şükela:  tümü | bugün soru sor
  • vakt-i zamanında trabzonspor'u şampiyon yapmış, "parlak dönem"i yaşatmış teknik direktör... (bkz: eski kafa)
  • trabzonspor'u toplam 4 kez turkiye 1. futbol ligi'nde sampiyon yapmis, gelmis gecmis en basarili yerli teknik direktorlerden biridir.
  • üç büyükler'in şampiyonluk hegemonyalarına ilk ve tam dört kez son veren teknik direktördür. oyun anlayış ve taktiği, "allahını seven ileri vursun" şeklinde özetlenir.
  • üç büyüklerden birinde trabzonspor'da kazandığı şampiyonlukları kazansaydı şimdiye çoktan türkiye'deki futbol camiasının kralı olmuş;televizyonlardan,gazetelerden,milli takımdan kazandığı paralarla chelsea'yi abramoviç'ten satın almıştı.üç büyüklerden birini değilde çok daha zorunu başarıp anadoludaki küçük bir şehrin futbol takımını 4 kez şampiyon yaptığı için bildiğim kadarıyla şu an esnaflık yapmaktadır.
  • trabzonspor'daki eleştiri olgusunu belki de en iyi açıklayan efsane teknik direktör.

    "...trabzonspor her zaman eleştirilir. trabzonspor benim olduğum dönemde, şampiyonlukları yaşadığımız sezonlarda da çok eleştirildi. iki kupa aldığımızda niye 'üçüncü kupayı da almadınız' dediler. hatta 3 tane kupa aldığımız dönemde bile 'niye dördüncü kupayı almadın' dediler bana. ben de o zaman dedim ki 'statüde 4. kupa yok." oynadığımız statüde olsa belki onu da alırdım...”
  • trabzonspor yönetim kurulu tarafından ismi trabzon karadenizspor’un maçlarını oynadığı sahil 2 sahasına verilen spor adamı.
  • 10 küsür senelik bir ayrılıktan sonra tekrar trabzonspor için aktif olarak çalışmaya başlamış efsanevi teknik direktör.

    kendisi kulübe "futbol danışmanı" oarak hizmet edecektir. ayrıyeten yarın (24.01.2010 pazar) yapılacak bir törenle, pilot takımın* maçlarını oynayacağı stada ismi verilecektr.

    kendisini yeniden bu kulübün çatısı altında görmek çok güzel olmştur.

    http://www.trabzonspor.org.tr/…etay&ind=3441#icerik
  • öncelikle:

    http://gunebakis.com.tr/…=15178&t=özyazıcı_şaşırttı

    ve bugün itibariyle:

    http://www.medyatrabzon.com/…ws_detail.php?id=10668

    şu 2 haber arasında zaman olarak yaklaşık 1 yıl var. fark şurada ki bir yıl önce zat trabzonspor'da fiilen görev almıyordu, trabzonspor'dan maaş almıyordu yani. bilindiği gibi geçen yıl mevcut yönetim milyonlarca euro harcayarak bir takım kurmuş ve o takım transfer bütçesinin beşte birine oluşturulmuş sivasspor'un gerisinde kalmıştı. bir de bunun üzerine sayın hocanın istediği gibi sivasspor da şampiyon olsaydı tadından yenmezdi zat için herhalde. bakın sizin beşte bir bütçenize kurulan sivasspor şampiyon oldu siz, beceriksiz yönetim ve transfer politikalarından dolayı 3. oldunuz diyecekti muhtemelen. oysa şu anda aynı zat bursaspor'un şampiyon olmasını 'anadoludan çıkan tek şampiyon takım gururunu yaşayan tek takımım trabzonspor olarak kalması gönlümden geçen olaydır' cümleleriyle istemiyor.
    kulüpte danışman olup para kazanıyorsam bu yönetimin yanlış transfer politikaları ve beceriksizliğini ortaya çıkaracak daha düşük bütçeyle şampiyon olabilen bir anadolu takımı olmasın, ama yok kulüpte çalışmıyorsam benim içinde olmadığım bir yönetimin yanlış transfer politikaları ve beceriksizliğini ortaya serecek bir anadolu takımı şampiyon olsun... böyle işte... hayat ne garip efsaneler falan...
  • çocukluğum sıralarında kendisiyle tanışma fırsatı bulduğum eşsiz futbol adamıdır.

    babam karadeniz şehirlerinden birinde yıllardır ticaretle uğraşmaktadır. daha eski yıllarda, geleneksel tarzda ticaretle uğraşan herkes mevsimine göre bölgedeki büyük illere giderek daha büyük toptancılarla alış veriş yapma fırsatı bulurdu. bu vesile ile ben henüz 8 yaşlarındayken babam ticari bir amaç uğruna trabzon'a gidecekti. yaşım küçük olmasına rağmen ticarete olan yatkınlığım dolayısıyla babam beni de götürmüştü trabzon'a. kamyonetimizi uygun bir yere park ettikten sonra babamla uzun uzun gezmeye, çeşitli mallar için pazarlık yapmaya başlamıştık. eskiden beri alış veriş yapılan dostların çayı içiliyor, siparişler yazılıyordu.

    bu olaylar esnasında babamla birlikte hırdavat-nalburiye üzerine çalışan bir dükkana girmiştik. babam beni yazıhaneye oturtarak tezgahtarlar ile hoş beş etmeye, muhabbete başlamıştı. bulunduğum yazıhane günün şartlarına göre fazlasıyla iyi döşenmişti. dikkatimi çeken ise tüm duvarları süsleyen trabzonspor takım kadroları, futbolcu ve kupa fotoğrafları idi. ben fotoğrafları incelerken dükkanın sahibi olan yaşlı, tonton bir amca geldi içeri. aramızda küçük bir muhabbet geçtikten sonra bana oralet ısmarlamıştı. burasının onun yazıhanesi olduğu belliydi. çünkü duvarlarda kendi fotoğraflarını da görmüştüm, ama kendisinin trabzonspor teknik direktörlüğü yapıp, takımıyla başarıdan başarıya koşmuş bir spor adamı olduğu aklıma bile gelmemişti. sadece fanatik bir trabzonspor taraftarı olduğu kanısına varmıştım. sonrasınra babam geldi yanıma, "hocam takımı yeniden çalıştırmayı düşünmüyor musunuz?" diye sordu. o da " bizden geçti artık" şeklinde cevapladı.

    aklımda yer eden bu amcayı iki sene sonra fanatik gazetesinin manşetinde görmüştüm, efsane takımın başına yeniden gelmişti. ben de gördüğüm amcanın esnaf değil türk spor tarihine mal olmuş bir teknik adam olduğunu o zaman anlamıştım. kemeraltındaki dükkanı hala durur mu bilmem ama, küçük bir çocuğun dünyasında hala büyük bir yeri vardır ahmet suat özyazıcı'nın.
  • türkiye futbol tarihi nde amatör takım, ikinci lig ve süper lig olmak üzere üç şampiyonluğu da yaşamış tek teknik direktördür. bu ne lan? düşünsenize mahallede takım kuruluyor, ahmet suat abi takımın başına geçermisin diyoruz şampiyonluk yürüyüşü başlıyor. vay anasını sayın seyirciler. hakikaten efsane bir adam.