şükela:  tümü | bugün
  • asla ağlatan erkek kadar kıymeti bilinmeyecektir
  • çok fenadır çok.

    sessiz sessiz ağlıyosa bir erkek, eğer senin gözlerinin içine bakıp da,
    birinci dereceden görüyosan eğer, o masum gözlerin dolup dolup boşalmasını,
    dünden kalan kirli sakalının üzerinde dolaşan her bir gözyaşını ellerinle silmek isteyip de
    komik gururundan ödün verip ellerini onun yanaklarına uzatamıyorsan eğer,
    ve masaya düşen her bir damlanın çıkardığı sesi bir tek sen duyuyorsan,
    daha fazla dayanamazsın,
    sessizliği bozan ilk kişi olmak pahasına, "ağlama, nolur" dersin belli belirsiz, yalvarırcasına.

    belki biraz gururun okşanır, doğrudur biraz üzülürsün, ama çokça da pişmanlık duyarsın ağlattığına.

    ellerini uzatır, onun yanaklarında gezdirirsin, ıslaklığını alır, titreyen dudaklarına götürürsün.

    artık daha erkektir senin için, daha insandır. daha sevgilidir.

    fenadır ağlayan erkek, dokunur.

    çok fenadır, çok.
  • gardını düşürmek, güçlülük, zayıflıkla alakasını bir türlü çözemediğim insanlık hali.

    ulan aşıktır ağlar, sevdiği ölmüştür ağlar vs makina mısınız? makina mıyız? amına koduklarım.

    cidden bunu zayıflık olarak gören kadın da çok. o zaman marstan evlenin.

    tamam şaldır şuldur ağlansın da demiyoruz her dakika.. ama şöyle de bir gerçek var yılmaz erdoğan'dan gelsin;

    ''ağlamayı bilmeyen adamın, kahkahasından da bi bok olmaz.''
  • ...ve $uphesiz genetik yapisinda xy gonomlari ta$iyan bu varligin gozlerinden sular akmaya ba$ladiginda efendi aynali tahir geldi ve "bizden (erkekogullari kavmi) degildir o artik" dedi.

    delikanlios, 4:12
  • ulan ağlamazsın ruhsuz, buzdolabı, beton derler... ağlarsın karı kılıklı, totoş, ibino derler... ne bok yiyeceğimizi biz de şaşırdık amuaoyum...
  • samimiyse gözyaşları, insanın ömründen ömür götürür.

    erkek kolay kolay ağlayan bir varlık değildir. çünkü ömrü boyunca duygularını bastırıp, güçlü görünmek adına rol yapması beklenmiştir ondan. sağlam durmak, yere sıkı basmak, yükü omuzlamak zorundadır çünkü erkek. kadınlar duygularını rahatça gösterip, narin oldukça şımartılır, erkek ketum ve dayanıklı oldukça. bu yüzden ağlamak ağır gelir erkeğe. bu yüzden erkek hakkaten çok canı yakıp da, içinden taştığında ağlar sadece...

    erkek duygusuzmuş izlenimi yanlıştır. zira erkekler, biz kadınlar gibi bla bla anlatıp kendilerini rahatlatamazlar hiç. içlerine atar, kendi kendilerine çözmeye çalışırlar. yalnızlık daha ağırdır onlar için. çünkü kadınlar olur olmaz her şeyi samimi arkadaşlarıyla paylaşıp hafiflerken, erkekler en yakınlarına bile anlatmazlar hislerini. bu yüzden belki düşünmez erkekler bu tarz şeyleri, düşünmemeyi tercih eder. çünkü çözemediklerinde yardım istemek gibi bir lüksleri yok onların. anca rakı sofrasında bir kaç kadeh, bol bol susulan, şarkılarla avunulan bir sofra ve usulca ağızdan çıkan bir "boşver"... bu yüzden insanın ömründen ömür götürür ağlayan bir erkek. çünkü samimi bir şekilde akan o yaşlar senin yüzündense, kabullenemezsin. sevdiğin birinde öyle bir iz bırakmak ağır gelir bazen...

    ağlayan her erkek içten değildir elbet. kadınlar kadar bunun sömürüsünü yapan erkek de var maalesef. ama sevdiğin bir erkek, farkettirmemeye çalışarak hele, tutamıyorsa gözyaşlarını "allah beni kahretsin!" dersin halini gördükçe. alışıldık bir şey olmadığından ya da gözyaşları başlı başına can yakan bir şey olduğundan değil; erkekler kadar bebekliklerinden itibaren ağlamamaya şartlanmış yaratıkların, her şeyi bir kenara bırakıp öğrenilmişliklerini yıkarak kalplerini avuçlarına bırakıvermesi vurur seni. onca heybetli duruşuna, umursamamazlık zırhına rağmen en az senin kadar incinebilir olduğunu anlamak yıkar. oysa ne kolay bir erkeğe öküz demek, her şeye dair tüm suçları ona yıkıp kendini iyileştirmek, değil mi?!

    ağlayan erkek, babaysa ve senin hatansa bu nefret ettirir kendinden. sevdicekse ve senin yüzündense, ruhunu oyar. kardeşse ve ve suçluysan, içini burkar. dostsa ve sen ağlattıysan, yıkar. erkek ağladığı zaman, onu gerçekten seven kadın ağlamaz, ruhunu dağlar...
  • bir gün kavga ediyoruz hatunla. e insanın sinirleri yıpranıyor tabi, baktım geldim ben, göz yaşlarım yani geldi işte, neyse bu dedi bana istemiyorum ben ağlayan erkek. böyle hacı istenmiyormuş onlar aslında bilemedim. neyse, ben de dedim o zaman ben de sıçan kız istemiyorum. valla dedim lan bunu. sonra ağlasak ne çare, kim ciddiye alır. öyle.
  • ''ağlamaktan utanmam, hayır; ama erkeklerin önünde. erkeğiz, aynı sınıftanız, ayıp değildir; ama kadınların önünde her zaman yürekli kalmak gerek. biz de ağlamaya başlarsak, o zavallılar ne yapsın? dünya yıkılır sonra!'' (nikos kazantzakis, zorba the greek)
  • babamı gördüm ben bir kere ağlarken.

    o zaman ben küçüktüm. ölüm, benim için sadece tuhaftı ama babamı ağlatacak kadar ciddi bir şeydi. arka balkonda, tek başına, gizlice, sessizce.. ağlıyordu babam.

    o ana dair hatırladığım şey babanın ağlamasının dünyanın en kötü şeyi olduğuydu. ben çocuktum ve babam herkesin babasını döverdi. o ağlıyorsa demek ki çok kötü şeyler olmuştu. hiç kendimi belli etmeden geri gittiğimi hatırlıyorum. sonra çokça ağladığımı. ölüme değil. babam ağlıyor diye ağlamıştım. şimdi ne zaman o anı düşünsem gözlerim dolar ve ne zaman mezarlığa gitsek babamla göz göze gelmemeye çalışırım. dayanamıyorum. ağlamasın o.

    tanım: güçlü erkektir.
  • şu an bunlardan en az bir tanesi var dışarıda bir yerlerde, biz zamanında ağlarken bize sahip çıkan olmadı bari birisi ona olsa.

    ona sesleniyorum;

    "seni ağlatanın amına koyayım koç, şimdi kalk sil gözyaşlarını, git kendin için iyi bir şeyler yap."