şükela:  tümü | bugün
  • akıcı bir medyanın kaydedildiğinden daha düşük bir hızla oynatılması ingilizcesi slow motiondur bunan ama kasmayın,o başlık da bunu işaret ediyor
    (bkz: motion blur)
  • konuyla ilgili ayrintili ve nispeten dogru bilgi icun
    (bkz: fps)
  • halihazırda çekilmiş bir filmi tekrardan çekmek mümkün olmadığı için mantık hatası barındırdığı halde galat ı meşhur şekilde kullanılan ve doğrusu yavaşlatılmış gösterim olan tabir.
  • emir kustirica ve takeshi kitano gibi yönetmenlerin kar$ı olduğu bir çekim yöntemidir. ancak filmin yapısı ve ruhuna göre deği$ebilen bir kullanılabilitesi vardır. zira göt görmemmi$ gibi dakikada bir ağır çekim sekanslara yer veren filmler elbette gudiklik zirvesinin en üsütünde dalgalanan bayrağa dönerler...
  • eski türk filmlerinde sevgililerin birbirlerine kavuşma anında, karşılıklı koşarlarken ve o ağacın altında sarılıp dönerlerken karelerin yavaşlatılması sonucu ortaya çıkan durum.
  • sam peckinpah tarafından şiddet sahnelerinde kullanılmaya başlanmıştır. ama öyle fazla göze sokulmadan ve abartmadan. süper olmuştur.
  • (bkz: stop motion)
  • yorgun bir günün sonunda öylece otururken bir anda bütün seslerin, konuşmaların, görüntülerin ağır ağır görünmeye başlaması. söylenen her kelimenin harflerini teker teker duymak, çalan bir müziğin notalarının birbirine bağlanmadan teker teker gelmesi.. uykusuzluk mu, bir rahatsızlık mı, trafik sonrası beynin sapıtıp saçmalamaya başlaması mı bilinmez, yalnızca filmlerde olduğunu sanıyordum oysa ki..
  • usta bir yönetmen tarafından, incelikle ve kesinlikle yerinde kullanılması gereken bir çekim yöntemi.
    (bkz: woody allen)
  • aksiyon sahnesinden alnının akıyla çıkan başrol oyuncusunun karizmasına karizma katan atraksiyon.