şükela:  tümü | bugün
  • hint tanrılarından şivaya tapan mezhep grubu. kötülükten arınıp nirvanaya ulaşmak için toplum tarafından pis, lanetli ve iğrenç diye adlandırılabilecek şeyleri dini ritüel haline getirmişlerdir. insan cesetlerinin çiğ etlerini yiyerek onların tecrübelerini kazandıklarına inanırlar. bu ritüeller arasında en belirgin olanları; yakılan kişilerin küllerini bedenlerine sürmek, cesetlerle cinsel ilişkiye girmek, insan kemiklerinden kolye gibi çeşitli takılar yapmak, sidik içmek hatta bunu kafatasından yaptıkları kaselerden içmek. bir tür sadhu kolu olduğu söylensede kimi kaynaklar antik çağlardan beri var olan bu topluluğun tanrı şiva adıyla yoluna devam eden bir grup olduğunu savunur. aghoralar yaşamı üç temel esasa dayandırırlar;
    1. tanrılar mükemmeldir
    2. herşeyi tanrılar yaratmıştır
    3. o halde herşey mükemmeldir
    (bkz: düz mantık)
    işte bu esaslara bağlı olarak onlar için pis, iğrenç yoktur. hayattaki şeyler tabulaştırmak ve aşağılamak mükemmeliyetin yaratıcısına saygısızlıktır. kötülüğün varlığını kabul eder, cin yakma seanslarıyla onu kovmaya çalışırlar. gün ışınğında ortalıkta dolaşmaz, toplumun içine çok karışmazlar. cannibalizm ile aynı kökten oldukları söylenir.
    (bkz: hannibal lector)
    haklarında yazılmış en detaylı kitaplardan biri üçlü seri olarak robert svoboda tarafından yazılan the aghora triology'dir.
    jackass movie 2.5 için daha önce wildboyz için çekim yaptıkları aghorileri görüntülemek isteyen yönetmen jeff tremaine, aghorilerden biri bacağını kesip ortalarda zıplayınca bundan vazgeçmiştir. [jackass elemanlarından dave bile dumurlara girmiştir, daha ne diyelim]
  • aghori ve sadhulara kısıtlama ve yasaklar geliyor ülkelerindeki yasalarca * gezmek gibi. kaldı ki jain'lere (bkz: jainizm/#100624404) bile kısıtlamalar geliyor aç kalarak ölmeyi yasaklayan kısıtlamalar. tabii binlerce kast ve dil ile bunu nasıl reforme ederler var siz düşünün.

    yogini böylesi adamların tek gayesi vardır, tam olarak gaye bile değildir: yaşam içinde ölmektir! bunun tekrarına düşeceğiz...

    yukarıda yok cannibalizm veya yok insanı biçip yiyorlar (!) vb. gibi konu başlığı olarak irdelemiş yazar. o bir ölüm kültüdür! çileciler yani ascetic asetizm zaten aghorilerin bir numara kuşandığı yaşamsızlık halidir. evet hayat içinde ölme! bedeni ezmektir. yer yer yukarıdaki önermeler doğrudur: ama şöyle ki eski zamanlarda tezek ve mezarlarda kaldıkları rivayet edilmektedir. kaynakçalar o denli kısıtlı ki batıdaki birkaç oryantalist bile bunlardan yakınmıştır. en çokta alman hindologdedeler. bugünün yoga ve çakra açma gibi batının new agedenilen bokuyla harmanlanan bir tuzağa batmıştır bu kadim liturjik eylemsizlik.

    dolayısıyla, sanki adamlar mabetlerini ziyaret eden bütün herkesin benliği silmek istiyormuş da- ya da meru dağıda çıkmaya kalkanları hepten yiyormuş sananlar çok yanılmıştır. mircea eliadegibi bir adam bu tür konuların ustası olduğundan, ve oralarda bulunduğundan bir dönem 6 ay boyunca yaşadıklarını aktarmıştır. daha haşin ve hoyrat sembolizm içeren ritueller vardır ki o da *nın kılığına girmektir. diğer adıyla antropomorfikbir tanrıçaya bürünmektir. sadhu ve benzeri adamlarda kendilerini lord shiva kültüyle özdeşleştirdikleri içindir ki; şakti formunu reddedip bir nevi kendileri çileye vurmuşlardır. tarihçesini ne siz söyleyin ne de ben! indus uygarlığına (indus vadisi)ne kadar gideriz. nitekim gelelim asıl mevzuya:

    şöyle bir video var scientists do bizarre things... not the aghori - sadhguru sadhguru da biraz piyasa adamdır batıda çok vaaz veriyor. ama asıl vahşet varsa diyor; bilimin alıp hayvanların üzerindeki deneyler vasıtasıyla acı çektirmesidir diyor... ingilizce azcık kıvıran anlar zaten.

    son olarak mircea eliadeye kulak verelim:

    yoginin kutsal olmayan durumdan kopmak için nasıl çaba sarf ettiği görüldüğünde, onun "bu yaşamda ölmeyi" düşlediği fark edilecektir. gerçekten de bir ölüme ve ölümün ardından da başka bir oluş haline yeniden doğuşa tanık oluruz: bu yeni oluş hali kurtuluş olarak tanımlanır. "yeni bir beden"in veya "mistik bir beden"in yaratılışını (ilkellerde bu yeni beden simgesel olarak yeni doğmuş bebeğin bedeniyle özdeşleştirilir) takip eden ilkel veya diğer türden erginleme ritüelleri düşünüldüğünde yoga ile erginleme arasındaki benzerlik kendini iyice belli eder.

    -

    ''yogin insani tutkulardan vazgeçmesi karşılığında kendisine verilen bu "büyülü güç"ten bile vazgeçmeye teşvik edilir. feragat ile feragatın büyülü sonuçları arasındaki neredeyse fiziksel bir nitelik taşıyan bu denge anlayışı dikkat çekicidir.''
    -

    kesin olan bir şey varsa o da -hareketsiz, donuk- duruşun
    her halükarda insani varoluştan başka bir hali taklit ettiğidir. asana halindeki yogin bir bitkiye veya bir tanrı heykeline benzetilebilir; ama tanımı gereği hareketli, heyecanlı, ritmi bozuk insana hiçbir şekilde benzetilemez. - le yoga eliade
  • gördüğüm yarı komedi yarı ciddi video ile tanıştığım bir garip insan grubu. ahan da video:

    https://youtu.be/egzqv2vb1om

    yalnız buradaki aghori işin biraz şovuna kaçmış tabi. gerçek aghoriler gündüzleri takılmazlarmış pek dışarda. hayatları ve dünya görüşlerini okuyunca insan "abi bu nedir ya?" diyor.
hesabın var mı? giriş yap