şükela:  tümü | bugün
  • lefke avrupa üniversitesive marmara üniversitesinde de ekonomi dersleri vermiş hatta laü'de ekonomi bölüm başkanlığı yapmış zeki, marjinal, yaratıcı adam.
    mutfağına örülmüş örümcek ağına zarar vermemek için mutfağın o tarafını asla kullanmadığı görülmüş yaşama hakkına olan saygısı aşmış iktisatçı.
  • zamanında başbakana yazar kasa atmış, şimdi ise ankara'da epey iş yapan bir emlakçı olan eski eylemci
    (bkz: yazar kasa eylemi)
  • birgünün, gazetenin genel çizgisinden epey uzakta duran, sıklıkla sola eleştiriler getiren yazarı. şimdiye dek bu eleştirel yönüyle sempatimi kazanmış olsa da bugünkü stalinizm başlıklı yazısıyla iyice göstermiştir ki kendisi sosyalizmin kendince yanlış yorumlarını eleştirmek yerine "sosyalizm öldü" edebiyatı yapmakta, "biz boşuna uğraşıyoruz" demektedir. bakalım ne demiş:
    "artık anlaşılmış bulunmaktadır ki ücretli emeğin kalkmasına daha çoook zaman vardır, yani onun şartlarının oluşmasına daha çok zaman vardır. kaldık mı şimdi ortada. işte o şartların oluşmasına daha çook zaman varken "biz yaptık, oldu" diye ortaya çıkmanın sonucu değil midir stalinizm? ve dolayısıyla stalinizm için suçu biraz da lenin"de ve belki de marks"da aramak gerekmez mi? bir zamanlar, galiba 1990"lardaydı bazı fransız öğrencileri duvarlara "marks, bütün diktatörlüklerin bilerek babasıdır" yazmışlardı."
    kendisinin elinde herhalde "ücretli emeğin kalkmasına kadar geçecek zaman"ı ölçen bir makine olmalı ki buna bakarak hiçbir dayanak sunmadan "daha çoook zaman" olduğunu iddia edebiliyor.
    bunu yazabilmek için evvela marksizmi anlamamış-yanlış anlamış olmak, daha sonra da bu yanlış anladığı şeye bakarak marksizmden ümidini tamamen kesmiş olmak gerekir. daha önceki yazılarında sıklıkla sınai kalkınmacılığı, ulusal sınırlar içerisinde teknolojik gelişmeyi savunmuş olması da bu noktada şimdi daha manalı geliyor bana. sosyalizmi türkiye'nin gelişip zenginleşmesi, türkiyelilerin daha rahat yaşaması için bir araç olarak mı görüyor nedir, tam çözebilmiş değilim açıkçası.
    solun içler acısı halini, marksizmi anlamayıp yanlış yorumlamak, kemalizmden, milliyetçilikten, stalinizmden, ikamecilikten, cemaatçilikten kurtulamayıp halktan kopmuş olmakla açıklayarak tutarlı, demokrat bir marksizme dönüşü öneren, başta dsip gibi partiler ile baskın oran, murat belge, oral çalışlar, ömer laçiner gibi adamlar neredeyse her gün birgün ve benzeri yayınlarda ağır eleştirilere maruz kalıp liboş olmakla, "türkiye solunun ilerici geleneklerini yıpratmaya"* çalışmakla suçlanırken, marksizmin işe yaramaz olduğunu iddia eden bu adamın birgün içerisinde ayarlara maruz kalmadan tutunabilmesi hakikaten ilginç.
    "liboş" olup olmamanız marksizme bakışınızla değil, ergenekon meselesinde durduğunuz yerle ölçülüyor anlaşılan.
    stalinizm başlıklı yazısı: http://www.birgun.net/…00&day=21&month=08&year=2008
  • yök'e karşı olmasam yök başkanı olmalı diye coşacağım profesör emeklisi. öğrencisi olamadığım için üzüldüğüm yegâne insan. her türlü küfürü ağzına yakıştırmayı beceren ender kişilerden, içki masalarının 2 dubleden sonra en tatlı sapıtanlarından...
    özel bir üniversitede ders verirken kendisini sinirlendiren öğrencilere siktir çekmişliği vardır.
  • "eski kent kırgınlıkları" adlı kitabın yazarı.
  • bir diğeri, türkiye cumhuriyeti hükümetleri’nin birinde kabine üyesi olarak bulunmuş şahsiyettir. hükümet üyesi olarak görev alışına ilişkin bilgiler aşağıdadır:

    s.n./kabine/görevi/görev başlangıcı/görev bitişi/seçim çevresi/partisi/görev süresi/toplam görev yapma süresi
    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    1. 43.hükümet/gümrük ve tekel bakanı/12 kasım 1979/12 eylül 1980/bolu/ap/10 ay/10 ay

    not: resmi degil bu verilen süreler; ben saydım ve yazdım. nasıl saydım? bir yılda 12 ay var kuşkusuz ve her ay (istisnasız) 30 çekiyor.
  • bugün olsa yazar kasalı pos atar, şık olmazdı.