şükela:  tümü | bugün
  • "ahmed amiş", "ahmed amiş efendi", ahmet emiş dede gibi isimlerle de bilinen bu evliya, şöyle bir insandır, demeden önce bir sözünü nakletmek isterim:"olan olmuştur; olacak olan da olmuştur"...

    kimdir, nedir?
  • tırnovalı* ahmed amiş efendi..

    ismi şeriflerindeki "amiş", rumeli taraflarında "küçük amca, amcacık" manasına kullanılmaktadır..

    "taş, taş olmuş yere yatmış, onun kaderinde basılmak var. ama! sen sen ol, yolda bir taş gördüğün zaman sakın onu ayağınla itme! elinle elıp bir kenara bırak."

    diye bir kelam etmişlerdir ki üstüne ancak susulur..
    derin derin, uzun uzun susulur..
  • namazdan ziyade namaz kılanı sevdiğini söyler. oruçtan çok oruçluyu. insanı yani. selam olsun.
  • sözleri
    “dağı dağ, taşı taş gördükçe şeyhe muhtaçsın. bu böyle olsun, şu şöyle olsundan kurtuluncaya kadar, şeyhe muhtaçsın.”

    “ben, namazdan ziyade namaz kılanı severim.”

    “marifet ehli, eşya ne üzere ise, hakikatiyle bilmiş ve görmüşlerdir.”

    “insan surette muhtar, hakikatte mecburdur.”

    “bütün mevcudat hakkın zuhurudur. ilâhî şuûnât zatî iradedir.”

    “allah, haddi zatında ‘ekber’dir.”

    “kalb safâsı, beden hafifliği iste.”

    “allah teâlâ olmak kolaydır, ama muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem olmak güçtür.”

    “ağzımdan çıkan sözleri zamanla unuturum. fakat ne söylersem hâdisât-i âlem öyle zuhûr eder.”

    “mütecelli vâhid, mecla müteaddittir.” (tecelli eden birdir, ayna ve görünme yeri çoktur.)

    “ezelde hilkat yok, zuhur vardır.”

    “zahiren kaderiyyûndan, bâtınen cebriyyûndan ol.”

    “bizi sevenleri sevenler imanlarını kurtarır.”

    “bizim lafımız olduğu zaman sıkılıp kaçanlardan kor-karız.”

    “birisi senin yanında benim aleyhimde bulunursa beni müdafaa etme.”

    “ahmed (efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem adlarından biri) in mim’i kalkar-sa o vakit ahad olur. mim kalkar mı? kalkarsa o vakit sen kalmazsın.”

    “göçmüşe rabıta olmaz.” (tasarruftan düşmüş evliya için)

    “tevâcüd, vecd, vücûd.. bundan ötesi söylenmez ki?”

    “şerîati tut, hakîkati yut.”

    “vahdet çeşnisi şimdi kadirîlerle halvetîlerde kalmıştır. ötekilerde bir şey yoktur.”

    huzuruna gelen bir gence: “hadi git, meyhanelerde, kerhanelerde gezmeye devam et!” dedi ve çevredekiler sordular: “ama nasıl olur, efendim?” cevap verdi: “bu-nun, ezelî takdirde işi o. bari bunu emirle yapmış olsun.”

    huzuruna gelen bir doktor, sohbet sırasında :

    “tuz, iki madenden mürekkeptir. bu iki maden tek başlarına alındıklarında öldürücü birer zehir olurlar. hâlbuki ikisi bir alınınca lezzet veren bir madde oluyorlar.” bunu dinleyen ahmet âmiş kaddese’llâhü sırrah’ül azîz efendi der ki;

    “allah teâlâ ile muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem de aynen öyledir.”

    bir mıknatısı bir demire tutarak: “bakın nasıl çekiyor! ben de istediğimi işte böyle çekerim. siz öteden beriden adam getireceğim diye ne uğraşırsınız?” der.

    daha iyi hallere yükselmek isteyen bir müridine sö-zü: “karıştırdığı helvaya şekerin ne zaman konulacağını, helvacı bilir.”

    rızk ile ilgili olarak soru soran birine de; “en âlâ rızık, mânevî rızktır. dünyada eşini bulamaz, işini bilemezsen rahat edemezsin.” demiştir.

    “ vücuduna sözü geçmeyenin başkasına sözü geçmez.”

    “allah tecellisini tekrar etmez.”

    “esmâ-ı ilâhiye, zât-ı ilâhiye’nin libâsıdır. her an bir libâs ile zuhur eder. onun hükmü bitince diğer bir isimle telebbüs eder.”

    “allah bu dünyada esma ile tecelli buyurur. hangi esma ile zuhur ederse, diğerleri ona tâ’bi olur.”

    “ biz bir binayı tamir ederken, kiremitlerini bile sallamayız.”
  • sizin gelmeniz size bağlı değildir. biz istemeyince sizler gelemezsiniz. ahmed amiş efendi
  • (bkz: #57239370)
  • ahmed amiş efendi ile hatıralar: (bkz: http://ismailhakkialtuntas.com/…endi-ile-hatiralar/)
  • ahmed amiş efendiyle bir acayip sohbet:

    (bkz: http://www.dunyabizim.com/…dinin-bir-acayib-sohbeti)