şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: aile faciasi)
  • ailedeki insanların ortak düşünemeyişinin yolaçacağı sinir ve huzur bozucu durum..
  • anne ariel şaron, baba yaser arafat olsa bile daha az gürültü çıkar dedirten kavga.o kadar salak sebeplerden çıkar ki ormanlara çırılçıplak koşmak istersiniz.
  • herkesi ayri bir yere, ayri ama bir o kadar da ortak dusuncelerle dagitan olay.
  • balkonlarda ya da uluorta yapılmasa çok daha iyi olacak kötü şey.
    * atlantis 6 yaş entrysi.
  • bir çocuğun aklından ömrü boyunca çıkmayan iğrenç hadisedir. annemle babamın çok fazla tartıştığı günlerin birinde babamın ablamı ve beni kucaklayıp "aslında ben sizin için kavga ediyorum" demesi hala aklımdan çıkmış değildir. cahilliğin bu kadarı yani...
  • çok leş bir durumdur.

    baba her gece alkollü olarak eve geliyor. sen tabi gecenin köründe çoktan yatmış oluyorsun. baba mutfağa giriyor, tencerelerin kapaklarını sert bir şekilde vuruyor. 2 saniyede bir "sikiyim" diyor. daha sonra salonda bir şeyleri kırıyor, anne uyanıyor salona gidiyor babanın kırdığı şeyleri toparlamaya çalışıyor. sonrasında babanın mutfağa girdiğini ve çekmeceyi açıp içinden ya çatal ya da bıçak aldığını duyuyorsun.

    üzerine türlü melankolik laflar edebilirim, yaklaşık 350 satır yazarak hepinizi ağlatabilirim ancak bu güzel bir hareket olmazdı. sonuçta anne baba kavgaları ile büyüyen çocuğun artık belirli bir yaşa geldiğinde bu olanları unutması ve ileride hayatının kadınını veya erkeğini bulduğunda bu yaşadıklarını ona yaşattırmaması lazımdır. kötü tecrübelerin geleceğimizi belirleyeceği ender mevzulardan birisi sadece.

    o yüzden anneniz ve babanız birlikte ise ve hala aşklarını doyasıya yaşıyorlarsa bunun keyfini çıkartmaya bakın. amerikalı ergenler gibi "what the fuck" diyerek dolaşmayın evin içerisinde. ailenin bir parçası olun. olan var, olmayan var.
  • saçma sapan sebeplerle kavga ediliyorsa ve hele taraflardan biri dikkafalı ise çekilmeyendir, hemen evden kacilmalidir o an, ömür törpüsüdür
  • sonucu hiçbir yere varmayan,akıntıya karşı kürek çekmekten bile daha anlamsız olan bir durumdur.
    bu kavgalar çoğu zaman yemek masasında patlak verir.devamlı bir arada yaşayan aralarında paylaşacak bir anıları kalmamış adeta hayat zevkleri birbirlerine hayatı dar etmek üzerine kurulmuş aile fertleri (özellikle karı-koca) arasında vuku bulur.
    bu kavgalardan en çok etkilenen fert çoğu zaman kavganın taraflarından olmayan çocuktur.belirli bir yaşa kadar anlamlandıramadığı bu kavgaları aklı başına gelince anlar.bu anlama durumu çocuğu cinnete kadar sürükler.üstelik ailesinden uzaklaşma imkanı bulunmayan bir fert ise çıkmaza sürüklenip kendi yaşamının da aynı döngüye ilerlemesi kaçınılmazdır.
    bu kavgaların sık sık yaşandığı aileler çoğu zaman boşanması gerekip de boşanamamış ana-baba dan oluşur.her kavgada ayrılacaklarını birbirlerine katlanamadıklarını avaz avaz bağırırlar.
    ama artık çok geçtir olan olmuştur çocuk böyle bir ailenin içerisinde büyümüş gitmiştir ve biraz da iradesiz bir bireyse bu ortamdan kurtulabilmesi gerçekten çok zordur.
  • berbat bir olaydır.

    memleketime geldiğim bu zamanlarda yine yaşadığım ve adeta huylu huyundan vazgeçmez diyerek karşıladığım ancak canımın da yandığı bir durum.

    eskiden çok üzülürdüm, çocukken çok ağlardım. hep başkalarının haset çemberi arasında kalıp surekli kavga arasında büyüyen birisi olmak, beni daha çabuk bir aile kurma hırsına itiyordu yaşananlar.

    eskiden zorluklar şimdi refah... inanın fark eden bir durum yok. para insanı, aileyi huzurlu tutmaya yetmiyor. hep daha iyisi olacak, hep bu sefer daha huzurlu olacağız inancımı kaybettiğim anda ben, gitmeyi kafama koymuştum.

    dönmeseydim keşke bir haftalığına bile olsa çekilmiyor. hep geçmiş hep hesaplaşma...

    hani o kadar dert varken hala bu zamanda bir adım ileriye gidememek üzücü. çevredeki dedikoducu ahlak eksiği insanların ise surekli evle muhatap olması daha da geriyor ortamı.

    boşanmadan iki insanın hayatına nasıl olur da kaç sene geçse de huzur gelmez? ben inanıyorum ki, sahiden küçükken seven olmamış beni. şanslı değildim.

    bir iki ayağım kayınca da, zorda kalınca da bu kavgaların aile içinde saldığı kamplaşmanın en büyük mağduru ben oldum. destek görmedim. hep kendimle başbaşa kaldım.

    küçükken hatırladığım ilk anı da bir tartışma idi. hep sır saklayan kaldım. iyi sır sakladım, çünkü alışkanlık olmuş. eskiden bir sırrı diğerine kaçırsam anne baba ayrılacak korkusu ile cephede silahını teslim etmeyen bir asker gibiydim.

    uzun zaman sonra bir kez daha dönecek bir memleket olmadığıyla, sevilmeyen bir çocukla, yıkıntılarla dolu bir geçmiş ile karşılaştım.

    teşekkürler bu eserin inşaatında çalışmış herkese.