şükela:  tümü | bugün
  • ahmet haşim'in liseden hocası.
    fikirden önce tarzı savunmuştur..
    büyük edebiyatçıdır...
  • servet-i fünun yazarıdır.
    3 haziran 1870 de istanbul'da doğar.babası tasavvuf şiirleri yazan yahya sezai efendi'dir. küçük yaşta babasını kaybettiğinden abisi ahmet refik müftüoğlu tarafından büyütülür. 19 yaşında dönemin dışişleri bakanlığı olan hariciye nezareti'nde çalışmaya başlar.yurt dışında epeyce gezer. 1896 da istanbul'a döndükten sonra bir taraftan da galatasaray sultanisi'nde öğretmenlik yapmaya başlar. 1908 yılında hariciye nezareti'nden alınıp ticaret ve ziraat nezareti'ne verilir. 1910 da iki ay süre ile bütün avrupayı dolaşır. bu sırada tevfik fikret galatasaray sultanisi müdürlüğü'ne atanınca burdaki işinden ayrılır (zira tavfik fikret ile arası açıktır). istanbul dârülfünûn'da çalışmaya başlar.buradaki görevi de 1912'de budapeşte başkonsolosluğu'na atanana kadar devam eder. 1911 de kurulan türk yurdu cemiyeti'nin kurucuları arasında yer alır. türk yurdu dergisine de yazılar gönderir. 1912 de kurulan türk ocağı na destek verir.
    iyi bir eğitim görerek yetişmiştir.voltaire,pierre loti ve moupassant'tan etkilenmiştir. boş zamanlarını fransızca'dan çeviriler yaparak değerlendirmiştir. servet-i fünun topluluğuna katılmıştır,bu topluluğun görüşlerine bağlı kalarak bireysel yazıları kaleme almıştır ancak sanat sanat içindir anlayışına pek sıcak bakmaz ve başlarda şaşaalı bir dil kullanmasına rağmen sonradan (türkçülük ve yeni lisan anlayışının da etkisiyle) dilini sadeleştirmiştir.
    eserleri :
    1891 leyla - yahut - bir mecnun'un intikamı
    1900 haristan ve gülistan
    1922 çağlayanlar
    çevirileri :
    1890 patates ( antoine a. parmentie)
    1891 tuvalet - yahut - letafet-i âzâ ( baronne da staff)
    1891 bir riyazi'nin muaşakası - yahut - kâmil ( alexandre dumas)
  • (bkz: çağlayanlar)
    (bkz: üzümcü)
  • ''bir menekşenin sergüzeşti'' adlı eserin sahibi, tavsiye ederim.
  • çağlayanlar adlı kitabındaki öykülerinde "milliyetçilik" duygusu baskın olan yazar. kitabı okuduktan sonra uzun süre düşündüm, bu duyguların baskın olma sebebini öykülerini yazdığı dönemin tarihsel gerçekleri olduğuna karar verdim. zira yazar tam olarak birinci dünya savaşı döneminde yaşıyor, parçalanmakta olan topraklarda insanları bir arada tutacak güce ihtiyaç var. müftüoğlu da, sanatını bu amaca hizmet etmek için icra etmiş olabilir. detaylı bir inceleme yazısı
  • türkçe'nin en akıcı ve saf halini kullanan, mefkuresinde macarlara da yer açan turancı.

    “bence türk birliği, hatta islam birliği demek türk kültürünün, islam ilminin birliği demektir. daha umumi bir deyişle türklerin aydınlanması, medeniyet yolunda ilerlemesi demektir.

    biz yabancı ülkeler fethetmek değil yerli üniversiteler açmak istiyoruz. o suretle ki berlin'de, viyana'da, zürih'te, hollanda'da 'niebelungen' efsaneleri ne tesir bırakıyorsa ergenekon da, alparslan masalları da tebriz'de, bakü'de, kazan'da, budapeşte'de, türkistan'da, sibirya'da o tesiri yapmalıdır. bunun için almanya, avusturya'yı, doğu isviçre'yi istila etmedi, bu ülkeler hakkında da hiçbir hırs beslemedi.

    türklerin milliyetperver bir zümresi istiyor ki, medeniyet aleminde nasıl bir latin medeniyeti, bir anglo-sakson terbiyesi varsa, bu medeniyet ve terbiye nasıl cihanda bir refah amili olmuşsa, bir türk medeniyeti, türk kültürü de er ve geç doğu'da o suretle bir terakki vasıtası olsun. bu gayeye bizi ulaştıracak savunma bakanlığımız değil, milli eğitim bakanlığımızdır.

    istanbul, ural-altay kavimlerinin idare merkezi değil medeniyet merkezi, manevi başkenti olmalıdır."

    (gönül hanım'dan)
  • haristân isimli eserinin dili çok ağır ama bir o kadar güzel hikayeler barındırıyor. ah şu erkekler isimli hikayesinde şunları yazmış:" biz kadınlar ne zavallılarız.?
    doğduk doğalı erkeklerin o kibirli, inatçı, hodbîn, hırçın, mütelevvin mahlukların hücumundan, cefasından ne çileleler çektik.cihanda her şey erkekler içindir.kanunlar, imtiyazlar, şan, şeref, serbest, kuvvet, bütün hukuk-i insaniye onlara aittir."
    şöylede bir cümlesi var: " bu mini mini kız, kelebek ruhlu bir çiçeğe benzerdi ki rayihası şetareti idi."
    eser küçük hikayeler barındırıyor. tasvirler ağır arapça ve farsça sözcüklerle yapıldığından biraz zor bir eser gibi görünse de edebiyat tarihi için hazine sayılacak nitelikte değere sahip bir edebi üründür.
  • galatasaray lisesi'nin son sınıfındayken yayımlanmaya başlayan eserleriyle kalem gücünü gösteren yazar. türk yurdu'nun kurucusu aynı zamanda.