesinde oran yine artıyor.
    çünkü isimli kumpas davaları ile terfisi engellenmiş temiz kişilerin yerine muhtemelen 3 basamaklı sayıda tuğ-tüm fetö'cü soktukları anlaşılıyor. (zaten 100 küsür general uzaklaştırıldı sanırım.)

    yani benim kitaptan durumu okuduğum, rütbelere göre subaylarda kadrolaşma/katmanlaşma kabaca şöyle, en azından kkk için:

    org-korg (kuvvet komutanı-yaş seviyesi) tek tük
    tuğg-tümg çokça fetö olmalı.
    alb-bnb seyrek
    tğm-yzb çokça fetö olmalı.

    sonuç: durum kadrolar açısından oransal olarak çok kötü duruyor. insan dehşete düşüyor.

    bir kitap/eser olarak:
    benzer vakalar tekrar tekrar anlatılmış. bu sıkıyor. ama bir açıdan da mecburi çünkü örnekler benzer nitelikte artınca somutlaştırma ve ikna mümkün oluyor. 2-3 örnekten genel durumu anlatma durumuna düşülmek istenmemiş. toplamda türünde başarılı bir eser. askeri sistematiklik seziliyor ve bunu beğendim.
  • geçtiğimiz günlerde edinip okuduğum kitap. kitap, bu fethullahçıların tsk içinde nasıl yapılandıklarını anlatıyor. nasıl sızdıkları, nerelerden kendilerine kaynak sağladıkları, bilgilerin sızdırılması olayları, harbiyelilerin başlarına gelenler, ve nice skandallar. bu kitapta hepsini bulabileceksiniz.

    ülkemizde bu tarz kitaplar pek yazılmadığı için, kıymete haiz olarak görüyorum. aslında yine yazılmazdı da, iktidar ile örgütün yolları ayrılınca, iktidardan destek bulabilen bu insanlar yazabilmeye başladılar anca anca. hanefi avcı'nın haliç'te yaşayan simonlar kitabından sonraki akıbetini biliyoruz değil mi? hanefi avcı bu günlerde yazsaydı o kitabı, şimdi kahramandı. her neyse.

    kitap mutlaka okunmalı diye düşünüyorum. fakat eleştiri noktalarım da var. bir kere kendini o kadar canhıraş savunma ihtiyacı içinde yazılmış ki satırlar, bir yerden sonra sıkıyor. aynı cümleler çünkü. aynı iğnelemeler. üslup ve akıcılık sorunu yaşıyor kitap dönem dönem.

    bunun dışında, ''fethullahçı örgütün, atatürk ve tsk'nın tümden din karşıtı olduğu savını ortaya attığı'' söyleniyor kitapta. bu doğrudur. bir dönem askerin dinsiz olduğu çok söylendi bu ülkede.

    ama kitapta şu var, sanki milletin başörtülü anasını tören meydanından kovan bu yapı değildi. sırf namaz kılmaya gidiyor diye dayak yiyenler biliyorum. ''tanrımıza hamdolsun'' kısmında bir askerin ''komutanım tanrı değil allah demeliyiz'' dediğini, komutanın allah'a kadar sövdüğünü, o askerin de ağzının yüzünün patladığını, şimdi yerini söylemeyeceğim bir arkadaşım, görev yaparken anlatmıştı.

    şunu demek istiyorum, evet fethullahçılar bu kara propogandayı iyi yönettiler bir dönem, hakları var bu konuda ama, tsk içinde de gayet dine mesafeli, başında örtüsü var diye yaşlı kadınları tören yerinden kovan adamlar da vardı. şimdi birbirimizi yemeyelim hiç.

    kitapta çünkü böyle bir algı oluşturulmaya çalışılmış. balık hafızalı bir milletsek o kadar da değiliz yahu.

    bir de dikkatimi çeken, okuyanlar bilecektir, mevcut genelkurmay başkanı hakkında da böyle alttan alttan iddialar zerkediyor insanların beynine yazar. hani görevde olmasa, daha sert şeyler yazacakmış hissi uyandı bende.

    hasılı, eğrisiyle doğrusuyla kütüphanenizde olmayı hak eden bir kitap.