şükela:  tümü | bugün
  • her ailede bulunan bir üye. genelde yüz hatları bellirgin erkek kişilerden seçilir. yaramazlık yapacak çocuğun bir numaralı düşmanıdır. bakışıyla, duruşuyla her daim yüreğimize korku salar.

    bizim ailede de bu görevi halamın eşi yapardı. misafir geldiklerinde veyahut biz halamlara misafirliğe gittiğimizde paşa torunu gibi disiplinli ve uslu olmamın sebebiydi. canım sıkılır yanımda getirdiğim topla oynamak isterim sert bakar, onlar televizyon izlerken askercilik oynarım "veaayt" diye yerime oturmamı sağlar... hatta bi keresinde daha çorapları iç içe sokmamdan nefis bir futbol maçına imza atacağımı anlayan halam, odasında uyuyan eşini kaldırmıştı da henüz santra yapılmadan kulağım arkadan çekilmişti hafiften. ama genelde iyi bir adamdı.

    sonra saçı sakalı salmamdan dolayı bu görev bana verildi. artık bayramlarda misafir çocuklarını korkutacak adam bendim. amaçsızca sağa sola dönen, yuvarlanan çocuklar; beni görünce susuyor, dut yemiş bülbüle dönüyorlardı. ama içimde acaba çocuklarda travmatik durumlar yaratır mıyım? vardı. fakat bu endişe semra teyzenin "kıllı ama iyi çocuk" demesiyle yerini buruk bir sevince bıraktı.
  • kadınsa, yanında iğne taşıdığını söyler.
    "bak bu teyze iğneciymiş biliyor musun, yaramazlık yaparsan çantasından çıkaracak iğneyi" dendiğinde büyük bir iştahla onaylar.
  • doktor amca, hemşire teyze, iğneci abla, bilemedin polis abi kılığında geziyorlar, bizim ailede vardı hepsiyle tanıştım.
  • sinsice hazırlanmış planlar sayesinde kim olduğu hep muğlak bırakılır.

    - ah oğlum sen de baban gibi oldun..

    burada korkutan anne midir baba mı
  • (bkz: ayı yogi)
  • bu üye genelde çocuklar tarafından pek sevilmez. aileler zor durumlarda hemen "oğlum şu çocuklara bir kızsana" derler. o an dünyanın en mutlu insanı sizsinizdir. çünkü bir araya geldikleri zaman çıkardıkları ses yüzünden sinirleriniz son noktadadır. hemen büyük bir zevk ile çocuklara doğru yönelir ve en kalın ses eşliğinde bağrılıp çocukları sindirmeye çalışırsınız.
    şu an başınıza iki şey gelebilir. birincisi bütün çocuklar siner ve hemen annelerinin eteğinin altına girerler. ikinci seçenek aralarından biri size fiziki müdahelede bulunur. o an vursanız bir türlü vurmasanız başka türlüdür. sınır ötesi harekat gibidir bu olay. bulunacağınız müdahele sonrası bir aile büyüğü sen çocuğuma nasıl vurursun diye fırça atabilir. vurmazsanız çocuk artık sizi her gördüğünde fiziki müdahelede bulunacaktır. bu gibi durumlarda genelde vurmak yerine ondan daha güçlü olduğunu gösterecek bir müdahelde bulunmak daha yararlıdır. mesela iki kolundan sıkı sıkı tutup kendine gel ben senden daha güçlüyüm diye göstermek en güzelidir.
    bu örnekten de anlaşılabileceği gibi eğer yaramaz bir çocuğu ailesi hem destekleyip hem de sizle karşı karşıya bırakacak bir duruma sokarsa olan her zaman size olur. olayı iyi analiz edip sınır ötesi harekata girip girmemek size kalır.
  • annemidi, ben olur gibi oldum ama benden de geçti gibi. çünkü ailede kızacak çocuk kalmadı.

    annem beni ve abimi uyutmaya çalışırken (tabii biz küçüğüz o zamanlar) ikimizide kanepeye yatırır, uyumayan bizleri görünce elini kanepenin alt kısmında bulunan takta kısıma vurarak " bakın çocuklar taktak amca geldi, çabuk uyuyun" derdi. nedense o dönemlerde de bu olayı bilirdim ama bi yandan da korkardım. bilmiyorum ki "taktak amca kim" hani rakibimi bilsem ona göre önlemimi alsam desem o da yok. mal mal "hadi uyuyalım bari abicim" derdim ve uyurduk. lan ne salak çocuklarmışız. şimdi gelse tak tak amca hiç bakmam gözünün yaşına alırım havasını.

    bu arada iki kelam ile anneme seslenmek istiyorum; annem, güzel annem neden bizi kandırdın taktak amca karakteriyle.bu gün gu haldeysem sırf o amca yüzündendir. biraz yaşım büyüyünce derdim size "kaçacam ben bu evden" diye, sırf sizleri korkutmak içindi. nasıl güzel oluyor muymuş? el kadar yavruyu korkutmak olur mu be annem ? neyse bu vesile ile de ellerinden öptüğümü belirtmek isterim. -küçük oğlun telvin-

    neyse zaman zaman içinde geçti gitti. sıra artık bendeydi. küçücük kuzenlerim vardı, yaramazlardı, haddinden fazla yaramazlardı. ben de yeni ergen olmuşum. ne nedir bilmiyor yeni yeni öğrenmeye başlıyorum. yanlış anlaşılmasın ama vücudumu, kuvvetimi de bilmiyorum (neyse yanlış anlaşılada bilir, arada yanlış-doğru mefhumumu yitidrim.) ergenliğin verdiği çabuk sinirlenme, ne yapacağını bilememe, cinnet getirme gibi eylemler o dönemler benim görev ve yetki alanım içerisideydi. kuzenler şımardıkça, içim içimi yer ve kendime atfettiğim görevi uygulamak için zevk ile beklerdim. yavaş yavaş, soğuk soğuk yerdim intikamımı. önce çocuklara şımarmamaları gerektiğine dair ufak bir uyarı (ama içimden uyarı vermek falan gelmiyor, direkt tokatlama isteği) sonra arayı ısıtmak için çocuklara iyi davranma numaraları (burda çocuğu yanıma çekme taktiğini uyguluyorum) sonra bir şekilde gelin size oyunca verecem, bilgisayar oynatacam varyasyonları denenip çocuğu tenhaya çekmek ve bir anda tokatı çocuğa bile hissettirmeden çakmak.

    burada önemli bir kaç husus var. ne kadar çocuğu dövme isteği içimde enginlere sığmaz taşsa da anası babası akrabam, onları sever, kırılmamalarını isterdim. çaktırmadan tenhada sıkıştırmak ve tokatı çaktıktan sonra sevgili akrabalarımın kalbini kırmamak için "aaa çocuk koşarken bana çarptı" , bi anda bağırarak "dikkat et bişey olacak (cümlenin sonunda çocuğa girişilmiş olunur)" gibisinden eylemlerim de olurdu. çocuk zaten ne olduğunu anlamamış vaziyette zebra gibi etrafına bakınır, derdini anlatamazdı. lan nasıl bir rahatlamaydı o öyle.

    bu arada çok piçmişim. ne vuruyon lan el kadar çocuğa. ama işte belirtmiştim hep o taktak amca psikolojisi getirdi beni bu hale.

    "ühühühüü yine taktak amca geliyo, çabuk uyumalıyım"
  • - bir ikiii, almaya geliyor seni freddy!!!
    - ....elizabeth yenge, yapma allahaşkına
    - üüüç dööört, hemen kapıyı öört
    - ...ya böyle böyle manyak edeceksiniz adamı ya!!!
  • alternatif olarak bir de anne babanın haberi olmadan çocuğu korkutan abi/abla vardır.korkutup çocuğu ağlatır sonra da üstüne dayak atarlar sus diye.

    (bkz: ben bugün bunu gördüm)
  • geneli cüsse olarak iri yarı ve aile toplantılarında çok sık görünmeyen, genelde dışarda takılan, arada kendini gösteren ve bu gizemli halleriyle ailedeki çocuklar tarafından en çok merak edilen insandır.

    ayrıca (bkz: yaran başlıklar)