şükela:  tümü | bugün soru sor
  • nirvanaya ulaşabilmiş, kendini bilen akıllı ve mantıklı bireydir.

    böyle insanların empati yeteneği üst düzeydedir zira iyi bir gözlem için bağımlılığı ortadan kaldırmışlardır. izm'li ideolojiler ve sadakatın aslında tamamen çıkarların ortak buluşmalarından başka bir şey olmadığını farketmiştir.

    postmodern anlayışta postmodernliği bile reddetmiştir. nihilizm bu noktada ortaya çıkar fakat nihilizmin yarattığı aurayı da kabullenmez çünkü nihilizm kendisi için yetersizdir. bu bağlamla; paralellikle, nihilizm ve oportünizmi birleştirebilir.

    nihilizmin anlamsızlığa vurgusu ve oportünizmin ise çok fazla bireyci olmasından dolayı birey kendisine dönük içselleştirme yaşar, her şeyi bilmek yerine kendini bilmeyi tercih eder.

    mantıksal yeni nesil insan anlayışının temeli her şeyi reddetmekten geçtiğine inanır. yanlışlardan doğruyu ya da doğrulardan yanlışları bulmak değil, zamansal olarak olguların durumuna göre hareket eder.
  • ideolojinin etimolojik kökeni "ide" yani "fikir" olduğu için, ideolojisi olmayan insan "fikirsiz insan" anlamı taşıyacaktır. aidiyet duygusunu reddetmek ya da hissetmemek insani bir seçim olabilir, lakin fikirsizliğin bir seçim olabileceğini düşünmüyorum açıkçası.
  • neye ait hissedecegim kendimi? aile? biyolojik sebeplerden ötürü beraberiz, seçme imkanımız yok, epey farklı bir anne-baba ve de kardeş ortamına doğmuş olabilirdim, farklı insanlar? bırak allah aşkına, adamakıllı kimsenin birbirini dinlediği, birbirini mecburiyet dışında sevdiği falan var mı genel itibariyle? "gibi davranmak" çağımızın olayı olmuş. herkesten herkese aynı tavırlar. abi arkasından konusacaksan hiç muhatap olma bir duruşun olsun. ülke? belki farklı bir ülke olsa olabilirdi, adamlar benim varlığımı kabul edemiyor ki. kimliğimden ve kendi dogrularimdan azıcık bahsetmeye başlasam herkes ucube gormuse dönüyor. bazen anlatmaya devam edeyim diye hor görmüyoruz, saygı duyuyoruz demeleri tamamen yalan.

    başkalarını tanımadan önce kendini tanımaya yolculuk yapan insanlar kolay kolay farklı insanlara yaklaşamaz, ne istediğini az çok bildiğinden ve istediklerinin insanların %90'ında bulunmadığından da haberdar olduğu için bu insan hep kendine kalır.

    bu insan, insanların kör körüne bir şeyleri ateşli şekilde savunmalarına hayretle bakar, söylediklerinin çoğunun kulaktan dolma olduklarını bilir, kendi davranış tarzına göre bu "ateşli savunucuların" önüne farklı bir perspektif atıp onları bozar ya da bozmaz. insanları düşünmeye itmeyi çok sever. hayatta en çok istediği şeylerden biri insanların düzgün araştırmalar yapıp kendi doğrularını olusturmasidir. bunun sonrasında toplumların çağ atlayacak olmalarının işten bile olmayacağını bilir.

    hiçbir şekilde sizi öncelik yapmayacak sosyal yapılar içinde yaşadığınız için pragmatik olmanız sizin için bir mecburiyettir. (bununla kalkın esnaf gibi tuttuğunuzu sikin demek istemiyorum, kendi dogrularinizdan ödün vermemeye çalışın) sovalyeligin günümüz toplumunda, özellikle türkiye'de alıcısı pek yoktur. sembolist satanizm'in de tavsiye ettiği üzre önce kendinizi düşünün. ama erdemlerinizi kaybetmeyin.

    ölüm, hiçbir koşulda canlı ayırt etmez, tarihe adını altın harflerle yazdiran bir insan olmadığınız takdirde isim olarak bu dünyadan yitip gitmeniz en iyi ihtimalle 200 yıl sürer. kaldı ki, evren için deniz kenarındaki bir kum tanesi kadar önemi olan insan türünün onemsizligi de bazı hikayelere inanmaktan vazgectiginizde kafanıza dank ediyor. bu sebepten ötürü insanların ihtiyacı olmayan şeyler için birbirlerinin gözünün yaşına bakmaması, kendilerini geri donduremeyecekleri fedakarliklara sokması ne kadar anlamlı, buna yorumu sizlere bırakıyorum.