şükela:  tümü | bugün
  • özellikle cumartesi ve pazar günleri, ailenin tüm bireyleri şöyle bir araya gelip ortaya demlenmiş nefis bir çayın eşliğinde keyif içinde yapılan kahvaltılardır. mümkün olan her anda düzenlenmeli, uzun uzadıya keyfi çıkarılmalı ve vakit varken kıymeti bilinmelidir. çünkü benim gibi 30 yaşınıza geldiğinizde zaman içinde aile bireylerinin yeni bir gelecek arayışı, evlilik ve maalesef vefat gibi nedenlerle sofradan bir bir eksilişini üzüntüyle seyretmek zorunda kalır ve bunun da bir daha asla tam olarak yaşanamayacaklar listesindeki yerini alışını çaresizlik içinde seyredersiniz.
  • genellikle pazar gunu yada bayramlarda bir araya gelerek oluşturulan doyumsuz birliktelik anıdır, guzel olan cay o zaman daha bi guzeldir sanki, kalabalıktan dolayı hazırlık geciktigi icin bilincsizce cay dinlenir ve daha iyi demlenmiş olur, cay karistirma sesiyle uyanmak yada yasları 2 ile 6 arası degisen insan yavrularının * anne engelini asıp ustunuze atlamasıyla uyanmak kahvaltının tadını bastan hissettirir. kalabalık bir aileyseniz bu bir rituel haline dönüşmüştür, olmadıgı zaman eksiklik hissedilir. oldukça keyifli gecer ve o kadar cok sey hazırlanmıştırki camız gibi yersiniz, herkes bir arada oldugu için oldukça güzel muhabbet edilir gecen haftanın bir nevi degerlendirmesi yapılır gülersiniz, güldürürsünüz. karnınız doyar ve bir bardak çayla sofradan uzaklaşır kanepeye yastlanırsınız bir yandan da hüzün basar, üç kusagı bir sofrada görmek hey gidi gunler dedirtir, aile büyüklerinin yüzlerindeki kırısıklıgı daha bir farkedersiniz üzülürsünüz. ama bu tat hiç bir anlık hüzünle bozulmayacak kadar güzeldir.
  • süper lüks bir kahvaltıdır bu; çocukken olduğu gibi yumurtalı ekmek kokusuyla uyandırır yataktan... sütlü çay, taze ev paskalya çöreği, anne yapımı ayva reçeli, çeşit çeşit peynir eşliğinde hepsinden önemlisi anne gülümseyişi ile yapılır...
    anne'nin varlığı hep çocukmuş gibi hissettirir insana hiç büyümemiş gibi; hatta arada bir ''çocuğum çayını souutmasana'' dediği zaman daha bir mutlu olunur...
  • çocukluğun tatlı anısı, yıllık izinlerde memlekete gididiğinde dedenin evinde yapılan kalabalık kahvaltıdır. ne okul servisine yetişme çabası vardır, ne işe giden anne baba. tüm bunların huzuru içinde yenilir fırından alınmıs ekmek hamurunun içine peynir konulup kızartılan puf börekleri. sürekli sohbet edilir .çay içmeye izin verilir. büyüdüğünü hisseder insan. yağlı parmakları çaktırmadan reçele batırır ağza götürürsünüz. tüm aile büyükleri arasında ezberlenen şiir okunur sofrada alkışlar arasında... amcalar... halalar... kuzenler... anneniz bu kadar çok yediğinizden mutlu güzeln gözlerle bakar size ışıl ışıl. çok özlenir.
  • pazar kahvaltilarinin esanlamlisidir. pazar günü annenin daha fazla uyuma, çocuklarin buna saygi gösterme, babanin da mutfaga girip kahvaltiyi hazirlama günüdür. sucuk-yumurta, kizartilan ekmekler, veletler için süt, geriye kalanlara çay, sicacik taze ekmek... disardaki hava her nasil olursa olsun, o gün mutfak asiri sicak olur, rengi günes sarisiymis gibi gelir duvarlari hangi renk olursa olsun... sabah kahvaltisinin telassiz, durgun, huzurlu kokusu siner mutfaga. mutfaktan da diger yasam alanlarina yayilir. mesela buna illa gavurcada bir seyler demek istersek sunu söyleyip rahatlariz: la paix dominicale
  • bu ara en çok özlenendir. (öyle ki anneyi görüntülü arayıp eşzamanlı kahvaltı etme isteği bile uyandırır.)
    büyük hazırlıklara da gerek yok. sade demli çay birkaç kahvaktılık. bir de anne ve anneanne sohbeti oldu mu değme keyfime.
  • ailesiyken sabah uyanıp yataktan çıkmayan, aileden uzaklaşınca bir ay kamera açalım çok özledim moduna giren garip insanları hatırlatmış eylem..
  • sonrasında kalkılıp gidiliyorsa tadından yenmez.