şükela:  tümü | bugün
1005 entry daha
  • dün akşam zorla maruz kaldığım film.

    zorla derken, efendim ben sinema biletlerimi kebapçıdan alıyorum. her yemekten sonra 9.9 tl'ye üzerinde son kullanma tarihi olan, bilet yerine geçen kod numarası veriyorlar. izlemeye değer, iyi bir film gelirse giderim diyorum. gelmiyor veya benim gidecek vaktim olmuyor. son gün, hatta son dakikada hiç de istemediğim bir filme gitmek zorunda kalıyorum. işte dün akşam da aynısı oldu.

    film kötü değil. nasıl olsun ki? oyuncular t.c. de on yıllardır tutmuş, karakterler ve senaryo desen halkın en az 60 yıldır aşina olduğu, ezberlediği şeyler. filmin sonundaki sürpriz(!) 500 yıldır, taa shakespeare'in komedilerinden beri var ki muhtemelen shakespeare de yunan tragedyalarından araklamıştı. insanlık tarihi kadar eski. ve klişe.

    hepsini geçtim, gülse birsel avrupa yakasında aslı'yı, yalan dünya'da deniz'i evlendirmek üzerine iki dizi, yüzlerce bölüm yazmış biri. bu film yine evlilik, yine düğün. dünyanın en önemli meselesi bu olduğundan mı? düğün dernek denen çomar ötesi şeyin gişesine gıpta etmekten mi? bir senarist için en kolay senaryo diye mi? neden?

    ya bu arabesklik, bu avamlık nereden? burun kıvrılan şahan aslında kolejli bir espri tarzına sahip. cem yılmaz, hatta beyaz'da bile zaman zaman var bu kolejlilik* ya b.ü. mezunu gülse'nin ne işi olur pavyon şarkıcısıyla, adanalı kebapçıyla? ne alaka?

    ya bu filmi sıcacık bulanların kaç tanesi filmdeki kızı gelin olarak ister? o tatlış insanlarla akraba olmak ister? en az 60 yıllık iki yüzlülüğü seyircinin. peki ya 72 doğumlu gülse birsel'in bir oğlu olsa, (yaşı gayet müsait) filmini yaptığı gelini ister miydi?

    yeni türkiye'de bir kadın, ne filmin çekildiği üsküdar'da, ne sözde olay mekanı cihangir'de, ne de yeni türkiye'nin hiçbir yerinde demet evgar veya kızı gibi giyinemez yaz boyu. laf atarlar, pandik atarlar demiyorum. tecavüzü de geçtim. cinayet diyorum. mayısta başlasan böyle giyinmeye, eylül sonuna kadar mefta olursun kesin. sürekli koruması, şoförü olan, tanınmış biri değilsen, asla o şekilde giyinemezsin. kalmadı öyle bir özgürlük. inanmayan daha bugün davası görülen, maçka parkı davasına baksın:

    http://www.sozcu.com.tr/…inda-sok-ifadeler-2235171/

    özet: klişe ötesi bir film. ve çelişkili. hem akp baskısı ve yarattığı katil tecavüzcüler hiç yokmuş gibi yarı çıplak dolaşabilen özgür kadınların çingene pembesi dünyasında, hem bütün o akp yıllarının tortulaşmış arabesk ve avamlığında geçiyor.

    bu mutsuz ortamda, azıcık gülmek isteyen insanların çaresizce beğendiği, gişe yapan bir film olsa da ben gülse'ye yakıştıramadım. filmi izleyip mutlu falan da olamadım. yine bitmiş. birşeyler daha eksilmiş ülkemden. olan budur.