şükela:  tümü | bugün
445 entry daha
  • 97 yapimi filmi erteleyerek veya cevresinin onerisiyle yeni izleyenler goruyorum.

    bir filmi tabi ki istediginiz zaman izleyebilirsiniz ama sene olmus 2021, bir el yagda bir el bagda, her seye ulasim kolay, 20 yilda kultur oldukca degismis, mahalle kulturu kalmamis, sokaklar kismen daha temiz ve guvenli, cocuklarin sokakta dolasmadigi, arkadasliklarin ve hatta akraba iliskilerinin internet uzerinden yurudugu bir donemdeyiz. dogum tarihiniz de son 20 yil icerisindeyse filmdeki sahnelerin, kulturun buyuk bir kismina tanik olmamissinizdir. tanik olanlar da az once saydigim degisimin icerisinde kaybolduklarindan gecmislerini unutmus gibi yorumlamaktadirlar.

    filmi sinema sanati kapsaminda elestiriyorsaniz ona bir sey diyemem, bilmedigim bir konu. yine de bol bol film izlerim hem sinemada hem evde. gazetelerin verdigi vcdlerden baslayan genis de bir koleksiyonum var. en sevdigim filmleri kisaca ozetlersek; godfather, harry potter, saban filmleri. bu ucunu sene icerisinde defalarca izlerim. bir degil, iki degil, en az uc kere. ozellikle saban filmlerini en az bes alti kere. bunlari niye soyledim, cunku dedigim gibi sinemadan anlamam, keyif icin izlerim. en sevdigim filmlerin de birbirlerinden alakasiz olmasi da bunu gosteriyor.

    agir roman'i da sik sik keyif icin izliyorum. belki uc dort ayda bir izliyorumdur. sinema sanati disinda degerlendirirken filmi begenmeyenleri pogacaciya havale etmek istiyorum. filmin basrolu okan bayulgen ancak filmde sadece okan bayulgen'in canlandirmis oldugu salih karakterinin basindan gecenleri izlemiyoruz. gunumuz turk filmlerinde yan karakterlerle bag kurmak oldukca zor, ki bazen basrolle bile bag kuramiyoruz. agir roman'a baktigimizda film boyunca toplamda 2 dakika gorunen karakterler bile izleyicide duygu, dusunce uyandiriyor.

    berber ciragi, kotu bir mahallede olumsuzluklar icinde yetisen bir cocuk. ustasi bir meslek sahibi olmasini istese de asil istegi cocugun it kopuk olmamasi, kendisini kurtarabilmesidir. cirak da mahallede olup bitenin, mahallenin ne halde oldugunun farkinda gibi durmaktadir. isterseniz kendinizi cirak yerinde dusunmeyi deneyebilirsiniz. empati kurabilecek, cocuga uzuleceksiniz.

    pogacaci/kolera canavari mahallenin tanidik simalarindan. her gun herkesin selam verdigi, sevilen abi. adam aslinda ahlak bekcisi, kafayi gunahla bozmus. kadin, erkek demeden gunahkar oldugunu dusundugunu olduruyor. ilk basta mahallenin sevilen bir abisi olarak izliyorken ahlak bekcisi olmasi nedeniyle nefret edebiliyor veya kokusmus bir mahalledeki "kotulukleri" temizledigi icin sempati duyabiliyorsunuz.

    gaftici fethi herkesi taniyan, herkesin tanidigi, kendisini sevdiren bir simarikliga sahip, agzi laf yapan, kolay yoldan para ve yuksek yerlere uzanma pesinde olan mahallenin firlamasi sayilabilecek bir karakter. ne kiyak adam, arkadas ol omrune omur katsin veya ne yavsak herif benden uzak allaha yakin olsun diyebileceginiz birisi. ilk izlenim boyleyken "oglunuzu ibne olmaktan nasil kurtarirsiniz?" isimli kitabi cikartmasinin ardindan kendisinin bir erkekle iliskiye girmesiyle gosterdigi iki yuzluluk mide bulandiran kisim oluyor. ancak patlama sonrasinda yasadigi rahatsizlik nedeniyle bir cocuk haline donmesiyle de izleyiciyi uzebiliyor.

    ben yukarida uc ornek verdim. filmdeki tum karakterler bu sekilde izleyicide bir izlenim birakiyor. daha detayli islenen karakterler hakkinda makale bile yazilabilir. seversiniz, nefret edersiniz, empati kurarsiniz, size kalmis ama elbette bunlardan birini neredeyse gordugunuz tum karakterlerde yasarsiniz bu filmde. gunumuz turk filmlerinde bu mumkun degil ve hatta basrolle bile mumkun degil. ha yok agir roman'da ben neredeyse hicbir karakterde boyle bir sey yasamadim diyorsaniz bence uc nedeni var:

    1- doneme veya yasam tarzina oldukca uzaksiniz ve bu nedenle karakterler, yasanan olaylar ve cevre ogelerini birbirine baglayamadiginiz icin sizde bir etki birakmiyor.

    2- on yargili bir sekilde filmi izlemeye baslamissinizdir.

    3- film turu size hitap etmiyordur ancak dumduz full aksiyon olmadikca cogu filmde en azindan birkac karakterin yerine kendinizi koyabilirsiniz. yani agir roman'in turu size hitap etmese de karakterlerin en az birine empati yapamadiysaniz ruhsuz bir fast&furious hayranisinizdir. size yapacak bir sey yok.

    filmi sevmek, begenmek icin illa ki karakterle bag mi kurmak gerekir? hayir. ancak karakterlerle bag kurabildiyseniz, en azindan begendiginiz birkac ufak nokta olusmasi lazim. buraya gelip nefret kusar gibi yorum yapmazsiniz. hicbir noktasini sevmedim diyorsaniz da dedigim gibi sizi pogacaci'ya havale ediyorum. sofor nihat bile birkac paragrafta tartisilabilecek bir karakter.

    filmde baska ne begenmemis olabilirsiniz diye dusunuyorum, bulamiyorum. entrylere bakacagim simdi. mesela bir entryde "gereksiz aci" denmis. filmin cekildigi ve anlattigi lokasyona bugun hala gitmeye korkarsiniz. bugun hala benzer hayatlar yasanmaktadir o bolgede. ustelik filmin anlattigi donem ile gunumuz arasinda onlarca yil olmasina ragmen.

    hemen bir ust entryde sebepsiz 4 puan verilmis filme. "herkese ahkam kesen zibidilerden" bahsetmis. oyle bir ortamda ahkam kesmezseniz size ahkam keserler veya sizi keserler.

    bir diger entryde "sacma sapan cingene filmi" yazilmis. sjw'ligin luzumu olmadigi icin cingene lafina takilmayacagim. ancak sacma sapan kismina takilacagim. sacma olan acaba neresiydi? belki bazi sacmaliklar olabilir ama tum filme sacma sapan diyip yorumsuz sekilde gecmek ne kadar sacma, bence bunu konusalim.

    simdi gelelim hem sacma diyen hem de bazi yorumlar yapan baska bir entrye. bu da son olsun. ancak bu entrye olan yorumumu paragraflara boldum.

    entry basinda demis ki "bok gibi film, kim yuksek puan veriyorsa mongoldur". bu cumle bile cevap vermeyip, pogacaciya havalelik bir durum icerisine sokuyor yazari ama devam edelim. "konu yok daha dogrusu surukleyici bir konu yok" diye bir cumle gecirmis. dedigim gibi fast&furious vereceksin boylelerine, hayran kalsinlar. yan karakterleri gecelim, direkt basrole gelelim. salih, mahallenin bitirimi, kabadayi sado'ya ozenen ve biraz da yetistirmesi sayilabilecek birisi. annesini ve abisini babasina karsi korur, patronuna sesini cikartir, arkadasini cani pahasina kurtarir, ahlak bekciligi yapmak yerine mahalleliyi kendince korumak ister. salih'i film basinda bu sekilde goruyoruz. daha sonra sado'nun kallesce oldurulmesi, ailesinin yikima ugramasi, asik oldugu kadina kendisini kanitlamak istemesi gibi nedenlerle kabadayiliga soyunur. sevdigi kadinin konsomatris olmasi, bu isi yapmasini istememesi, parasizlik, soyundugu kabadayilikta pek de basarili olmamasi, ailesinin yok olmasi gibi durumlardan oturu gotu basi dagitmaya baslayan salih, sevdigi kadina zarar verilmesiyle katil olarak surgun hayati yasamak zorunda kalir ve geri dondugunde de iskenceye ugrar. iskence sonrasinda sevdigi kadinin, dusmaniyla yattigini gorur ama sevdigi kadin, salih icin yatmistir. bunu bilmeyen salih'e gordugu goruntu son darbeyi vurur ve intihar eder. bu yazdigim kisim, salih'in hayatinin son bolumunun kisa ozeti, olumune giden surecti. sadece bu surec bile tek basina bir konu saglarken salih'le beraber tina ve reis de bu surecten geciyor. mahalleliyi saymazsak uc kisinin ortak noktada kesismesini, birbirlerini etkileyen olaylar silsilesini ve ucunun de bu olaylardan nasil etkilenip nasil sonucladigini goruyoruz. beklenilen surukleyicilik "uff acaba simdi diger sahnede ne olacak, aha simdi yakalanacak" gibi bir sureklilikse agir roman o turde bir film degil. bunu idrak edebilseydi yazar, surukleyici konusu yok demezdi. agir roman 2+1 kisiye odakli bir sekilde, kotu bir mahallede yasanan kucuk bir olayi anlatarak, mahallenin pisligini aktariyor seyirciye. ustelik bu olay gibi baska bircok olay bu mahallenin bir gelenegi. bu olaylar hep yasanmis, hep yasanacak.

    entryde gecen bir diger cumle ise "hep bir kavga gurultu". aile toplumun temeli, en kucuk yapi tasi diye ogretirler degil mi? en nezih yerlerde bile aile ici kavgalar olur. bu kavgalarin siddete donusmesinin nedenini egitimsizlik, kisisel stresin patlamasi, kadina/cocuga sayginin olmamasi gibi nedenler gosterilir. kolera gibi bir mahallede ne egitim ne de saygi/sevgi bekleyebilirsin. zaten her anlamda pis bir yerde yasiyorsun ve de fakirsin. toplumun en kucuk yapi tasindaki siddetin sokaga vurmasi da kacinilmaz. filmin gectigi donem siddetin sokaklarda normal oldugu bir donem. saygi zaten yok. sen simdi evinde siddetli olaylar yasayan bireylerin kendi sorunlarini icinde tutarak bu mahallede yuzunde guller acarak dolasabilecegini mi dusunuyorsun? bu mahallede gulersen, saygi gosterirsen, kibar olursan bir kosede atarlar kafana. onu da gectim, sanirim hic ciraklik yapmamissiniz sanirim. ustaniz kulaginizdan girer ölmüş akrabanizin bir tarafindan cikar. ustan senin kulagindan basladigi zaman sen de baskasinin kulak deliginden baslarsin. yani bu mahallede hem ailede hem sokakta bir siddet egilimi, kaba olma durumu var. bir de bunun sag sol kavgasina veya cetelesmeye dondugunu dusunun. tabi ki hep bir kavga gurultu olacak. ilkokul ve liselerde her tenefus kavga varken veya mecliste milletvekilleri kavga bekliyorken bu filmde surekli olarak kavga gormenin nesi garip?

    oyunculuklar begenilmemis. belki sadece okan bayulgen'in oyunculuguna laf edilebilir diye dusunuyorum. abartili halleri var ama ben bunun da nedeni oldugunu dusunuyorum. bana gore nedeni, salih'in bitirimligini bile yasamadan kabadayiliga, ask adamligina soyunmak istemesinden kaynakli tavirlarini yansitmak. hic olmadigi gibi birisiymis gibi davranan insanlara yapmacik diyoruz. bence burada da yonetmen, salih'in olmadigi birisi gibi davrandigini, salih'in henuz pismedigini, yapmacik hareketlerdr bulundugunu gostermek istemis.

    neyse entry bitti. daha yazarim da canim sikildi. filmi yapanlar bu kadar savunmamistir.

    bu da agir roman hakkinda itu'den bir makale: dergipark
  • sigara güzel çıktıysa izlenir yoksa uyutur. zor filmdir.
  • senaryo,kurgu,bir kaç iyi oyunculuk,atmosfer,müzik sayesinde,kötü çekilmesine rağmen,bir film bazılarımızın hayatına damga vurabilecek kadar iyi olabiliyor.teknik olarak beğenilmese de film,o herkesin sevdiği kötü çocuk gibi.ruhumuz çalkalanıyor,duygularımız birbirine vuruyor.metin kaçan hayatta olsaydı da sorabilseydik; tina gerçekte kimdi,salih,reis,arab sado kimlerdi?gerçek hayatta kimlerden öykündün de romanına soktun metin abi diyebilseydik keşke.rahatlıktan canımızın sıkıldığı günlerde gerçek hayat mücadelesini veren ,kötü olmak zorunda kalmış yitik insanların hikayesinin gerçekliği ve duygularla dolu olmasıydı bizi çeken.bizim en büyük buhranımız hayatlarımızken, bu insanlar yaşamaya çalıştılar o mahallelerde.bir daha duygularımı kabarttığınız için hepinize ne kadar teşekkür etsem azdır üstatlar.zamanı kim okşayabilir ki...
  • bir vurgun bu sevda - sezen aksu

    biliyorum demet soyledi film soundtrackinda. ama bu da cok guzel soylemis.

    belirli bir yas grubuna dahil insanlarin, duyunca butun gencligi aklina gelir. asklari, sevgileri, arkadaslari, kotu adamlar, karanlik sokaklar, umit, kavusma, haksizliga karsi durma vs. vs.

    bende yeri cok ama cok farklidir bu filmin. inanilmazdir. muzikleri de ha keza.

    yukaridaki arkadasin da bahsettigi gibi;

    (bkz: zamani kim oksayabilir ki)
1 entry daha