şükela:  tümü | bugün
  • aelurofili olarak da yazılabilen fobi
  • (bkz: zoofobi)
  • arkaik yani evrimin ilk zamanlarından beri genlerimize işleyen bir yanı olduğu savlanan korku.
    doğuştan korkularla kodlanmış doğduğumuz da söylenir.
  • eger bu korkuya sahip bi erkekseniz zaten kendinizi yakmisinizdir, ama bu korkuya sahip bir bayansaniz hem kendinizi hemde erkek arkadasinizi yakarsiniz.. malum kedi goren br bayan sadece tepkisini korkarak gosterir, ama uzun sure kasinti dolasan erkek sevgilisini korumak icin allahin unuttugu tuy torbasini kovalamak icin sekilden sekile girer. hele yemek yenen yerdeki simarik alismis sokak kedileri sizi sallamaz ve gicikligina gelir kizin yaninda miyavlar.. bu gibi durumlarda bir sise kucuk suyu yaninizda bulundurun ve caktirmadan etrafa korku ve dehset sacan kucuk biyikli mahlukatin tepesinden belirli araliklarda bosaltin.. bakalim bidaha yaklasabiliyo mu yaniniza..
  • kedilerden korkmak. buna felinophobia, elurophobia, galeophobia ya da gatophobia da deniyormuş.
  • sokaklarda arabaların yanından geçirtmeyen her an birisinin altından çıkabilir diye düşündüren, güzel güneşli bir bahar gününde açık alanda keyifli sohbetler yaptırmayan, adamı her daim tetikte yaşatan, bunlar yetmezmiş gibi çevredeki çok bilmiş amcaların teyzelerin size acıyan bakışları ile karşılaştıran ve utandıran, top oynayan veletlerin alay edici gülüşleri ile kızdıran ve çıldırtan fobidir.

    (bkz: korkuyorum iste)
    (bkz: yeter be)
  • panik atak gibi yanlış anlaşılmaya, abartılmaya yüz tutmuş sendrom. cidden bu korkuya sahip kişiler olabileceği gibi veya iran kedisini gece görmek, ekşibition'daki kedi fotosu çılgınlığından tiksinmekten ötürü oluşan kedi korkusu gibi hiç kedi beslemeyen kişilerde görülen yersiz takıntılar da ailurofobi olarak anılıyor. buna üzülüyorum. bir kedi sahibi olunduğu zaman ve aradaki buzlar eritildiği zaman (zaten cinsine göre değişmekle beraber zararsız sevimli hayvanlardır) kalkar o hayali ailurofobi. ancak bu korkuya sahip kimsenin kucağına kediyi atıp da "sevsene yahu, çok şeker" demeyin, bayılabilirler, kalp krizi geçirebilirler. zaten bunu yapmak, askerde şaka yapıcam diye arkadaşın kafasına varil atıp 5 kişi öküz gibi gülmek ile denk bir denyolutur.
  • açık havada oturmak, yemek yemek gibi şeyleri zevkten cok işkenceye dönüştüren korkudur çünkü güzide memleketimde her an her yerden bir kedi çıkabilmektedir, sırf çıkma ihtimali bile içinizi titretir. çöp kutuları ve araba altları gibi yerlerden de fırlayıp ödünüzü kopartır bu kediler. bu yüzden yıllarca çöp kutularına ve duran arabalara eşit mesafede caddenin ortasından yürünebilir, araba altında kalmak mühim değildir, yeter ki kedi denen o büküm büküm, şeytan gözlü, tıs tıs hayvandan uzak olsun. ilerleyen evrelerinde kedinin sadece resmini görmek bile kişinin korkmasına neden olabilir. tam tersine, yıllar geçtikçe beyaz ev kedilerinden korkmamaya başlanması da mümkündür.
  • yolda her gördüğü kediyi mıncırıp öpenlerin, abartıp yalayanların, evinde 10-15 tane kedi besleyenlerin, her apartman kapısının önüne bayat yemeğini döküp sebebini de "aç kedileri doyurmak" olarak gösterenlerin bu fobiyi anlaması, fobi sahibi ile empati yapması mümkün değildir. üstüne üstlük bolcana dalga geçmeleri, inadına "gel pisi pisi" demeleri, "bak bak ne sevimli" deyip gözünüzün içine sokmaları an meselesidir.

    her sokakta sürüsüne bereket bir şekilde bulundukları için de iki dakika rahat hissedemezsiniz böylece diğer fobilere oranla insanın yaşam kalitesini de ciddi oranda düşürür.

    en önemlisi söylendiği gibi bir hastalık değildir. yalnızca bir korku durumudur ama bu durum karşısında zerre anlayış gösterememek, dalga geçmek ise hastalığın ta kendisidir.
  • numerus clausus'un sahip olduğu korku.