şükela:  tümü | bugün
  • annenin solgun görünen yüze, uykusuz kalan bünyeye "pekmez ye, geçer" baskıları yapması, şöyle rahat rahat ağlayacakken küçük kardeşin, bir sigara yakacakken babanın odaya girmesinin sonucudur.

    ailenizle kalıyorsanız depresyona giremezsiniz arkadaşlar. en iyisi 1 tatlı kaşığı pekmezinizi yiyip uyuyun.
  • girdirmezler. sürekli nen var kuzum repliğiyle ruhunuzun içine sıçarlar. ulan neyim var görmüyor musunuz diyemezsiniz. hiiiç, öyle gözüm dalmış, misafir mi gelecek ne der geçersiniz.
  • depresyona geceleri girilip gündüz boş beleş işlerle uğraşılmasına sebebiyet verir. gece ağlanır ağlanacaksa. bi dönem dr jekyll ve mr hide takılınır, sonra anne meyve soyar, en sevdiğin yemekleri yapar, senle oturur dertleşir normale dönülür.
  • fazlasiyla dogdurudur. birak depresyonu, moralinin bozuk oldugunu goren anne ve baba adeta beynini yer hatta anne aglamaya baslar ve iyice sinirin bozulur. odana cekilirsin 2 dakika rahat birakmazlar, bogulursun adeta.
  • en iyisi be, girip napıcaksınız allasen?

    sonra çık çıkabilirsen
    yada belki çıkamazsın bile

    iyi ki varsınız..

    edit: imla
  • şükrettirir. evin dışında depresyon hırkası her şartta giyilebilir. ama evde anne şefkati, baba kollayıcılığı o hırkayı ne yapar ne eder çıkarttırır.

    günler depresyonla heba edilmemeli. ayrıca depresyonun da ağız tadı olmaz. bu türden arabesk haller telafisi olmayan kayıplar yaratır. sinirlenin, ağlayın, karamsarlığa kapılın, sızlayın fakat bunu kısa film tadında yaşayın.
  • arabesk ruhlu yazarların depresyona girmek için can attığını gösterir.
    ha bir de öyle sigara yakmayla, hafif melankoliyle, buğulu buğulu uzaklara bakmayla depresyona girilmiyor söyleyeyim. her hüzün de depresyon demek değildir.

    iki göz yaşı döken depresyonda anasını satayım, ne çok seviyorsunuz kendinize yakıştırmayı bu psikolojik rahatsızlıkları, moda oldu yemin ederim, öyle kolay değil teşhisi koymak, hele doktor olmayan kendine teşhis koymasın mümkünse. siparişle edinilmiyor bu hastalık.

    ayrıca hadi diyelim öyle oldu, ne güzel lan işte hüzünlenememek, annenin sana kahvaltı hazırlayıp gülümsemesi, küçük kardeşin her yerden çıkması... yok ama bizim acı seven insanımız illa sevgiliden ayrılıp yerlerde sürünmeli, isyan etmeli, ağlayıp zırlamalı her gün.
    sonra da 'bon doprosyondoyom konko golomooom ühühüühü'
  • laf sokucular yine iş başında anlaşılan.

    doğru önermedir.

    doğru düzgün depresyona giremezsiniz, doğru düzgün hüznünüzü acınızı yaşayamazsınız. hönküre hönküre ağlayamazsınız. çünkü durumunuzu ailenize göstermek istemezsiniz. büyük ihtimalle de sizi anlamazlar ya neyse.

    yine de bir yandan iyidir, durumunuzdan daha çabuk kurtulursunuz, aslında ertelersiniz krizlerinizi, içinize akıtırsınız göz yaşlarınızı. sağ olsunlar var olsunlar ailelerimiz.
  • depresyona girmek bir seçenek olmadığından, yani kimse bile isteye depresyona girmediğinden; "aileyle yaşayıp depresyondan ağız tadıyla çıkamamak" desek daha doğru olur sanırım.

    hele bir de kalabalık bir aileyse, vay halinize. yalnız kalamazsınız; herkes üstünüze üstünüze gelir adeta. iki dakika soluklanmak istersiniz bir köşede, olmaz.

    depresyonun doğal sonucu içine kapanmadır. kimseyi görmek ve dinlemek istemezsiniz. tek istediğiniz yatıp tavanı seyretmektir ama babanız "nerede o?" diye söylenmeye başlar anında... kardeşle paylaşılan oda zaten doğrudan depresyon sebebiyken, bu halde hiç çekilmez.