şükela:  tümü | bugün
  • atıf yılmaz'ın en güzel filmi..

    kendisi 60'lı yıllarda çekilmiştir. oldukça siyah beyaz bir filmdir. bu filmi izlerken insan hakikaten "ahh istanbul" diyebilir, demiştir de..
    başrolde oynayan sadri alışık, sanki en çok bu filmde sadri alışık'tır. bıyıkları sanki en cok bu filmde incedir. ellilerinde bir istanbul beyefendisini oynar. öyle çıtkırıldım, sokakta yürüyemem, monşer degildir. sapkası ve bastonu vardır evet, ama o istanbul'un sokak arşınlamış beyefendilerindendir.
    oyle cümleler kurar ki film boyunca, agzindan opesiniz gelir.
    adı haşmet'tir. çökmüş bir dönemin haşmetinden geriye kalan ne varsa üstlenmiş gibidir. babasından kalmış yalıyı satmıştır, onun bahçesinde içinde piyano olan gecekondusunda yasar.
    bir de bu filmde ayla algan'ın gençliği oynamaktadır.. köyden artist olmak hevesiyle gelmis bu kızcağızı, bir sokak fotografçısına sokak ortasında, tahta sandalye üstünde, akrobatik şamdan pozları verirken görür haşmet.. biz gülerken bu duruma, gülsün mü ağlasın mı bilemez haşmet.. bu kızın cahilliğiyle, samimiyeti at bası gitmektedir. kaba güzelliğiyle, sevimliligi kolkoladır. bırakıp gidemez bu kızı haşmet..
    olaylar gelisecektir.
    fonda degisen istanbul'un ve hayatın acımasızlığıyla, sevmenin kurtarıcılığı rol çalacaktır.

    garip ve güzel bir tadı vardır bu filmi izlemenin. eskimemistir.
    eskimeyen bir seyleri hatırlatir.
  • 1.atıf yılmaz'ın safa önal'ın senaryosundan sinemaya aktardığı 1966 yapımı film. başrollerde sadri alışık, ayla algan oynamışlardır. aslında filmin adı "aah güzel istanbul"dur. işçi sınıfından gelen genç bir kadın ayşe'nin üst sınıfa geçme çabası; yüzeyde kalmış, yozlaşmayla bir tutulan bir batılılaşma eleştirisi düzleminde yapılmıştır. kadın cinselliğinin sömürüsü eleştirilirken bir yandan da erkek otoritesi, kurtarıcı konumuyla rasyonelleştirilmiş, olumlanmıştır. 2. sadri alışık'ın duygu yüklü, anlamlı filmlerinden.
  • --- spoiler ---

    ayşe: benim için bir tek sen varsın haşmet.
    haşmet: benim için de sen.
    ayşe : ne yapacağız şimdi bundan sonra?
    haşmet: bilmem.ama, yaşıyoruz, iki kişiyiz, birbirimizi seviyoruz.korkma, dünyada her zaman inanılacak sağlam şeyler bulunur.

    --- spoiler ---
  • filmin hemen basında hasmet ibriktaroglu ( sadri alışık ) nun kameraya bakıp sigarasının dumanı arasında kendini tanıtması ve film içinde yine haşmet bey'in evlilik üzerine kurduğu hayaller, atıf yılmaz ın yeni dalga sinemasından etkilendiği izlenimini verebilir.

    ayrıca genç erdal özyağcılar'ın kısa bir süre fırsatçı ve gözü dönmüş bir fotoromancı olarak belirdiği filmdir.

    sadri alışık film boyunca sigara üstüne sigara içer..
  • en atıf yılmaz filmidir, her karesi ayrıntı yüklüdür, daha kaç kere izlesem bıkmam dedirtenlerdendir.

    --- spoiler ---

    ilk sahnesi, sadri alışık'ın monoloğuyla başlar.
    gündüz çorbacı gece meyhaneci rıfkı'da sabah saatleri... uykulu uykulu, esneyerek çorbasını içer, ama daha çorba bitmeden yakar kibritiyle sipahi sigarasını ve başlar kim olduğunu bize anlatmaya:

    "bendeniz haşmet ibriktaroğlu, dedemin dedesi osmanlı sarayında ibrikçibaşıymış. dedem paşa, amcam süferadan, babam da zengin bir hovarda, hem de tüccar. beylerbeyi'nde bir yalıda dünyaya gelmişim. validem daha ben bir yaşındayken yakışıklı bir zabitle kaçmış. peder, içkide iki hanı, bir koca köşkü yemiş, bitirmiş. eh, servetin geri kalan kısmını da; ayıptır söylemesi biz batırdık. tüccarlığın bir zamane sanatı olarak inceliklerini kavrayamadığımızdan birkaç işten anlamazın aklına uyup, birkaç madrabazın eline; çevirsinler diye para bıraktık. ah, iflasla beraber yalıyı da sattık. bir çul artmamacasına geriye kalan ne var ne yoksa; hepsini dağıttık. şimdi çok rahatız elhamdulillah. mütevazi bir meslekte karar verdik, geçinip gidiyoruz.

    efendim, mesleğim seyyar fotoğrafçılık. ha, başka bir iş yapamaz mıydım? yapardım tabii, ama kendi başıma buyruk olmak istedim; yani öyle iki - üç kuruş için hürriyetimi satmak istemedim ya...
    (okkalı bir esneyişten sonra) kalkmalı, akşamda bir fazla kaçırmışım ki sormayın...

    --- spoiler ---
  • ayla algan'ın ilk sinema filmidir. sadri alışık'ın ustalığı ile film başlı başına bir şâhesere dönüşmüştür.
    1960 yıllarının istanbul u ve insanları siyah beyaz fotoğraf kareleri ve ekrana düşen o günlere ait içimizi sızlatacak güzellikteki hâtıralar filmde yekpâredir.

    alışık, o yıllara ait olan seyirciyle konuşarak hikâyeyi anlatma ekolü ile girizgah yapıyor filme. sigarasından dumanlar tüttürerek başlıyor ve o sigara hiç sönmeyerek de nihayetleniyor film.
    ayla algan, şimdiki zamanlardaki artist olma heveskârlarıyla kıyaslanamayacak kadar masumca arzuları olan çıtı pıtı, sevimli bir genç kızı oynuyor;adı ayşe. sadri alışık da onu türlü rezilliklerin batağından döndürmeye çalışan, zamanında evlenmemiş, orta yaşlı, eski istanbul beyefendisi haşmet rolünde; haşmet ibriktaroğlu. film 60 yapımı olduğu için "klasik tük filmi hikayesi" tâbiri henüz lügatımızda yer almadığından; çok çarpıcı, ibret verici bir senaryosu olduğu bile düşünülebilir.

    haşmet'in, haşmetli bir isim taşıyıp, civarda nam salması köklü bir aileden gelmesi, eskiden saraylarda oturmuş olması ve piyano çalabiliyor olmasıyla alakadar olmasının yanında, çevredesinde hatırı sayılır beyefendiliği ve arkadaşlığı ile de anılmasındandır. çünkü haşmet, arkadaşlığın çıkarsız, dâvetsiz rû be rû muhabbetinden, rakı masasından, sigara içmekten, fotoğraf çekmekten, müzikten iyi anlar velhâsılı. her insan gibi iç sesiyle konuşuyor olması, bazan dalga geçip, komik rüyalar görmesiyle de kendisine derinden bağlar, çünkü tıpkı biz gibidir.

    bu rol sadri alışık'da vücut bulup ve onun sûretinde hayat bulmasıyla izleyicinin gözünde 'gerçek bir kahraman' a dönüşür. her ne kadar ayşe nin korunaksız ve bitmez tükenmez hevesleri olsa da, bütün bunlara haşmet, sinema dünyamızda sonradan peydâ olan esas oğlanlar gibi tokatla cevap vermez ve sadri alışık o her zamanki hüznüyle ağlar, inler gerçekten de ve bu hüzün o nihâyetsiz, ucube hevesleri de berhevâ etmesine kâfi olur. haşmet e en çok yakışan ağzından düşürmediği sigarası ve o saf hüznüdür.

    film biter, herkes erer murâdına.
    istanbul, deniziyle, tüten bacalarıyla, haşmet ve ayşe nin güzellikleriyle ve sevgisiyle daha güzel olur.
    gramafondan bir plak çalar, birisi bir gazel okur, iki beyit atar; bundan murâdını alan alır şâd olur, almayan nâşad.
    şehnaz longa hayat bulur ve
    her şey aslında siyah fon üstüne ters s ile yazılmış o "istanbul hatırası" yazısının önünde fotoğraf çektiren şanslı kişilerden olmadığımızdan başımıza gelir..
  • 1966 yapimi olmasina karsin anlattiklariyla, gunumuz turkiyesinde elestrilen deger,olgu ve yargilari birebir barindiran,erkensezi ornegi bir atif yilmaz filmi.ayla algan in nefis oyunuyla kendini daha bi sevdiren, 1967 san remo komedi filmleri senligi ozel odulu sahibi yapit.
  • tamara tamara açma kalbime yara... ayla algan'da dudaklarını büze büze "utanmıyorum" diye bağırır. bir de yanında gezdirdiği fino'ya "hoşt köpek" der. o zamanda bu ne tahlillerdir dedirtir adama. öyle güzeldir ki...
  • sadri alışık'ın türk sinema tarihinin en iyi oyunculuk performanslarından birini belki de en iyisini sergilediği film.
  • 1966 yilinda cekilmis bu filmde yer verilen pek cok gozlem ve "tespit"in gunumuz turkiye'si icin de gecerli oldugunu soylemek mumkundur.
    turkiye'de muzigin yozlasmayla ilgili ongoruleri insana parmak isirtir. ayla algan'in sokak fotografcisinin taburesindeki pozlarini, kendisinden kirk yil sonra manken/meshur -ayni sey- olmaya calisan kizlarimizin televizyon kameralari karsisinda yaptigi hareketleri izlemeden vermis olmasi sasilacak seydir.
    sadri alisik beyfendilik kavraminin ne menem birsey oldugunu sadece iki saatlik sure zarfinda eksiksiz anlatir.
    bir sanatcinin oynadigi rolden keyif almasinin nasil birsey oldugunu gormek isteyen herkese siddetle tavsiye edilir.