şükela:  tümü | bugün
  • ahmet faruk ünsal. türkiye büyük millet meclisi 22. dönem adıyaman milletvekili.
  • ileri derecede homofobiktir. http://t24.com.tr/…mazlum-kategorisine-girdi/216673

    ‘eşcinseller bende acıma duygusu uyandırıyor’

    - söyleşiyi sonlandırmadan objektifi mazlumder’e yöneltip size gelen ana eleştiriyi, eşcinsellere yönelik tavrınızı soralım. son olarak nefret suçları yasa kampanyası sözcüsü cengiz alğan, mazlumder’in platforma eşcinseller de olduğu gerekçesiyle katılmadığını belirtti. doğru mu?

    eşcinsellik meselesi çok tartışmalı bir konu. kendi adıma şunu söyleyebilirim, eşcinseller bende nefret değil, acıma duygusu uyandırıyor. biz, insanların eğer kendilerine yakıştırıyorlarsa, tabii dört duvar arasında olmak kaydıyla eşcinselliği yaşamalarının kendilerini ilgilendiren tercihleri olduğunu düşünüyoruz. evin mahremiyeti esastır ve kim kendine neyi yakıştırıyor ise kendi özelinde onu yaşar. eğer inanıyor ise günah veya sevap olarak, inanmıyor ise vicdan, ahlak, görenek vs. değer yargılarına göre kendini konumlar. bizi rahatsız eden şey, eşcinselliği böyle değerlendirirken, mazlumder’in bir yerde bulunuyor olmasını kendi görünürlüklerine ve meşruiyetlerine vesile addeden fırsatçılıktır. bunu saygısızlık olarak kabul ediyoruz. zaten istedikleri yerde istedikleri gibi bulunup propagandalarını yapıyorlar ve bunun için ab dahil o kadar çok güçlü destekçileri var ki. cengiz bey’in dediği olayda arkadaşlarımızın hangi mazeret nedeniyle katılmadıklarını bilmiyorum.

    biz eşcinselliği normalin dışında bir durum olarak görüyoruz. batı’da üretilen değerlerin evrensel değerlermiş gibi bütün dünyaya dayatıldığını, eşcinselliğin de bir değer olarak pazarlandığını düşünüyorum. eşcinselliği meşru kabul eden insanlar, çokeşliliği meşru kabul etmiyorlar.

    - çok eşlilik ve eşcinsellik sizce aynı mı?

    eğer sadece rızaya dayalı bir ilişkiden bahsediyorsak, eşcinselliği de rızaya dayalı bir cinsel yaşam olarak kabul ediyor isek, çok eşlilik batı’da kabul edilmediği için burada da edilmiyor, aşağılanıyor, ama eşcinsellik gibi gayritabii bir ilişkinin kabul edilmesi için müthiş bir lobi var. burada değer pazarlaması yapılıyor.

    - çok eşlilik bir seçim, ama eşcinsellik bir cinsel yönelim; karşılaştırmanızda hata payı yok mu?

    rızaya dayalı bir ilişki olması bakımından benzerdir. yani kimse kimseyi aldatmıyor, herkes neyin ne olduğunu biliyor ve kabul ediyor anlamında. cinsel tercih ve cinsel yönelim meselesi da aslında iki ayrı konudur. hazzın tüketildiği ve haz anlamında insanlığın sınırına gelindiğinde bir çeşni ve bir değişiklik olarak yaşanan tercih’in hiçbir savunulacak tarafı yok. yönelim ise tamamen farklı. bakın, freud psikanalizin kurucusudur ve eşcinselliği bir hastalık olarak görüyordu ve tedavi edilebileceğini söylüyordu. siz bunu bir anomali olmaktan çıkartır ve normalleştirirseniz, yaşadığı bu eşcinsel eğilim, yönelim nedeniyle rahatsız olan ve kendini değiştirmek isteyen insanların bunu değiştirmelerini, tedavi olmalarını engellemiş oluyorsunuz.

    - freud’un görüşlerinin karşısında eşcinselliğin tedavi edileceğini savunan kişilerin teorilerini dayandırdığı spitzer, geçtiğimiz aylarda “eşcinselliğin bir tedavisi yok, hastalık değil” dedi. keza, dünya sağlık örgütü de uzun zamandır eşcinselliği hastalık olarak kabul etmiyor. zorla tedaviye sürüklenen insanların bundan kurtulmuş olmasında nasıl bir sorun var?

    eşcinselliğin tedavi edilemeyen vakaları olduğu gibi tedavi edilenleri olduğunu da biliyoruz. dolayısıyla siz “eşcinsellik normaldir” dediğiniz zaman tedavi olmak isteyen ve eşcinsel dürtülerden dolayı rahatsız olan kendini değiştirmek isteyen insanların değişim isteklerinin önünü kapatmış oluyorsunuz. bu da bir başka hak ihlali olmuş oluyor. çünkü eğer bu hal normal ise, o zaman sizin rahatsız olmanız ve değiştirmek istemeniz anormal olmuş oluyor. bunu normal kategorisinde kabul ettiğiniz zaman niye tedavi edeceksiniz veya bunun değişmesi için neden uğraşacaksınız? değişim isteyen insanlara kapıları kapatmış olmuyor musunuz? dünya sağlık örgütü ekonomi-politik ilişkilerin dışında bir örgüt değil ki. kolestrolün kalp hastalığı yaptığı kabulü üzerinden kurulmuş dev bir sanayi ve pazarlama sektörü yatırımlarını yeterince kâra dönüştürdükten sonra kabuller ve tedavi yöntemleri de değişmeye başladı. kuş gribi ve domuz gribi hastalıkları ve aşıları da sağlık örgütü’nün hatırlayabildiğim kadar, piyasa ilişkilerinden bağımsız düşünülemeyecek olan pratiklerinden. tüm insanlık üzerinde hegemonya kurmak isteyen hakim kültür, uluslararası örgütler aracılığıyla hazzı ve kârı maksimize edecekleri bir düzen kurmak istiyor.

    - söylediklerinizden çocuğunuz eşcinsel yönelime sahip olsa onu doktora taşıyıp “düzelmesi” için canhıraş bir çabaya gireceğiniz anlamı mı çıkıyor?

    siz iyi olsun diye uğraşırsınız, olur olmaz, kendi tercihidir. ama her şeye rağmen herhangi bir düzelme olmaz ise bundan mutlu olmam ve sıradan bir durummuş gibi karşılamam. bakın, burada gerçekten batı’da üretilmiş ve bütün insanlığa dayatılan normalleştirilmiş eşcinsellik olgusu var ve neredeyse bu hakim kültür ve söyleme karşı çıkmak dünyanın en büyük ayıbı gibi.

    - peki sizce doğu’da eşcinsellik yok mu?

    olmadığını söylemiyorum, eşcinselliğin normal kabul edilmesini batılı değer olarak söylüyorum. eşcinsel yaşam her yerde var ve insanlık tarihi kadar eski olduğunu düşünüyorum. islam toplumlarında da var tabii ki. ama bunun meşru, doğru ve tabii bir seçenekmiş gibi sunulması yaklaşımı batılı bir yaklaşımdır.

    bize hep “siz homofobiksiniz” diyorlar. biz de diyoruz ki; “biz heteroseksüel ilişkiyi başlı başına yüceltmiyoruz, eğer öyle olsaydı ensest ilişkiyi de meşru kabul ederdik.” reşit olan insanlar arasında rızaya dayalı ilişki varsa, kimin kimle ne yaptığı bizi ilgilendirmez, diyebilir misiniz eğer o ilişki evin mahremiyeti içinde kalmıyor ise. normal kabul etmediğiniz bir cinsel yaşam eğer özel alanda yaşanıyor ise yapacağınız en fazla şey ayıp, günah, anormal vs. gibi nitelemelerde bulunmanızdır. kısacası, siz eşcinsel olabilirsiniz, bunu kendinize yakıştırıyorsanız kime ne! mahremiyet koşullarına uygun olarak yaşayın. ama siz bu benim yaptığım da normal, sıradan, meşru herhangi bir şeydir derseniz; orada biz de “bizim için değil” deriz.

    - “heteroseksüel ilişkileri yüceltmediğinizi” söylerken bir gruba “siz normal değilsiniz” diyorsunuz. bir eşcinsel bireyin “bence de siz normal değilsiniz” demesi sizde nasıl bir etki yaratır?

    ama hayatın kendisi heteroseksüel ilişki üzerinden var oluyor. yani hayat varsa, heteroseksüel ilişki var olduğu için var. bir şeyin normal olup olmadığı konusu o kadar müphem bir şey midir? bakın kesin veriler üzerinden işleyen hukuk bile, bir yargıda bulunurken, en fazla kullandığı argümanlardan biri, “hayatın normal akışı içinde şu şu işler öyle olmaz o halde burada suç vardır veya kabahat vardır” der. yani, normal, bilinmeyen bir şey değil ki. normalin ne olduğu üzerinde kuşku oluşturmak, kusura bakmayın ama, bana biraz post-modern hezeyanlar gibi geliyor ve normalin ne olduğu üzerinde kuşku her şeyi imha eden bir etkiye sahip.

    - bir varsayımda mı bulunuyorsunuz, çünkü heteroseksüelliğin olmadığı hayatlar da var?

    heteroseksüel olmayan hayatlar elbette var, ama hayat ancak heteroseksüel ilişki varsa var. bu bir varsayım değil, bir realite. eşcinsel ilişkiden bir hayat, bir çocuk olabilir mi? bir başka konu olmakla birlikte, burada parantez içi ifadelerde bulunmak isterim. evlat edinme yoluyla homoseksüeller de çocuk sevgisi yaşayabilirler falan deniliyor. şimdi bir düşünün bakalım, bir homoseksüel çift bir çocuğu evlat ediniyor ve o çocuk o evde yaşanan cinsel hayatı herkesin evinde yaşanan cinsel hayat sanarak büyüyor. günün birinde bakıyor ki normal hayat başka işliyor, ama evde başka bir hayat. bu durumun o çocuk üzerinde yarattığı travmayı düşünebiliyor musunuz? bu durum o çocuğun hak ihlaline maruz kalması demek değil midir? bunu nasıl onaylayabiliriz? bu durum diğer taraftan da eşcinselliği yayan, arttıran bir etki oluşturur. yani neresinden bakarsanız bütün yönleri ve etkileri düşünülmeden, ezberler üzerinden yürüyen bir tartışma esasında homoseksüellik tartışması. sadece bizde değil, batı’da da bence çok ezberler üzerinde yürüyor tartışma. mesela pek çok batılı ülkede olmadığı gibi fransa’da hâlâ eşcinsel evlilik yasal değil.

    - cinsellik sizce bir tek üremek için mi var?

    bunu demiyorum. ama yeryüzünde hayat varsa, bunun heteroseksüel ilişki üzerinden oluştuğu bir varsayım değil, realitedir. eğer eşcinsellik normal olsaydı, hayat oradan ürerdi. herkes homoseksüel olsa hayat olmaz, bir kez. bir taraftan hayatın kendisine karşı bir iş bu homoseksüellik. şimdi bakın bunlara falan girmenin bir anlamı yok. bunu kendi içinizde yaşayın, kendi özelinizde yaşayın kimseyi ilgilendirmez, inanıyorsanız allah’ı, inanmıyorsanız kimseyi ilgilendirmez. ama “eşcinsellik normal” derseniz, izin verin de biz de bunun normal olmadığını söyleme hakkına sahip olmuş olalım.

    - “eşcinseller anormal” demek hak ihlali değil mi?

    hayır. bakın mesela esrar içiyorsunuz, eroin çekiyorsunuz; bunu kendi rızanızla yapıyorsunuz diye bizim de yaptığınız işi doğru kabul etmemizi isteyebilir misiniz? bakın ayrıca eşcinselliğin kabulü konusunun ideolojik - politik bir tarafı da var. sovyet sistemi çöktükten sonra, kapitalist dünya gerek ekonomi, gerek siyasi, gerek değerler açısından rakipsiz kaldı. sosyalist değerler dünyasında eşcinsellik kapitalist sapkınlık olarak görülüyordu. kapitalist dünya ise, aleni bir şekilde destek vermese de, eşcinselliğe karşı çıkmıyordu. o zamanlar, batı tarafından açıkça gündeme getirilmeyen “eşcinselliği doğru kabul ediyor musun” sorusu bugün mağlupların ağzından zaferinin teyidini duyarak tadını çıkarmak amacıyla batı tarafından hoyratça soruluyor. eğer hayır derseniz henüz medenileşmemiş, yeterince insanlaşmamış bir canlı türü oluyorsunuz. evet derseniz, bir taraftan zaferini sizin ağzınızdan bir kez daha duymuş ve tatmin olmuş oluyor, diğer taraftan kendi toplumunuza ve dünyaya bu değerleri taşımak için misyonerleşmeniz bekleniyor. eşcinsellik biraz da modern oryantalizmin en değerli medenileştirici ürünü gibi kullanılıyor.

    - önce çok eşlilik, ardından ensest ilişkileri örnek verdiniz. şimdi de dini mümkün olduğunca kısıtlamaya çalışan sovyetler’i eşcinsellere karşı tavrı söz konusu olunca öne sürüyorsunuz. bu size ilginç gelmiyor mu?

    sovyetler’in din konusundaki tutumu elbette benim de eleştirdiğim bir konu. reel sosyalizm kaybedince kazanan taraf, ekonomik, siyasi, ahlaki tüm tezlerinin evrensel değerler olduğu küstahlığına kapılarak yeryüzü tanrılığına soyundu adeta. eşcinselliğin, bir taraftan da ideolojik savaşta kazanan batı’nın dayattığı bir değer olarak politik bir yanı var, onun için sosyalist sistemin çöküşü ile ilişkilendiriyorum. anlayacağınız, sadece tıp veya insan hakları açısından değerlendirilmesi gereken bir şey değil eşcinsellik. galibin yüzündeki zafer kahkahası mağlubun yenilgisini itirafıyla daha keyifli hale geliyor. dünün solcularının bugün batı’ya bu hazzı tattırmaları çok hazin bence. kaldı ki benim açımdan, sosyalist tezlerin çok doğru tarafları da var, ben hiçbir zaman topyekûn reddetmedim.

    - ilk soruya geri dönersek; mazlumder, platformlarda yan yana gelemeyecek kadar eşcinsellerden rahatsız mı?

    biz eşcinsellerin herhangi bir yerde mazlumder’in de olmasının getirdiği prestijden yararlanarak bizi kendilerini meşrulaştırma aracı olarak kullanmalarından rahatsız oluruz.

    - söyledikleriniz evham olabilir mi?

    bakın, biz yürüyüş yaptığımızda oraya herhangi biri destek vermek için gelmiş olabilir. biz kimsenin kimliğine, yatak hayatına filan bakmıyoruz. ama bir etkinliğimizin, doğru olduğuna inanmadığımız bir kimliğin toplumda meşru olarak görülmesi için fırsat yaratmak amacıyla araçsallaştırılmasından da rahatsız oluruz. genel yaklaşımımız bu.

    ‘mazlum duruma düşerlerse eşcinsellerin de yanında oluruz’

    - bu tavrınız mazlumder’in sloganı olan “mazluma kimliği sorulmaz” sloganıyla çelişmiyor mu?

    hayır. biz eşcinseller mazlum duruma düşerlerse herkesten önce yanlarında oluruz. eğer zalim konumundalarsa da karşılarında dururuz. bu bizim için net. ama şunu söylemek isterim; onların yaşadıkları hali normalmiş gibi kabul etmemiz için bize yapılan bu baskıyı da, bize yapılmış bir hak ihlali ve zulüm olarak görüyoruz.

    - eşcinsel bir bireyin kendisine “normal değilsin” diyen bir derneğe haklarının savunulması için başvurması ne kadar olası? şimdiye kadar kapınızı çalan biri oldu mu?

    bir kişi geldi, biz de hukukunu savunmuştuk. başka haklı talepler olduğunda da bizi yanlarında göreceklerdir. zulme uğrayan kimseyi kapımızdan çevirmedik.

    - yani toplantılarda yan yana gelmiyorsunuz ama...

    toplantılarda yan yana gelmeyiz demiyoruz ki.

    - gelir misiniz?

    hangi konseptte olduğuna bağlı, neden olmasın? diyelim ki bir etkinlik yaptık veya bir yerde bir olayı protesto ediyoruz. etkinliğimize bir insan olarak elbette katılabilirler.

    biz etkinliğimize katılanların yatak hayatlarını bilmek veya bu bilginin paylaşılmasından hoşnut olmak zorunda değiliz. bu özel bir durum ve bize ne! ister namaz kılarsın, ister ateist olursun, ister başka bir dine inanırsın bize ne yani?

    - ancak boğaziçi üniversitesi’ndeki starbucks işgalinde mazlumder…

    ben o olayı detaylı olarak bilmiyorum. bizim kaygımız araçsallaştırılmak istememe kaygısıdır. yoksa bir masanın başında oturur, konuşuruz, gelir yemeğimizi yer veya biz onun ikramını kabul ederiz, bunlar olağan şeyler. ama bir insanın yatakta ne yaptığını benim bilmemi istemesine karşı çıkma hakkım neden olmasın. insanların yatak maceralarını duymak rahatsızlık verici.

    - eşcinsellik deyince aklınıza önce yatak mı geliyor?

    kimliğini cinsel hayatı üzerinden tanımlayan biri doğal olarak cinsel yaşamı hatırlatıyor.

    - örneğin işsiz kalıyor olmaları sizin için bir problem değil mi?

    elbette problem. sadece fuhuş sektöründe çalışmak zorunda kalmaları onlara yapılmış en büyük zulümdür. kesinlikle çok çok önemli konuyu dile getirdiniz.

    - antikapitalist müslümanlar grubunun bir üyesi starbucks işgalinde olanlar hatırlatıldığında “bu ve benzeri tepkiler ve muhafazakâr zihniyetin katıldığı bu çıkış, sünnî muharref algı içerisinde aşılması zor bir yargı. erkeklik olgusunun egemen gücünden kaynaklandığını düşünüyorum” demişti.

    kendini antikapitalist diye tanımlayan bir kişinin kapitalist değerlerin pazarlamasında meccanen yer alması bence büyük çelişki.

    - bu sizi herhangi bir muhasebeye sürüklemiyor mu?

    tekrar ediyorum, özelde yaşanan ve yaşanması gereken cinselliğin maddi ve manevi hazzı toplumun bilgisi dahiline getirilmemelidir. cinsel yaşam insanın kendine yakıştırdığı ve kendine layık gördüğü şekilde özelde yaşanmalıdır. kendine yakıştırıyor ise özelde kalmak koşuluyla ensest yaşar ya da eşcinsel hayat yaşar. inanıyor ise yaptığı günahtır, ayıptır, inanmıyor ise de değildir zaten. yaşadığını bizim bilmemizi istemeye ve normal görmemizi istemeye kimsenin hakkı yoktur.
  • eski ak partili vekil.bu seçimde hdp'den aday olacağı söyleniyor.