şükela:  tümü | bugün soru sor
  • nefes alan binalardir..betonarme binalar gibi sizi bogmaz...
    soyle ki; nefes alir ahsap, b.arme gibi dis dunyanin deviniminden izole etmez bunyeyi....
    lakin..bina icindeki her sesten haberiniz olur..komsu ust kata mi cikti? komsu sifonu mu cekti?....
    veya bina ses cikarir her vakit..gunun her saati calisan ahsabin cat/cut sesini duyarsiniz...
  • karşıdan baktığınızda size birşeyler anlatabilme kapasitesi olan evlerdir
  • ahşap evler... her tahtasında her çıkık civinin gıcırtısında bin hatırayı anlatır kulaklarımıza usulca... cumbasında içilen, kömür ateşinde pişirilmiş kahvenin kokusu gelir takılır burnumuza... eski bir türk sanat müziği getirir esen ruzgar... dolaşır evin içinde tüm odaları... küçük çocuğun telaşla koşarak cıkışı duyulur merdivenlerden... ve cumbadan sarkarak gecen tayyareyi izleme çabası... gözlerindeki ışıltılı bakış. mutfaktan yukselen mis gibi yaprak sarmasının kokusu. buyuk hanımın salondaki sedirde oturup anlatışı savaş yıllarını torunlarına... birer birer gecer önümüzden... peki şimdi... çocuk büyümüş, buyuk hanım ve diğerleri veda etmiştir hayata... bir cocuk sesi gelir yukarıdan "anne koş burada eski bir bebek var" diye bagıran... kadın heyecanla yukarı cıkar çürümüş merdivenlerden hızla... kızının sesi gelen odaya girer... kendi odasıdır ve kendi bebeği... bir uçak sesi duyar uzaktan, pencereye koşar... gokyuzune bakar... ve kızı çekiştirir etegini, "ne var ki anne uçak gecti sadece" der... sadece bir uçak... keşke hepsi bu kadar olsa... o eski ahşap ev ve yukselen agır çürümüş tahta kokusu... ama o kadar değildir... ya heyecanlarımız... ya hatıralar...
  • günümüzde (en azından izmir'de) kaliteli kuru ahşap ve iyi bir ahşap ustası bulmak deveye hendek atlatmak kadar zor olduğundan inşası ananızdan emdiğinizi burnunuzdan getirebilecek ev tipidir.
  • kundaklanmayı bekleyen evlerdir.
  • (bkz: zeyrek)
  • yaşanılası evlerdir, kendilerine özgü bir ruhları vardır ve insana huzur verirler.
  • (bkz: nascor)
  • geçmiş zamanların yaşam alanı.

    ahşap evler büyük yapılarının ardında genelde bir aileye hizmet verme niyetiyle inşa edilmişlerdir, ancak gel gör ki talibi, göz dikeni de çoktur.

    bir semtimizde bulunan ahşap evimiz. uzunca bir süredir*ailemize ait(ti). aile bireyleri o eve sahip olmaktan hafif bir gurur duyar, işte benim çocukluğum bu bahçede geçmişti, dedemin ki de, hatta büyükdedeminki de derlerdi. ben doğduğumda dikilmiş bu çam, benimle yaşıt gibi eskiyi anan konuşmalar gelir geçerdi sessiz kalındığı anlarda. “daha modern”, binaya geçme kararı verildiğinde, ahşap ev özellikleriyle eski eşyalarıyla korunmaya karar verilmişti. kökler oradaydı, bir çok anıydı birleştiren herkesi. orijinal olarak saklanacak denilmişti. cevizden, geçme olarak hazırlanmış, üstünde tek bir çivinin bile bulunmadığı konsollar, bavyera usulü kadehler, el yazması kuranlar, daha büyük, çoook büyük dedenin eserleri gibi gerçek değer* taşıyan eşyaların yanında simgesel, uzun süredir birliktelikten gelen eşyalar... mermer kuyu başlığı... dediler ki gene evet bu ev sahipsiz kalmamalı birilerini bulmalı hem bakması hem de koruması için. geçmişimize bekçilik etsin kişiler, korusunlar onu “dış mihraklardan”. sonra dış mihraklar baskıya geçti, satın bu evi, satın satın.. istimlak mı ettirsek demeye başladılar. herşeyin bir değeri vardır, nedir biçtiğiniz değer dediler. ancak geçmişin anılarının değeri yoktu... korku aileye dedirtti ki elektriğe dair ne varsa keselim, ev biraz izole kalsın, bekçilere yeni yer (20 metreye) yapıldı adamları da elektriksiz bırakamazdık ya... ve sebebi belirsiz bir yangın*... arsa değerliydi, hakimdi şehre, manzaralıydı.. siz satmazsanız biz almasını biliriz dedi birileri... ve alevler ve gözyaşları. yanıyordu ahşap ev. ev miydi, eşyalar mıydı sadece yanan, yoksa bizim geçmişimizi birileri küle mi çeviriyordu, yüreğimizi mi dağlıyordu bilemiyorum. sadece seyredebildik ellerimizden kayıp gideni.

    ve bugün bir park olarak işletiliyor anı mezarlığımız.* dedemin diktiği* çamının altında çay içiyor insanlar ve ben yutkunuyorum yumruğu hala yutamadığımdan.
  • vakt-i zamaninda istanbul'un genelinde gorulen ev cesidi.

    diger ulkeler ahsap evlerin yapilmasini engelleyip yavas yavas tas binalara gecerken, istanbul ise ahsap evlerden kolay kolay vazgecmemis.

    tabi zamanin mimari ozellikleri bugunlerde korunamadigindan, surekli ic gecirilen bir haldi eski evlerin tas olmamalari nedeniyle artik ortalik eski ve guzel ev gorememek.

    nedeni ise gayet pragmatik sebeplerden dolayiymis. bunu da ogrenmis olduk. soyle ki:

    bu sehr-i istanbul ki yeryuzunun en oynak bolgelerinden birine kurulmus, sik sik olan depremlerden dolayi ahsap evler cok daha avantajli imis. zira ahsap egilip bukulebilirken, tas evlerin boyle bir ozelligi olamiyordu. (bunun farkina japonlar da varmislar ki, onlarin da geleneksel evleri tahtadan yapilma)

    ayrica, herhangi bir ihtiyac aninda ahsap ev cok daha kisa bir surede yeniden insaa edilebiliyordu.

    bir baska ozellik de, zamanin manzaraya en cok onem veren halklarindan birini barindiran istanbul'da, ahsap evler camlarin daha buyuk olmasina imkan taniyordu.

    tabi, zamanla yanip, yakilip, kul oldular. simdi beter bir beton yigini ve sivasiz sekilsiz apartmanlar coplugune dondu istanbul.