şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kendini bildi bileli..
    kendimi bildim bileli uzun saçlı olan adamla yaşadığım diyalogtur.

    * rüyamda gördüm. saçlarını kestirmiştin. kan ter içinde uyandım. sakın....
    * ben saçlarımı yalnız sen istediğin gün kestireceğim.
    * bunu senden asla istemeyeceğim!
    * isteyeceksin. bir gün evlenmek istediğinde karşı tarafın ailesi 'bu ne biçim adam böyle?' diyecek ve sen bana gelip...
    * hayır böyle bir şey asla olmayacak! ben, bunu söyleyecek aileye sahip bir adamla....
    * büyük konuşma hayatım..
    * babaaaa......

    (bkz: baba kiz diyaloglari)
  • yasandigi an yüzü gözü dağıtan, hatırlandıkça yüzde yağmurlara neden olan diyaloglardır.
  • sinema salonun kapısının açılmasını beklerken (bkz: flightplan) kulak misafiri olduğum, uzun boylu, uzun saçlı, güzel, genç bir kız ile erkek arkadaşı arasında geçen işbu aşağıdaki diyalog beni çok üzmüş, ağlatmış, film boyunca ve devamında aklımdan bir türlü çıkamamıştır. yazıklar ve de lanet olsundur:

    kız: geçen gece altınyol'da gidiyorum, son sürat...
    erkek: herhalde 50-60 falan gidiyordun.
    kız: yok canım, 150-160 gidiyordum. artık alışkanlık oldu... hava da acaip yağmurlu. sol şeritte gidiyorum. önümdeki araba aniden fren yaptı, sağ şeride attı kendini.
    erkek: eeee?
    kız: hemen abs çalışmaya başladı takır tukur... allahtan eski arabam değil de bu vardı, yoksa ölmüştüm. bir baktım sol şeritte, su birikintisinin ortasında bir adam, öyle yalpalıyor, sarhoş... nasıl sinir oldum anlatamam...
    erkek: sürseydin arabayı üstüne, çarpsaydın.
    kız: valla yapacaktım da araba yeni, şimdi kaportası yamulur, boyası çizilir diye düşündüm. ama yanından geçerken üzerine kırdım direksiyonu, yere düştü, suların içinde debelenmeye başladı. inşallah benden sonra gelen bir araba ezmiştir de gebermiştir.

    ben: o gün bugündür içim içimi yiyor. o zavallı adama ne oldu? ben o anda sorumlu ve vicdanlı bir vatandaş olarak ne yapabilirdim? neden film çıkışında takip etmedim de arabanın plakasını almadım? neden polise ihbar etmedim? neden bunu o anda akıl edemedim? bu nasıl bir kötülüktür? hala çok üzgünüm, çoook...
  • -artık mankenlikten sinema sektörüne girdim herkes korkson benden,
    -yakında kasetim de çıkacak şan dersleri alıyorum
    diye televizyonda demeç veren mankenleri duyduğumda hem ağlatan hem de katil olmak isteği yaratan diyalog
  • ben: ekşi alabilir miyim?
    gazete bayii: ekşi artık çıkmayacak...
  • 17 ağustos depreminin hemen sonrasındaki günler.. tokatta çalışıyorum, sağlık müdürlüğünde.. bizden yardım istenmemiş ama pek çok sağlık personelinin gönlü orada yatıyor aslında.. sağlık müdürünün odasında geçen aşağıdaki diyaloğu ne zaman hatırlasam gözlerim dolar. yeni mezun ancak henüz göreve başlamamış üç sağlık memuru müdürün odasına gelirler. içlerinden biri sözcüleri gibidir:
    -müdür bey biz deprem bölgesine gitmek istiyoruz. bize yardımcı olun.
    -çocuklar bizden personel istenmedi, ben nasıl göndereyim sizi..
    genç ısrarcıdır.. pekiştirerek tekrarlar isteğini.. dayanamaz sağlık müdürü:
    -bakın çok istiyorsanız cebimden para vereyim gidin ama resmi olarak gönderemem, hem neden bu kadar çok istiyorsunuz gitmeyi..
    ve öndeki genç yürek burkan aşağıdaki cümleyi sarf eder:
    -akşam gittiğimde annem beni eve almıyor müdür bey.. "sen sağlıkçı değil misin, neden gitmiyorsun oyalanıyorsun buralarda" diye..
  • anne herhangi bir riski olmadığı düşünülen ameliyattan çıkmıştır ve kızı ona refakat ediyordur o gece.
    çok sancısı vardır ve gaz olduğu düşünülür. annesi kızın göğsüne koyar kafasını ve kız sırtını sıvazlamaya başlar. iyi gelir biraz ama anne kızının yorulmasını hiç bi zaman istemez:
    " yeter, ellerin yoruldu"
    " yorulur mu hiç anne, olsun"

    anne gece daha fenalaşır, kusmaya başlar. kızı onula birlikte lavaboya girer. anne kızına hiç kıyamaz ama ayakta da duramıyordur aslında:
    "sen çık, midem bulanır"
    " hiç bulanır mı anne, sen rahat ol"

    kızı sabah olunca eve dinlenmeye gider, nöbeti babaya devretmiştir. biraz dinlenip geri gelir hastaneye. kapıda babayla karşılaşır.
    "naber baba?, yorgunsan eve git. annem nasıl oldu? geçti mi gazı?"
    "annen yoğunbakıma alındı"

    hemşire kızı yoğun bakıma çağırır, annesinin ayakları üşümüştür, kızı çorabını giydirir. anne sürekli konuşma çabasındadır:
    "ben burda ölürüm, sakın üzülme annem"
    "anne niye ölesin, burası daha donanımlı oda ondan burdasın"

    annenin bilinci günden güne zayıflamaktadır. kısa süreli yoğunbakıma girişlerde kızı annesinin saçını okşar, anne kızına yine kıyamaz:
    " sevme saçlarım kirlidir"
    kız öper annesini
    "niye kirli olsun annecim, mis gibi saçların"
    ağzında burnunda bi sürü hortumla bişey ister sizden
    " ben de seni öpim"

    artık gözlerini açamadığı, ama az da olsa cümle kurabildiği bir döneme girilir. başucuna gider kızı yine. anne görmese de kızının gözlerindeki yaşı hisseder:

    "sana gülmek yakışıyor, sen benim gülmeye değer kızımsın"
    " ağlamıyorum ki anne, sonuçlar iyiymiş,iyileşiceksin, korkma tamam mı"
    " ben ölümden korkmuyorum ki"

    kızı annesini son gördüğünde artık ne gözlerini açar ne de bi ses verir. iki gün sonra da yıldızların içine karışarak ellerinden kayaaar gider.
    kızsa annesinin onun için söylediği cümleyi düşünerek ağlar ama annesi için gülümser : "sen benim gülmeye değer kızımsın"...
  • -seni tanımak güzeldi.
    +seni sevmek güzeldi.
    -sana güvenmek güzeldi.
    +güveninin haklı olduğunu ispatlayacak bir şey yaptığımı hatırlamıyorum.
    -düşerken tutman yeterdi.
    +tutamadıklarımın sayısını düşününce...
  • yer: ytü beşiktaş kampüsündeki tonoz

    + meyve suyunuz neli olsun
    - (kendimden gayet emin şekilde) meyveli!
    + pardon o_0?
    - karışık, karışık ühühühühühü.

    (bkz: yer yarılsa da içine girsem denilen anlar)
  • iki insan nasil anlasamaz bunun gostergesi diyaloglardir.

    mekanın biri..
    müşteri vs garson

    +ice tea mango var mi?
    - yok.
    + alkolsuz ne var?
    - kola, sprite..
    + asitsiz ne var?
    - ice tea..
    + mango yok?
    - yok.
    + ne var?
    - kola, sprite.
    + ice tea?
    - var..
    + ??? ok ben bi su aliyim..
    - ice tea seftali var, limon var..
    + peki..
    - ??

    ağlamak istiyorum ben, galiba o son mangoyu sormayacaktım..