şükela:  tümü | bugün
  • cok hos bir cunda oykusudur.
  • bu teslisin yaninda raki icmeyeni dovmek gerekir.
  • bir balıkçı köyünün evlerinden birinde,ıssız bir eylül akşamında yanında da rakı olunca insanı nirvanaya ulaştıran menüdür.
  • güzel anıların açılış sahnesidir. aileyle yapılan tatilller, söğüt ağacının ılık rüzgarda aheste salınışıdır. azmak başında ördek beslemek, sudan çıkacakmış gibi yüzen mürenden korkmak, gerçekten de ördeklerce kovalanmaktır. fonu yıpranmış bir ağ ve yarısı sönmüş renkli ampuller olan salaş bir balıkçı lokantası, çocukluk anılarım, babanın içtiği rakı, çekirdek kadroyken aile, dostlarla bir aradayken katmerli muhabbet, babaların askerlik anıları, annelerin doğumunuza yetiştirilişlerinin hikayesi, belli bir süre sonra ** amcanın coşup şarkı söylemesidir. kalbin niçin egede kalacağının giriş cümlesidir.
  • kavun ve beyaz peynir, zeytinyagli kabak, bamya, kereviz, enginar, pirasa gruplari gibi iyice sogutulmus, tabii ki buzsuz, rakinin en yakin dostlarindandir.

    genelde hayattan delicesine keyif alan insanlar severler bunlari. bir kere ogrenince bu ziyafeti aliskanlik haline getirmis fransiz ve belcika’li dostlarimiz var. kim demis yabancilar raki sevmiyor diye?

    yaz gelince turkiye’yi ozleme nedenimdir. soyle gonul yazar’dan bahari bekleyen kumrular gibi esliginde gumusluk‘te veya datça´da golgelik bir masada, denize karsi bir ogleden sonra rakisinin keyfini baska ne verebilir ki insana? hafif bir ruzgar eser, borulce’nin sarmisagi ve sosunu kontrol edersin (ki bu konuda cok titizim, ne yazik ki her yerde iyi yapamiyorlar, deniz borulcesi ziyan oluyor, emege yazik), muhabbet baslar. eski gunler anilir, sadece guzel anilardan bahsedilir. yemegin ustune de cay icilir, muhabbet gece yarisina kadar surer.