şükela:  tümü | bugün
  • cevirmen...odysseia nin 1957 yilinda varlik yayinlari ndan cikan cevirisi azra erhat cevirisi kadar olmasa da bence yeterince basarili...
  • onun çevirdiği ilyada ve odysseia'ları varlık yayınları tekrar basmadığı için yeni nesillerin bu iki dev temel eseri okuyamadığını düşündürtür. homeros bu eserleri bir şiir formunda yazmış olsa da doğrusu azra erhat'ın çevirilerini okumak zor geldi bana. ahmet cevat emre'nin çevirisi öyle mi ya, düzyazıdır ama şiir gibi okutur kendini: "sabah sisi içinde doğan gül parmaklı şafak görünür görünmez..."
    varlık yayınları lütfen, duy sesimi...
  • milli eğitim bakanlığı'nın 64te bastığı bir aiskhylos'un agamemnon çevirisi mevcut. dili bugün çevirmenlere örnek olabilecek arılıkta.
  • meşrutiyet yanlısı olduğu için, harbiyede öğrenciyken trablursgarpa sürülen dil bilimci.
    cumhuriyet döneminde dil devrimine destek vermiştir. 1935-1939 arası milletvekilliği yapmıştır.
  • öğretici şiirleri zamanında türkçe kitaplarında yer almış dil bilimci. şiirlerinin en ünlüsü sanırım şudur:

    vatan bizim anamızdır
    anamızı belleyelim

    kendisi aslen giritlidir. türkçeyi 9-10 yaşlarında öğrenmiştir. sanırım dil bilimci bile olsan çalıştığın dil, ana dilin değilse hata yapabiliyorsun.
  • kendisi, epeyce uzun tuttuğu türkçeye kazandırdığı odysseia’nın önsözünde; “homerik eposları en önce ben mme dacier'nin salon fransızcasından okumuştum. fakat altı, yedi senemi homeros'un dilini tahsile, filolojik, historik ve arkeolojik etütlere sarf etmeden, victor berard'ın yayınlarını mütalâa etmeden; öbür yandan da gök türklerin yazıtlarından, uygur anıtlarından ön asya ve küçük asya fatihleri oğuz türklerinin onüçüncü ve ondördüncü asır betiklerine ve dede korkut kitabı gibi ulusal eposlarına nüfuz etmeden homerik eposların çeşnisine erişmek mümkün olmamıştır. kullandığım üsluptaki arkaik renklerin sebebi iki devrin yaklaştırılmasıdır: otuz bu kadar asır evvel balkanlara, tesalya ve makedonya'ya, peleponez'e, ege denizi sahil ve adalarına, ionya'ya, akınlar edip yerleşen akhai, danaos ve nihayet dor hanlarının homerik eposlarda tasvir edilen devrini, oniki asır evvel ön asya ve küçük asya'ya akınlar edip oralarda yerleşen oğuz hanlarının, onüçüncü ve ondördüncü asır betiklerinden ve dede korkut eposlarından anlaşılan devrine aklımla ve gönlümle yaklaştırdım; bununla beraber, zamanımızın, tabir caizse, potansiyel dil çeşnisinden de aklımı ve gönlümü uzaklaştırmamağa çalıştım; işte bu tercüme, bu emeklerin bir verimidir.”(sf:52)der.

    destan, odysseus’un, truva savaşı sonrası evine dönüşün (on yıllık) hikayesidir. bu destan, genel olarak kültürel bakımdan başta avrupa olmak üzere, çevre coğrafyalarda yaşayan bütün toplumları etkilemiş; özel olarak da, shakespeare’den james joyce’un eserlerinin kurgularına kadar nüfuz etmiştir.

    itiraf etmeliyim ki, öğrencilik yıllarımda iliada ile birlikte odysseia’yı a. kadir/azra erhat çevirilerinden okumuş, bunların yanındaki ahmet cevat emre çevirisinin –haksızlık ettiğimi şimdi anlayarak- kapağını açmamıştım. şimdi, ulysses’le birlikte okuduğumda; görüyorum ki, a kadir/azra erhat çevirililerinin başarılarının arkasında, bu önceki çevirilerin önemlice payı var.

    müellifinin bizim kuşaklarca bilinmeyen değerini de teslim etmek gerekmektedir. o, doğduğu çok dilli girit’inden -mübadil olmaksızın- kurulan ulus devletin içinde yer aldığı hayatının bu ikinci döneminde, osmanlının pek çok entelektüelinden yoksun yeni türkiye’nin çoraklaşmış kültüründe dil alanında her daim parlayan bir yıldız olmuş.
  • kadir mısıroğlu'nun sohbetlerinde anlattığına göre; mısıroğlu'nun üniversitede hocasıymış. üniversitede tutunabilmek için müslüman olduğu anlaşılmaması gerekiyormuş ve bu yüzden ramazanda dışarıda sigara içermiş.