şükela:  tümü | bugün
  • robert jordan'ın zaman çarkı serisinde bir halk.
    "karanlık varlığın gözüne tükürene" kadar savaşacaklarını söylerler. dünyayı ikiye ayırırlar: aiel ve düşman (aşıklar, çingeneler ve seyyar satıcılar hariç). kadınları da erkekleri kadar zorludur. kitapta anlatıldığına göre, 50 mil koşup, sonunda da savaşırlar; silahlı ya da silahsız yürüyen ölüm olarak bilinirler.
    eğer rakibinde bir kılıç varsa, ve aiel çıplak elle dövüşüyorsa bu adil bir dövüştür (eğer rakibi iyiyse). kılıca karşı alerjileri vardır, gıcık olurlar, ve ata da binmezler, ihtiyaçları yoktur.
    dövüşü, savaşı bir çeşit dans olarak görürler.
    (bkz: the wheel of time)
    (bkz: rand al thor)
  • wheel of time dünyasında;

    kadim lisan'da adanmış anlamına gelir.

    efsaneler çağı'nda aiel'ler kendilerine da'shain aiel der ve yaprağın yolu'nu takip ederlerdi.da'shain aieller'in ejder dışında hiçbir aes sedai'ye hizmet etmedikleri söylenir bu yüzden ejder'in çocukları olarakta bilinirler.

    akit'e göre yaşarlardı.akit aiel'di ve aiel'ler akitti.hiç kimseye hiç bir şekilde zarar vermezlerdi.örnek vermek gerekirse erkek aes sedai'lerin delirmeye başladıkları zamanlarda tzora'da ki aiel'ler kolkola durup şarkı söyleyerek deli bir adama kim olduklarını,onun eskiden kim olduğunu hatırlatmaya çalıştılar, bedenleri ve bir şarkıyla onu döndürmeye çalışarak on bin aiel'den daha fazlası jaric mondoran tarafından öldürüldü.delirmiş erkek aes sedai bir bilmeceye bakar gibi bakarak orada durup öldürdü onları ve onlar safları sıkılaştırıp şarkı söylemeye devam ettiler.jaric'in son aiel'i öldürmeden önce bir saat dinlediği söylenir.
  • ji'e'toh (aiel yaşam felsefesi) yüzünden zaman zaman kafa karıştıran, espri anlayışları tamamen farklı olan bir kültürdür zaman çarkında.
  • efsanesi olan halktır.

    "... ve üzerinde hicbir seyin yetismedigi topraklara kan yagdıgı zaman ejderin cocukları filizlendi, ölümle dans etmek üzere silahlanmıs ejderin halkı. ve o onları kırac topraklardan cagırdı, onlar savasla dünyayı sardılar. "
  • tearlılar horon teperken, capoeira yapan wot halkı.

    bir de burda bu halkın kadınları hakkında "kadınları 'bile' savaşır" diyenler bilmiyorlar mı ki; far dareis mai*'nin şerefine halel getirirler... bir mızrağın kızı gelip iki mızrağı önlerinde üçüncü mızrağı kafalarında kıracak haberleri yok arkadaş ya!!

    ayrıca

    (bkz: yüreğimin gölgesi)
  • (bkz: #52031241)
  • wash the spears—while the sun climbs high.
    wash the spears—while the sun falls low.

    wash the spears—who fears to die?
    wash the spears—no one ı know!

    wash the spears—while life holds true.
    wash the spears—until life ends.

    wash the spears—life is a dream.
    wash the spears—all dreams must end.

    aiel savaş marşı.
  • ıslak topraklarla shara arasında yaşayan halk. savaşçı bir ırktır. fiziksel özellikleri diğer insanlara göre çok uzun boylu olmaları ve açık saç ve göz rengine sahip olmalarıdır. ata binmezler, koşarlar. kılıcı da sevmezler, mızrak ustasıdırlar. kadın savaşçılarına mızrağın kızları denir.
  • robert jordan'ın kendi ağzından:
    bazı kültürlerin ilhamlarını da cheyenne’lerden esinlenme olduğunu da söyleyebilirim. cheyenne’ler kanada’nın doğusunda yaşarlardı. ormancı ve tarımcı bir topluluklardı. ancak daha sonradan silahlı adamlar tarafından yuvalarından kovuldular. batıya gide gide öyle bir yere geldiler ki başka hiç kimse o topraklarda yaşamak istemiyordu.
    bu göçe “bulutları kaybederken” adını verdiler. çünkü o kadar göç etmişlerdi ki artık nasıl tarım yapılacağını unutmuşlardı. bu kimsenin yaşamak istemediği topraklarda toplanıp bir kurul düzenlediler. kurulun başlıca kararları da bunlardı: bütün dünya bizim düşmanımız. herkes bize saldırdı. bu yüzden biz de herkese savaş açacağız. iki nesil içinde at çaldılar ve kendilerini öyle eğittiler ki, bazı uzmanlara göre dünyanın en iyi süvari gücü oldular. ve herkese saldırıp, savaş açtılar. çünkü bu onların tek hayatta kalma amaçlarıydı. kendilerinden çok daha büyük kabilelerle de savaştılar. onlarda cheyenne’lerden uzak durmayı tercih ediyorlardı. çevrelerinden dolaşıyorlardı. işte cheyenne’ler bu kadar iyiydi.