şükela:  tümü | bugün
  • metaetikte, ahlaki bilgilere sezgiler yoluyla ulaşılabileceğini savunan görüş. tarihsel olarak henry sidgwick, george edward moore, william david ross önemli savunucularıdır. çağdaş sezgici kuramcılardan en önemli ikisi david ross'un sezgiciliğiyle immanuel kant'ın deontolojisini bağdaştırmaya çabalayan robert audi ve sezgiciliğe emprik/aposteriori bir yön de katarak revizyonist sezgicilik fikrini geliştiren michael huemer'dır. kısa bir felsefe tarihinden sonra sezgicilerin neyi savunduklarına geçelim.

    öncelikli/zaruri okuma, bu sezgicilikte önemli bir nokta: (bkz: ahlaki doğadışıcılık/@illuminatinin basindaki adam)

    eğer ahlak doğada bulunamıyorsa (is ought to gap, naturalist fallacy, open question argument gibi nedenlerden dolayı) ahlakı nasıl kavrayabiliriz? nasıl bilebiliriz? işte bu soruya ahlaki doğadışıcıların geliştirdiği cevap sezgidir. buradaki sezgiyi nasıl anlamak gerek? öncelikle sezgi duygu ile aynı şey değil. sezgi (kendi tanımımla) bir durum üzerine zihnimizde beliren ilk ahlaki-entelektüel fikirdir/imgedir ve kavrayış yetisine dayalıdır.

    misal, acı çekmenin ne olduğunu kavrayan birisi acı çektirmenin neden kötü olduğunu direkt olarak sezer. buna göre sezgi zihindeki ayrı bir yargı fakültesi olarak alınabilir. nitekim ilk nesil sezgiciler de insanda iyi ve kötüyü kavramaya (sezmeye) yarayan bir ahlak fakültesi olduğunu savunmuşlardır. kimse bu ismi kullanmasa da buna sensus moralis diyebiliriz, bence şık olur.

    gerçekten de bizim normatif yargılarımız, diğer yargılarımızdan -diyelim, damak tadı veya müzik zevki gibi- farklı gibi görünmektedir. öncelikle diğer yargılardan çok daha güçlüdürler. mesela biz bir şeyin ahlakdışı olduğuna inandığımızda, bu eylemi gerçekleştiren kişilere dair fikrimiz de beraberinde değişir. aynısı damak tadı için geçerli değildir; kimse arkadaşını brokoli sevmiyor diye ikaz etmez, onu eleştirmez vb. bunları yapsa bile bunlar güçlü eleştiriler değildir.

    ikincisi, ahlak tek başına motive edici güce sahiptir. ahlak yargılarımız bizim davranışlarımızı başka dışsal bir nedene ihtiyaç duymadan, salt ahlakilik duygusundan dolayı değiştirebilir veya yönlendirebilir.

    bu nedenlerden dolayı bizim beynimizde salt ahlaki konularda çıkarım yapmaya yarayan ayrı bir ahlak fakültesine sahip olduğumuz çok da makul olmayan bir pozisyon değildir. yine de zamanla bu anlayış evrilmiştir. artık bu normatif yargı fakültemizin kendi başına ve ayrı bir şey olduğundan ziyade genel akıl yürütme fakültemizin bir uzantısı sayılıyor denebilir. (kime sorduğunuza göre denmeyebilir de.) yani ahlaki bilgiler apriorik akıl yürütmeyle ulaşılabilen bilgiler olarak matematik ve mantık gibi soyut alanlarla birliktedir. bu yüzden rasyonalist sezgicilik olarak da anılmaktadır.

    rasyonalist sezgiciliği klasik sezgicilikten ayıran şey artık normatif yargı yetisinin aktif bir akıl yürütmeye dönüşmüş olmasıdır. klasik sezgiciler bir şeyin ahlakiliği hakkında hüküm vermek için "şöyle bir bakmanın" yeterli olduğunu düşünüyorlardı. rasyonalist sezgiciler ise genel olarak bu türden anlık sezgiye karşı çıkmamakla birlikte, sezgilerin yanılabileceğini; dahası akıl yürütme ve tartışma yoluyla da kompleks yahut ilk bakışta belli olmayan ahlaki bilgilere ve ilkelere ulaşabileceğimizi savunmaktadır.
  • şudur;
    "uçakta öpüşülür mü kardeşim?!"