aynı isimde "ahlat ağacı" başlığı da var
şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
1213 entry daha
  • insani asiri fakir hissettiren film.

    zaten torrentten indirmisim, dolayisiyla psikolojik acidan bir sifir yenik basliyorum filme; bir de esas oglanin ve ozellikle de yobaz imamin ac ruhlarina ve hamliklarina maruz kalinca kendimi camus’nun veba’sinda yasiyormuscasina bombos ve hepten umitsiz hissettim. yikik diye kahrolasi ve igrenc bir ifade cikti ya bu yakinlarda, su an o kelimenin hangi ruh halini anlatmak icin kullanildigini mukemmel bir sekilde anlamis durumdayim.

    ayrica, gordugum kadariyla hep ovulmus film ama haddim olmayarak (torrentten izlemis olmanin da verdigi eziklikle) yonetmenlik acisindan -uc maymun’la birlikte- nuri bilge ceylan’in en zayif isi oldugunu dusunuyorum ahlat agaci’nin. kusursuz kisimlarinin yaninda, filmlerinin her sahnesini nakis nakis isleyen birinden beklenmeyecek sekilde, abartili ve hikayenin temasiyla ilgisiz romantik kareler barindiriyor film, bana kalirsa. ayrica secilen muzikleri cok ama cok kotu, bazi diyaloglari da gereginden fazla teatral buldum.

    fakat bazi karakterler oyle derin ve dolu ki, insan gercekten hayret ediyor. dolayisiyla uzak ve bir zamanlar anadolu’da gibi saheserlerin seviyesinde gormesem de, nbc filmi en nihayetinde, begenmemek zor. zaten altinda onun imzasi olmasa, muhtemelen sabaha kadar ovgu duzuyor olurdum burada. beklentilerin arsa deger hale gelmesinden bunlar hep. bir de bedavaya ulasmis olmanin getirdigi kiymet bilmezlikten tabi*.
  • klasik bir nuri bilge ceylan filmi.

    uzun uzun bakışlar, derin susmalar, aşırı gerçekçi mekan tasvirleri, içi dolu bir sürü diyalog...

    3 saatlik film, sıkıyor mu? kesinlikle hayır. zaten nbc filmlerinin doğası bu. o kadar uzun olmasına rağmen sıkmaz insanı. "boşuna izledim" dedirtmez insana. ben her ne kadar sinan'ın "ya" ve "değil de" tekrarlarından sıkılmış olsam da kaliteli bir film izlediğim hissine kapıldım.

    konu bir kere çok bizden, aşırı bizden. o lanet olası mavi asker bavulu ile eve dönüş sahnesi bizim evde çekildi zannettim. okul biter. sınavlar, atanamama, küçük yerde yaşamaktan dolayı "alakasız işler"de çalışmak zorunda olmak vs...

    garipsediğim bir nokta var, yeri gelmişken yazayım. cannes film festivalinde dakikalarca ayakta alkışlandı bu film elin yabancısına çok fazla bizden bir öğe olan "okul-bunalım-askerlik-bunalım" kısır döngüsünü nasıl hissettirdi bu film onu anlayamadım. eleştirmek için değil. refahı yüksek ülkenin insanları ellerini gerçekten bu kısır döngüyü hissettiği için mi çırptı? sıkıntım o. eğer öyleyse zaten biz nbc'yi pamuklara saralım saklayalım. ülkemizden de dünya çapında yönetmen çıktı diye sevinelim. (seviniyoruz da)

    filmin doruk noktası sinan ve iki imamın din üzerine sohbeti bence. genç olan imam yenilikçi düşünmek istiyor. ne kadar yenilikçi düşünmek istese de dinin o dogmatizmi "haşa"lar ile suratına vuruyor. diğer imam da kesinlikle yobaz değil. sanki nbc yüzümüze vura vura "din adamı" dediğin böyle olmalı diyor. din ile en çok para kazananların ülkesinde dinin yetkilileri böyle olmalı diyor.

    final sahnesi de çok vurucu. sinan'ın yıllardır soğuk olduğu babasının, kitabını okuyan tek kişi olduğu gerçeği bir tokat gibi vuruyor sinan'a. geri kalan hayatının ilk anında babasının bile vazgeçtiği kuyudan su çıkarmaya girişiyor.

    güzel film, çok bizden film...
  • çok beğendim harikulade olmuş

    diyaloglar şahane

    görseller şahane

    senaryo üzerinde uzun uzun çalışıldığı anlaşılıyor diyecek tek şey şahane olduğu.

    son sahnede çok üzülmüştüm ama sonra öyle olmadığı çıkınca hüznümün yerini sevinç aldı.

    sinan'ın imamla olan konuşmaları çok iyiydi ve çok gerçekçiydi

    keza yazar süleyman ile diyalogları iyiydi
    burada serkan keskin'in hakkını verelim

    başrol doğu demirkol ve murat cemcir çok çok iyiydi
    ayakta alkışlıyorum bütün ekibi

    tabi en başta nuri bilge ceylan
    cannes'da ve diğer bütün uluslararası yarışmalarda ödülleri o kadar hakediyor ki
    kış uykusu'nu canım sıkıldığında açıp izleyen ben sanırım defalarca izlemişimdir

    aynı şekilde bu filmide defalarca açıp izlesem bıkmam
  • beğendiğim film. müthiş diyebilir miyim bilmiyorum; ama birkaç kez daha izlenmeyi hak ediyor.

    --- spoiler ---

    borçlunun boynu büküktür derler, murat cemcir öyle güzel yaşattı ki o duyguyu. çevresinde azıcık bir itibarı bile kalmamış, diğer yandan da bir baba olarak evde de hiçbir ağırlığı kalmamış biri nasıl oynanır, herhalde ancak böyle oynanırdı. bir şeylere tutunma çabası, acı dolu güler yüzü derken bana uzun süre unutamayacağım şeyler yaşattı murat cemcir sayesinde bu film.

    ben otogar sahnesinin etkisinden hala kurtulamadım. bir baba olarak o dayanılmaz çaresizliğe rağmen para isterkenki üslubu, murat cemcir'in mükemmel oyunculuğu... düşündükçe boğazımda bir şeyler düğümleniyor.

    hazar ergüçlü'yü daha çok göreceğimi düşündüm film boyunca, bir yerlerden çıkıp tekrar dahil olur gibi geldi. hiçbir şekilde tekrar dahil olmaması ise filmin gerçekçiliğini artırdı benim gözümde.

    --- spoiler ---
67 entry daha