şükela:  tümü | bugün
  • son zamanlarda çokça görülen söylem. bu söylemi dile getirenler, bir yandan rte güzellemesi yaparken diğer yandan hayat pahalılığından, işsizlikten, enflasyondan, döviz kurundan vs. şikayet ederler. bu çelişkiyi eleştirdiğinizde, "ak partili değilim erdoğancıyım" derler. onlara göre kötü gidişat erdoğan'ın değil, teşkilatın hatasıdır. bu söylem geliştikçe ak parti ile erdoğan'ın oy sayısı arasındaki makas farkı da artmaktadır. bu fark 24 haziran seçimlerinde 5 milyon idi.

    şurada örneklerine bolca rastlanır.
  • türk halkının her ideolojik topluluğunda görülen adam kutsama sevdasının en açık tezahürlerinden biri.

    burada bazılarının kafasına "e akplilerin erdoğan'ı kutsadığı gibi muhalifler de atatürk'ü kutsuyor, kutsadıkları adamın yanlış yapabileceğine asla ihtimal vermiyor, ikisi de aynı bokun soyu birbirlerinden ne farkları var" sorusu takılabilir. aralarında çok ciddi bir fark var: o da atatürk'ün ölü, erdoğan'ın sağ olması.

    atatürk'ü kutsayan bir insan türkiye'ye ciddi bir zarar veremiyor çünkü atatürk öleli 80 sene oldu. atatürk'ü kutsayan biri, 2018 yılında yalnızca bir partinin katıldığı ve göstermelik olarak yapılan seçimleri ya da devlet başkanının dolmabahçe sarayı'nda yaşamasını arzulamıyor. dönemin üstünden geçen uzun zaman sonucunda atatürk'ün hatalarını büyük oranda görüyor. erdoğan ise sağ ve hata yapmaya devam ediyor, onu kutsayan kitle hatalarını da kutsadığı ve onu ihtar etmeyi aklına bile getirmediği için ülkece uçurumdan aşağı doğru gidiyoruz.

    ayrıca erdoğancılık atatürkçülüğe göre çok daha esnek ve tehlikeli bir kavram. "erdoğancıyım" diyen biri avrupa birliği'ne girip euro'ya geçsek de mutlu olacak, yarın demokrasi ilga edilip şeriat gelse de mutlu olacak. yeter ki erdoğan "bu iyidir" desin, erdoğancı her türlü manevraya razı ve bu ülkenin geleceği için korkunç bir şey. atatürk'ün temel prensibi üniter devlet, laiklik ve batı normlarında bir eğitim sistemi temelleri üstünde yükselen bir demokrasiye geçilmesidir diyebiliyoruz. ama erdoğan'ın temel prensibini kimse bilmiyor, çünkü bütün politikalarında saf bir makyavelizm var. hiçbir ilkesi yok ve siyasi çıkarı neredeyse o politikanın peşinden koşuyor. buna rağmen onu kutsayan milyonlar var.

    erdoğan bugün amerikancı olur yarın avrasyacı olur, öbür gün turancı olur. "milliyetçiliği ayaklar altına aldık", "eyalet sisteminden korkmamalıyız" der, iki sene sonra "tek vatan tek millet" diye slogan atar. koalisyonlara demediğini bırakmaz, oy oranları düşünce mhp ile koalisyon kurar. bütün ekonomiyi inşaat yatırımlarına endeksler, sonra çıkar "her taraf beton yığınlarıyla dolu, kurtulmamız lazım" der. fetö'ye "paralel devlet kurmuşlar" diye kızar, sonra menzil cemaatinin devlet içinde kadrolaşmasına müsaade eder. senelerce politika malzemesi yaptığı mavi marmara şehitlerini, israil'den ayarı yiyince "onlar giderken bana mı sordu" deyip satar. kısacası bir prensibi olmadığı için kafayı duvarlara vura vura ilerler, sadece kısa vadedeki çıkarını düşündüğü için iki adım sonrasını hesaplayamaz.

    erdoğancılar da kutsadıkları adama laf söyleyemeyecekleri için mecburen dış güçleri, içimizdeki hainleri, batı uşaklarını ve saireyi suçlarlar. "erdoğan çok iyi şeyler yapacak ama düşmanlar fırsat vermiyor" avuntusuna sığınırlar. erdoğan'ın tamamiyle elinde bulundurduğu ve istediği her şekilde değiştirmeye muktedir olduğu eğitim politikasının, çoğu özel sektörde müdür bile olamayacak insanlardan oluşan bakanlar kurulunun, rantçı büyükşehir belediyelerinin, sadece yalan söylemek üzere faaliyet gösteren havuz medyasının rezil halini görmezden gelirler.

    yarın nükleer bir bomba bizim dışımızdaki bütün ülkeleri yok etse ve hiçbir düşmanımız kalmasa bile, erdoğan'ın aynı hataları yapmaya devam edeceğini fark edemezler. çünkü sorunun dış güçlerde değil, erdoğan'ın plansızlığında olduğunu görmek istemezler. bugün kendileri iyi kötü bir hayat yaşadılar, fakat çocukları ve torunları bu aymazlıklarından dolayı kulaklarını çok çınlatacak.