şükela:  tümü | bugün
  • "tatil günlüğü" adlı serinin yazarı.
  • 26 eylül 2001’de istanbul dgm savcılığı’na verdiği ifade:

    harun karaca, istanbul büyükşehir belediyesi’nde başkan (recep tayyip erdoğan’ın-sy) danışmanlığını yapmaktaydı. görevini 1995 ve 1998 yılları arasında kesintisiz olarak sürdürdü. bu dönemde belediyeden ihale alan firmalar için harun karaca önemli bir isimdi. çünkü ihaleleri harun karaca inceler ve ihale alan firmalara belediyeye yakın olan vakıflara veya başka birimlere bağış yapılmasını sağlardı.

    bir firma ihaleyi aldıktan sonra harun karaca direkt olarak firma sahibinden ‘hayırlı olsun, sen bu ihaleyi aldın, buradan para kazanacaksın, bizim öğrencilere yönelik hizmet amaçlayan bazı vakıf ve kuruluşlarımız var. bunlara yardım ederseniz memnun oluruz’ diyerek, yüzde 3’ten başlayarak yüzde 10’a kadar varan miktarda kararlaştırılan komisyonla ilgili vakıflara ve kuruluşlara kanalize etmek için beni çağırırdı.

    firma sahibiyle ben diyaloga geçerdim. belediyede resmi bir görevim olmadığı için istanbul eğitim ve gençlik vakfı’nda (isegev) yönetim kurulu üyesi olduğum için böyle bir fonksiyon üstlenmiştim.
    benim harun karaca’yla irtibatlı olarak görüştüğüm ve vakfımıza yardımlarını kabul ettiğim firmalardan hatırlayabildiklerim; biat inşaat, cengiz inşaat, yüksel inşaat, yapısal inşaat…”
  • 13 mayıs 2014 soma işçi katliamında yaşamını yitirenlerden; isimleriyle değil, sayılarıyla anılanlardan.
  • bir öğrencinin hatıra defterinden
    ahmet ergün - tns yayınları
    "-şanslısın" dedi lisedeki matematik öğretmenim.
    "kazandığın üniversite tipik bir anadolu şehridir. anadolu halkı misafirperverdir. yurt bulamazsan ev tutarsınız, aç kalmazsınız konu komşu doyurur sizi" diye devam etti. aynen kitaplardığı yazıldığı gibi anlatıyordu. heyecandan ölüyordum.
    dediği gibi de oldu. yurtta yer bulamadık. dört arkadaş bir apartman dairesi kiralamaya karar verdik.
    "kiralık" yazan birkaç eve baktık. ev sahipleri bizi görür görmez "öğrenci misiniz?" diye soruyordu. demek ki çok belli ediyorduk. birkaç hafta ev tutma işleri hep başarısızlıkla sonuçlandı. öğrenciye ev vermek istemiyorlardı. nedenini bilmiyordum ama öğrencileri pek sevmiyorlardı.
    sonunda bir apartman dairesi tuttuk. biraz kazıktı kirası ama olsun.
    taşındığımızın ilk akşamı apartmanın için mis gibi yemek kokuyordu. alt kattan üst kattan leziz yemeklerin kokusu bizim daireye kadar geliyordu.
    ahmet mırıldandı: "-oğlum birazdan bir teyze kapımızı çalacak ve bize tepsiyle yemek getirecek, bak gör." dedi.
    o gün kimse kapımızı çalmadı.
    4 yıl o evde oturduk.
    sonunda birisi kapımızı çaldı.
    gelen görevliydi.
    usulca seslendi: "gençler, taşınıyorsunuz galiba. son iki ayın apartman aidatını verin de helalleşelim."
    30 lira verdik ve helalleştik.
    seviyorum anadolu insanını.
  • muharrem ince'nin vakti gelince açıklayacağı isim. rte'nin fetö'dan aldığı icazet'in canlı şahidi..