şükela:  tümü | bugün
  • aile icinde bir takım sebeplerden dolayı birbirleriyle gorusmeyenler yuzunden, kuzenlerini, dayısını, halasını bile tanıyamayan insanlardan olusur. millet kuzenleri, halası dayisı ile konusur bulusurken, siz uzgun uzgun acaba benimkiler nasil birileri dersiniz, akrabacılık felan igrenc bir sey olsada insanın bir yanını hep eksik bırakır.

    "ölümlü dunya biz konusmuyoruz, ama onlar arkadas kalsınlar birbirini tanısınlar" demek bu kadar zor mu? bilemiyorum. kendimden degil, arkadasımdan biliyorum.
  • hayatın belirli sebeplerinden dolayı annesini-babasını senelerce gormemis insandir. iclerinde bir sürü acı, birilerine anne-baba diyemenin ezikligi, tarifsiz boslugu, aile ozlemi.

    tek basına gecirilmis, yine tek basına kurulmus bi duzen.

    arasan bulamazsın, bulsan cok kotu durumdadir, buna dayanma gucu. of ki ne of.

    hep eksik bi taraflar.

    birde boyleleri var.
  • eğer bu kopukluk sonradan olmuşsa kişiye fena derecede zor gelebilecek durum. belli bir düzeni oturtup sonrasında o düzeni bozmak her insan için zor olsa gerek. ancak bazıları varki-akrabaları ile hiç tanışmamış- diğerlerine göre çok daha şanslıdır çünkü tanımadığı bir insanı ancak biryere kadar anabilir kendi kafasında. orada olduğunu bilirler ama yine de çok uzaktır.
  • soz konusu aile cekirdek aile ise; buyuk eksiklikleri olan kişidir. lakin kan bagı olan herkes ise kasıt, akıllılık etmiştir.
    (bkz: akrabanın ettigini akrep etmez)
  • rahat bir insandir zira akrabalar(akraba derken cekirdek aile disini alirsak) arasinda olusan gereksiz dialoglarin hic birine dahil olmaz ve duymaz; bu sayede beyninde diger gereksiz seyler icin yer acmis olur. ayrica bu gereksiz dialoglara kendisi de konu olamayacagi(cunku hakkinda konusulabilinecek cok az sey biliniyordur) icin kolay kolay dedikodusu yapilamaz ve akrabayi da bir insan olarak gorebildiginden ona kan bagim var diyerekten kiyak gecmez, uygarca bir yasam surer.
  • varlığından haberdar olmadığı akrabalarıyla olur olmadık yerde tanışıp dumura uğrayan insandır.

    - halanın elini öpsene yavrum.
    - öpeyim hala.
    - yok evladım o değil, öbür halan.
    - hangi halam?hangisi ki halam?aaa o da mı halam?

    - merhaba halammışsınız.
    - ah merhaba canım.
    - öpeyim ben madem.
  • çevrelerinde devamlı görüşen, çok içli dışlı ve muhteşem iletişim kuran aileler görünce garipseyen bir insandır. arkadaşı haftanın bilmem kaç günü kuzeniyle görüşürken, onunla tatile giderken, kendi kuzeninin iki çocuğu olduğunu anneannesinde duyan insandır. geçmişte yaşanmış sorunlar bütün ailenin bir araya gelmesine, bir iletişim içine girmelerine engel olmaktadır. bu insan üstüne üstlük bir de tek çocuksa, ileride hayatta tek başına kalacaktır; o yüzden yalnızlığa hayatının ilk dönemlerinden itibaren alışması gerekendir.
  • evin küçük çocuğu yıllar önce “üniversite” diye köyünden, ailesinin yanından ayrılmış kocaman bir şehre gelmiştir. önce yeni heyecanlar, yeni insanlar ve garip bir şehir onu etkisi altına alır.

    iyisiyle, kötüsüyle başka bir hayat kurar kendisine burada. bir süre sonra da bu garip şehre ve insanlarına alışır çocuk. bir sürü yeni alışkanlık edinir, bir sürülerini de kaybeder. o köydeki gencin bir yarısı gitmiş, giden yarısını şehir doldurmuştur.

    başka biri olmuştur artık o çocuk. köylü desen değil, şehirli desen değil. bir yanı saflık, temizlik, sadelik ve nostaljikde kalmıştır, öbür yanı modernizmin merkezinde ve teknolojiye boğulmuş.

    ailesinden çok uzakta bambaşka bir yaşam şekliyle hayatına devam ettikçe, ne çocuk için ailesi eskisi gibi hayatının merkezindedir, ne de ailesi çocuğuyla ya da sıkıntılarıyla ilgilidir. kelimenin tam anlamıyla incelip kopar aralarındaki ilişki.

    bunların hepsi daha az paylaşıyor olmaktan, daha az beraber olmaktan kaynaklanır.

    haftada bir evi, annesini babasını arar. cuma günleri. cuma günleri mubarektir çünkü. çocuk için hala mubarek midir orası muallaktır belki ama, ailesi için öyledir. bu yüzden cumaları arar.

    anne babayla yapılan bu telefon görüşmeleri de pek zayıftır. hal-hatır cümlelerinden sonra garip bir sessizlik olur. çoğu zaman farklı kelimelerde tekrar hal-hatır sorularak garip sessizlik bozulmak istenir. belki arada sevinçli ya da üzüntülü haberler iletilir karşılıklı.

    bu sevinç ve üzüntüler de karşılık bulamaz çoğu zaman. ilgilenilenler, değer verilenler bambaşkadır çünkü.

    genç mesleğindeki bir başarıdan bahseder, anne-baba bunun ne derecede büyük bir başarı olduğunu kestiremediği için sevincin karşılığı eksik kalır.

    baba köyde olanlardan bahseder. genç için pek bir şey ifade etmez bu. başka hayatlardır, hayatıyla kesiştiremez ki.

    altı-yedi ayda bir, bayramdan bayrama ailesinin yanına döner genç. bir de yazın. ona da “yaz okulum var bu sene” gibi bir maazeret bulmamışsa.

    memlekete gidiş için günler öncesinden bilet alırken içinde bir huzursuzluk başlar yavaştan. sanki şahane bir hayat yaşıyormuş da, buna hiç ara vermek istemiyormuş gibi hissetmeye başlar.

    memlekete gidecektir. anne-babanın, akrabalarının sıkıntılarıyla başetmek zorunda kalacaktır. çoktandır uzakta olduğu ve pek de hayatını ilgilendirmeyen sıkıntılardır bunlar onun için. çünkü onun hayatı, ailesinin hayatından çoktan ayrılmış, kopmuştur.

    ailesi de, kocaman genç olmuş çocuklarından pek memnun değildir. ne istedikleri üniversiteyi kazanabilmiştir, ne de istedikleri mesleği yapıyordur. doktor olsa ya da en azından devlet kapısına dayasa sırtını, memur olsa diye içlerinden çok geçirmişlerdir ama olmamıştır. "bizim çocuk da kendini heder etti" gibi bir histedirler kısacası.

    şehirde belki onlarca kişinin yöneticisi olan, kocaman projeleri yöneten bu genç, doğal olarak ailesi için hala çocuktur. memlekete, yanlarına geldiğinde ekstradan bir vucut daha kazanmış gibi hissetmeye başlarlar. yapmaya fırsatlarının olmadığı ne kadar iş birikmişse hepsini çocuk yapacaktır, aylar önceden planlanmıştır bu.

    aslına bakılırsa haklarıdır da bu şekilde düşünmekte. yıllarca okutmuş, büyütmüş, akşamları üşümesin diye üstünü örtmüş, cebine para koyup şehirde yaşayabilmesini sağlamışlardır. nedir ki, zaten en fazla 1 hafta kalıp dönmeyecek midir ki? iki-üç işi halletse yardımcı olsa, sıkıntılarını biraz olsun azaltsa...

    gencin tarafında işler biraz daha farklıdır. yıllardır tüm tatillerini ailesinin yanında geçirmiştir. bunu, ailesine olan sevgisinden, saygısından yapmıştır. ama bir süre sonra bu zorunlulukmuş gibi gelmeye başlar.

    birçoklarının güney sahillerinde deniz, kum, güneş dolu tatil planları yaptıkları zamanlarda köyün biletini eline almıştır bile bizim çocuk. yıllardır esaslı bir dinlence görmemiştir. kafasını boşaltabilecek bir zamanı olmamıştır. çünkü bunları yapabileceği her fırsatı ailesinin yanına giderek harcamıştır. biraz da bu harcanmışlıktan dolayı bir yılgınlık vardır üzerinde.

    ailesi ise çocuğunun tüm tatillerinde yanlarına gelmesini bir fedakarlık olarak görmez doğal olarak. zaten 6 ayda bir gelir çocuk. şehirdeyken de kendi başına istediğini yapıyordur diye düşünürler. halbuki genç şehirde yaşamakla uğraşmaktadır.

    tatillerde ailesinin yanına gidiyor olmak ona sıkıntı verdiği için kötü birine dönüşmüş gibi hisseder kendini genç. ailesinin yanında olmak ona neden sıkıntılı bir şeymiş gibi gelir anlam veremez. kendine kızar böyle hissettiği için.

    hepsinden kötü olan ise; yıllar sonra, orta yaşı geçince, hem annesini, hem de babasını kaybedince, gidecek bir ailesinin kalmayışı onu daha beter eder. zamanında onların yanına giderken huzursuzlandığı için kendini affedemez bir hale gelir.

    ne çok sevmiştir ailesini oysa. ama ne gösterebilmiştir bunu doyasıya, ne de karşılık alabilmiştir. annesinin babasının istediği gibi bir evlat olamamış olduğunu düşündükçe boşluğa düşer, hayatının işe yaramaz olduğunu düşünmeye başlar.

    suç gençte midir yoksa "modern hayat" denen şey mi onu bu hale getirmiştir bilemeyiz. sonuçta seçimleri genç yapmıştır. sonuçlarına da o katlanacaktır.

    velhasıl, ailesi ile ilişkileri kopuk olan her insanda bir ukte vardır. özlenen/özenilen bir baba-evlat ilişkisi ve doyasıya sarılmak istenen bir anne.

    arada kalmışlık, olmamışlık yakar insanı içini.
  • dayımı en son 17 yıl önce gördüğümü varsayarsak bu insan sanırım ben oluyorum.
  • o yakınlığı çevresindeki eşinde dostunda arayıp asla bulamayacak olan insan maalesef