şükela:  tümü | bugün
  • aziz nesin'in ikinci karısından olan oğlu. ali nesin'in öz ateş nesin'in üvey kardeşi. nesin vakfı'nın yöneticiliğiyle iştigal etmektedir.
  • üniversitelerde kılık kıyafetin özgür olmasını savunan bir bildiriye imza attı diye kardeşi ali nesin'i basın yolu ile suçlayan aziz nesin'in oğlu.
    aziz nesin'in anılarında ve mektuplarında sık sık adı 'ne olacak bu ahmet, durumu beni çok üzüyor' şeklinde adı geçer.
    bir dönem izmir nokta'da kitapçı açmıştı, dükkana girince karşı kaldırımdaki muhabbetini bırakıp dükkanına döndü. benim zorumla biraz sohbetimiz oldu.
    benim zorumla diyorum, zira kendisi grandiyöz tavırlarla lafı uzatmadan ne alacaksan al, karşıdaki kasapla spor toto muhabbetime engel oluyorsun havasındaydı.
    aziz nesin'den nasıl böyle bir evlat çıkmış düşünceleriyle dolu olarak dükkanından ayrıldım, kısa süre sonra da dükkanı battı, kapandı.
  • henüz babası ölmeden, babasının mektuplarını satan bir kişi.
    aynı fütursuzlukla, eşi vera'nın türkiye'ye götürmesi için aziz nesin'e verdiği nazım hikmet'e bir bavul eşyayı da satmıştır. kelimeler kifayetsiz.
  • blogunda güzel bir yazı döşemiştir. tavsiye olunur.

    http://ahmetnesin.wordpress.com/…mi-zeki-sanirdim…/
  • blogunda yazmaya başlayarak edebiyatçılığın genetik olarak geçmediğini kanıtlamış kişi.
    de'leri da'ları ayrı yazmayı başaramamasından bahsetmiyorum.
    meramını ifade etme uslubu ortalama ortaokul mezunu türk vatandaşının düzeyinde
  • blogunda ahmet altan'a güzel bir giydirme yapmış marksisttir.
    http://ahmetnesin.wordpress.com/…usma-ahmet-altan…/
  • maskeli liberallere, iki yüzlü demokratımsılara, yeni yetme sivilimsilere ahmet altan üzerinden kral çıplak demiştir.

    "taraf gazetesi yazarı ahmet altan’ın önceki günkü yazısının başlığı “konuşma”ydı. bu yazıda altan chp genel başkanı kemal kılıçdaroğlu’nun “nerede ergenekon, gösterin ben de üye olacağım.” tümcesini ele alıyor. kılıçdaroğlu’nun bu tümcesini 2 şekilde okuyabilirsiniz, ya ahmet altan gibi hata diyebilirsiniz yada benim gibi “kılıçdaroğlu bir zarf attı ve başta akp genel başkanı recep tayyip erdoğan olmak üzere kimilerinin bu tuzağa düşeceğini biliyordu…” diye yorumlayabilirsiniz. neden böyle düşünüyorum, çünkü erdoğan bana göre dolmuşa geldi ve “çorum’a git, sıvas’a git, kahramanmaraş’a git…” diye yanıtlayınca hemen “gittim ve senin bakanını gördüm…” yanıtını alıyor. bence kılıçdaroğlu yanıtını önceden hazırlamıştı ve birilerinin dolmuşa geleceğini biliyordu.

    siyasetin inceliğini bilmediği için erdoğan’ın tufaya gelmesine şaşırmadım ama ahmet altan’ın tufaya gelmesine çok şaşırdım. ben ahmet altan’a kılıçdaroğlu’nun verdiği örneklerden çok daha fazlasını vereceğim. neden veriyorum bu örnekleri, çünkü vereceğim örnek kişiler şu an ahmet altan’la aynı grup içinde yer alıyor da ondan.

    hepsi her anlamda aynı şeyi söylemeseler de bugün akp’yi ve erdoğan’ı destekleyen bir grup var. bütün sorun bu grup içinde yer alan kişiler birbirlerinin geçmişini sorgulamıyorlar. ahmet altan yazısında “var mı erdoğan’ın bu sözlerine verecek bir cevabı olan? danıştay cinayetini sahiplenecek olan var mı? diyarbakır’da adamları öldürenleri savunacak biri var mı? çorum’da, sivas’ta, kahramanmaraş’ta, gazi mahallesi’nde yaşananların büyük kışkırtma operasyonları sonucu gerçekleşmediğini iddia edecek kimse var mı? kanlı 1 mayıs’ta yaşananların bir “çete” işi olmadığını söyleyecek kimse var mı? bir erdoğan’a bakın, bir kılıçdaroğlu’na.” diyor.

    danıştay cinayetinin derin devlet işi olduğu tamam, türk sol’u bütün bu cinayet ve olayların arkasında derin devlet olduğunu en az 50 yıldır söylüyor. öncesini bırakın 12 mart 1971’den itibaren hapsi yada polisi tadan herkes bunu gayet iyi bilir ve söyler. aramızdaki fark, biz bunu yıllardır söylüyoruz, sizler yeni söylüyorsunuz ve kendiniz keşfetmiş sanıyorsunuz. peki danıştay cinayetini işleyen kişinin yakalandıktan sonraki sloganını anımsıyor mu ahmet altan yada hangi parti ve gençlik örgütünün adını vermişti. yani derin devlet yine kimi kullanmıştı.

    diyarbakır’da öldürülenler hangi hükümetler zamanında, hangi komutanlar zamanında öldürülmüştür, bu dönemde tansu çiller ve necmettin erbakan’ın adları öne çıkıyor mu, çıkmıyor mu? ne yaparsanız yapın bugün akp’yi refah partisi’nden ayıramazsınız. o dönemde partili olan hatta kimileri bakan olan recep tayyip erdoğan, abdullah gül, bülent arınç gibi kişiler neden isyan etmediler, hiç düşündün mü ahmet altan. o dönemin kimi isimlerinin neden hâlâ ergenekon davasına dahil edilmediği kafana soru olarak takıldı mı?

    sivas olayları deyince benim aklıma bir isim daha geliyor ahmet altan, eski adalet bakanı şevket kazan. derin devleti, “allah allah” diye otele saldıranları, hepsini bir kenara bırakıyorum, babamı öldürmek isteyenleri savunan bir adalet bakanı’yla karşı karşıya kalıyorum ve ben bu ülkede demokrasi mücadelesi vermeye çalışıyorum ahmet altan. sivas deyince aklıma o dönemin belediye başkanı temel karamollaoğlu geliyor, sonra mı ne oldu, iki dönem milletvekili oldu karamollaoğlu ve daha da komiği susurluk komisyonu’nda görev aldı. karamollaoğlu’nun bir tümcesini hiç unutmam madımak katliamı’ndan sonra “gazanız mübarek olsun.”

    kahramanmaraş olayları deyince aklıma çok şey geliyor, o dönem gece sekreteri olan can ataklı’yla 3 gece nöbet tuttum ben günaydın gazetesi’nde ahmet altan. doğu perinçek’in partisinin il başkanıyla telefonla konuşurken “heryerde ellerinde silahlarla dolaşıyorlar, kapı kapı dolaşıyor ve öldürüyorlar. şimdi bizim partinin kapısı kırıldı……” seslerini unutamam. evet ahmet altan, telefon kapanmadı sadece konuşanın sesi gitti, ben dinleyeyim diye kapanmadı o telefon, hâlâ o kişinin yada oradakilerin yaşayıp yaşamadığını bilmem ve içimde büyük yaradır bu. o dönemde abdülkadir aksu orada görevliydi ahmet altan, sanırım bir ara emniyet müdürü olarak bir ara da vali yardımcısı yada vekili olarak. wikileaks’de adı “uyuşturucu ticaretinden şüpheleniliyor ve genç kızlara yatkındır.” denilen aksu’nun şimdiki görevi nedir biliyor musun altan, mecliste wikileaks araştırma komisyonu başkanı. birileri seninle mi dalga geçiyor, benimle mi bilmiyorum!..

    12 eylül öncesi asker yönetime gelsin diye gazetelere tam sayfa ilan veren mhp myk’sında kim vardı anımsıyor musun? taha akyol vardı. nazlı ilıcak’ın 12 eylül yazılarını yazdım günlerce. fethullah gülen’in dergisinde yazdıkları ortada. 12 eylül’ü hep sevmişler, hep pohpohlamışlar. ve sen şimdi onlarla beraber darbe karşıtlığı yapıyorsun, hiç sorgulamadan, her zaman karşı çıktığım “ne olursan ol gel” mantığıyla. ne olursan ol gelme kardeşim demeyi öğrenmeden demokrasi savaşımı verilemez, bunu öğrenmen gerekir sanırım.

    sen de demokrasi mücadelesi verdiğini söylüyorsun ama aramızda bir fark var altan, ben cinayet işleyenleri ve onlara hoşgörüyle bakanları ayırt etmeyi biliyorum. bütün derin devleti sadece ordu olarak görüyorsun, siyasileri yok sayıyorsun. demokrasiyi sadece ordu mu engelledi yada siyasiler demokrat tavır almayı bilseydi ordu bunları yapabilir miydi, bir de buradan bak bence, tabii işine gelirse…

    işte benim de aklıma gelenler bunlar, başkalarına “konuşma” diyeceğine bence sen de “bunları anlayana ve kabul edene kadar yazma…”"

    (bkz: http://ahmetnesin.wordpress.com/…yazma-ahmet-altan/)
  • son zamanlarda odatv vesilesiyle yakından takip etmeye başlamış olduğum ve düşüncelerine oldukça değer verdiğim bir insandır ahmet nesin. özellikle, inci sözlük tabiriyle "nutellayı sürüp de kaleme aldığı" yazılar muhataplarının oldukça canını acıtır. halen biraz ar damarı olan muhataplardan bahsediyorum tabi, çoğunda da yok ya, neyse.

    seviyorum kendisini çok.
  • ahmet nesin: seni althusser’ciyken idare ediyorduk murat belge ama!..

    http://www.odatv.com/…-murat-belge-ama..-0606111200