şükela:  tümü | bugün
  • bu ülkenin cumhurbaşkanı ne dedi? yıllardır neyi yaşıyoruz biz?
    (bkz: taraf olmayan bertaraf olur)

    madem taraf olmadan ayakta kalamıyorum, madem ak partili olmadığım için kamuda çalışamıyorum, madem ak partili olmadığım için para kazanamıyorum, madem ak partili olmadığım için adil yargılanmıyorum, madem ak partili olmadığım için düşüncelerim sansürleniyor.

    peki cumhurbaşkanım artık ben de tarafım. kendi değerlerimden taraf. istediğiniz oldu. artık ben de sizin taraftarlarınıza yargıyla bakıyorum. iyi mi oldu? hayır. ama en tepeden böyle yönetiliyorsa bu ülke yapacak bir şeyim kalmıyor.

    insanlar tercihleriyle yaşarlar. her seçimin de bir bedeli var. sen esnaf kardeş, ak parti'nin şiddet ve baskı politikalarına destek verip, mesela izmir'de ya da istanbul'da kadıköy'de, beşiktaş'da, şişli'de, bakırköy'de benim senden alışveriş yapmamı bekliyorsan bu artık olmayacak.
    neden?
    (bkz: taraf olmayan bertaraf olur)
    seçimini yap.

    ben ali ismail'i öldüren fırıncıdan, taksim'deki palalıdan, beşiktaş'ta kadın döven meyhaneciden, aksaray'da bir turiste 40 kişiyle saldıran insanlardan, nuh köklü'yü öldüren esnaftan alışveriş yapmayacağım.

    ak parti politikalarına destek olan büyük zincirlerden de alışveriş yapmayacağım. kanallarında star'da ntv'de ak parti politikalarına çanak tutan, sonra açtığı yemek zincirlerinde beyaz yakalının parasını alan ferit şahenk'den de alışveriş yapmayacağım.
    (bkz: taraf olmayan bertaraf olur)

    atv'ye sabah gazetesi'ne reklam verenlerden de alışveriş yapmayacağım. herkes tercihleriyle yaşar. sabah güler yüzlü esnaf, gece birilerinin askeri, polisi, savcısı. artık tek kuruş para yok. bitti o devir. ya barışı, huzuru tesis edecek bir insanı destekleyeceğiz hep beraber, ya musluğu kesiyorum.

    (bkz: taraf olmayan bertaraf olur)

    para benim param. kime istersem ona harcarım.

    kimin ak partili olduğunu nasıl belirleyeceğimi söyleyeyim. akşam beni yalnız başıma sokakta sıkıştırdıklarında ak partili fırıncı benim vatan haini olduğumu nasıl tespit ediyorsa öyle.

    haa

    ferit şahenkler, turgay cinerler, nihat özdemirler,ethem sancaklar belli. bize ne satıyorlar belli. takip edin. atv'ye reklam verenler belli. almayın kardeşim.

    (bkz: taraf olmayan bertaraf olur)

    edit: meselenin özü bizlerin özne olarak kendiliğimizi nasıl kurduğumuz ile ilgili. konu bir yaşam kültürü ve söz konusu kültürün dayandığı bazı değerler. bizler cemaat değiliz. bireyleriz. kitle ruhuyla hareket etmiyoruz. çıkar ilişkileri içine girmiyoruz.ihalelere girmiyoruz.

    bugüne kadar bizleri kemalist, solcu, çevreci, alevi, gezici, darbeci bir sürü yaftayla ayıkladı bu sistem. özne olarak sistemin karşısına bu kimliklerle çıktığımızda sistem bizleri eziyor. bu böyle devam etmeyecek. madem sonuç ortada. bundan böyle kriminalize edemeyecekleri, yıllarca da sürekli pekiştirilen kimliğimle çıkıyorum. artık müşteriyim. ve bu kez bu son derece politik.

    yaşam kültürümü savunmayan kimseye para kazandırmayacağım. yaşam kültürüme düşman ideolojileri besleyen sermaye gruplarıyla bireysel olarak savaşacağım. yaşamın büyük bir kısmı ekonomi. insanlar para kazanmak mı istiyor, o halde başkalarının yaşam kültürüne saygı göstermeyi öğrenecek. birlikte yaşamayı öğrenecek. bilinçlenelim. birilerini fişlememize gerek yok. kimden alışveriş yapmayacağımızdan çok kimden alışveriş yapacağımız, kimi destekleyeceğimiz üzerine düşünmeye başlayalım. cebimizdeki 20 lirayı yaşam kültürümüzü destekleyen sivil toplum örgütlerine, derneklere yatırmayı öğrenelim. tıpkı bugüne kadar siyasal islamcıların, cemaatlerin yaptığı gibi. biraz da birbirimizi desteklemeyi öğrenelim.

    bu tarz majör başlıklar kitlenin bir araya gelmesi için daha uygun oluyor. önermenin aksine ben negatif bir söylem üzerinden değil pozitif bir söylemle yürümek yanlısıyım. yani yaşam kültürüme saygılı esnaftan alışveriş yapacağım. bunun için de yatay bir örgütlemeye ihtiyaç var. belki bir 'mavi' liste oluşturulur. ve savunduğumuz değerlere saygılı insanlar(esnaf) bu listenin içinde yer almak isterler. yani kimden almayacağımdan çok kimden alacağıma dair bir düşünce pratiğinden söz ediyorum.

    edit 2: iktidarlar kendi adamlarına ihale verirlerken iyi, yıllarca cemaatler kırtasiyeden, bakkala, kasaba, dershaneye, okula yalnız kendi müridlerine para kazandırırken iyi. siz yapınca büyük iktidar yürüyüşü, vatandaş kendi yaşam kültürünü savununca aptal. kimin aptal olduğunu göreceğiz. chp'si hdp'si mhp'si umrumda bile değil ben kendi yaşam kültürüme kendim sahip çıkarım. bizler yolunacak kaz değiliz.

    edit 3:

    iki pozitif etkisi olabilir böyle bir bağlamda düşünmenin.

    1)insanlar tüketici olarak da bir şeyleri değiştirebileceğine dair yeniden düşünmeye başlarlar. bizler tüketici olarak yoksak sistem ne ifade eder? ekonomi politikanın özüdür. sadece üst yapıyla, söylem üretmekle bir şeylerin değiştirilemeyeceğini fark etmeliyiz. ki bugünü düşündüğümüzde hükümet karşıtı gazetecilerin çoğu işsiz. akademide de büyük baskılar var. yani o söylemi üretecek insan da yok. karşımızdaki yapınınsa onlarca şirketi var. yenilerine de çöküyorlar.

    iktidarla sermaye iç içe bir yapı. bu yüzden tüketici olarak da politize olmalıyız. bunun sermayeyi sıkıştırabileceğini düşünüyoruz. hayal mi? denemeden bilemeyiz. büyük sermaye sahiplerinin daha net bir şekilde konum alması gerekiyor. nedir bu konum? örneğin demirören şirketler zincirinin gazetelerinde tarafsız haber çıkmasıdır. hükümetin vergi cezası sopası var. müşterinin de satın almama gibi bir sopası. bakmak lazım demirörenlerin hangi ürünlerini satın alıyoruz? tercih sermayenin. bunları hafife alanlara, gezi sürecinde bir çok sermayedarın ve yöneticisinin boykot tehdidine karşı ben de geziciyim diyerek u dönüşlerini hatırlatıyorum.

    2)bir-iç ekonomik sistem nasıl kurulabilir bunun üzerine düşünmeye başlamalıyız. tıpkı islamcıların 90larda yaptıkları gibi kazan-kazan üzerine bir sistem kurmalıyız. aynı doğrulara inanan insanlar bir ekonomi oluşturmalı.

    unutmayın gezi sürecinde ne olduğunu. geziye destek veren herkesin sanatçısından, iş adamına herkesin ekmeği elinden alındı. müzisyenlerin bile belediye konserleri iptal edildi. karşımızda kim olduğu görmek zorundayız. faşist olan biz değiliz. bizler birbirimize destek olacak kişileriz.

    listeler yayınlama işi, büyük fişlemeleri doğru bulmuyorum. her şey ortada. kimin ne olduğu belli. ihaleleri takip edin. ihaleleri alan şirketlerin başka şirketlerine bakın. belediye ihalelerine bakın. belediyenin reklam işleri kimlere gidiyor bakın. otobüs firmaları, ya da kaldırımları kim yapıyor? daha da basiti var. havuz medyasına büyük reklamları kim veriyor!

    çok uzaklarda aramayın! içlerinden birisini tanıyorum!

    ülke çok iyi gittiği için ak parti'ye oy veren acun ılıcalı
    !!!

    gerici sermayeye karşı,
    bilinçli tüketici!
  • ak partili esnafı ayıracak bir turnusol kağıdı olsa katılacağım eylem.
  • sonuna kadar desteklediğim ve senelerdir uyguladığım eylem.. sürünsünler, beter olsunlar..
  • konya'da açlıktan ölmekle sonuçlanacak söylem.

    edit:eylem değil söylem.
  • katıldığım ve uzun zamandan beri uyguladığım cümle.
    memleketi para ve rant uğruna bu hale getirenlere destek olan adamın canını en çok yakabilecek şeyin yine para olduğunu düşünüyorum ve irili ufaklı günde en az 10 alışveriş kararımı buna göre veriyorum.
    senin televizyonunda a haber açık olsun, masanda yeni şafak gazetesi, her konuşmasında ben ve benim gibilere* tükürükler saçarak hakaretler eden ve hatta kimi zaman yaşam hakkı bile vermeyen birine destek ver, sonra benden para kazan. yok öyle yağma!
    ha bunun etkisini küçümsersen o senin bileceğin iş.

    vurgulamak adına tekrar söylüyorum; "kimi ak partili olduğunu nasıl belirleyeceğimi söyleyeyim. akşam beni yalnız başıma sokakta sıkıştırdıklarında ak partili fırıncı benim vatan haini olduğumu nasıl tespit ediyorsa öyle."

    (bkz: ekonomik boykot)
  • bazı kriterlerle dengelenmesi gereken istek.
    1- dükkanda tv var mı? varsa tv'de hangi kanal açık? havuzsa alışveriş yapma.
    2- dükkana gazete geliyor mu? hangi gazeteler geliyor? havuzsa alışveriş yapma.
    3- gazete satılıyor mu? evetse hangi gazeteler en üstte? muhalif gazeteler raflarda var mı? varsa nerede duruyorlar? havuz üstte, muhalifler ebesinin nikahındaysa alışveriş yapma.
    ilk gözlem sonuçları önemlidir. bu kriterlere göre değerlendirin, %99 uyumlu olacaktır.
  • geçen gün aklıma gelen kampanya. esnafı gazlayıp reisçilere bayrak astırırsın, sonra da alışverişi kesersin. onlar da acından ölür. aşırı mantıklı.
  • çok bilinçli olmadıkça başarıya ulaşılamayacak eylem beyanı. zira gittiğimiz modern tasarımlı yerli kafelerin büyük bir kısmı kendilerine ait.

    sürpriz büyümeler yapıp yurt dışına dahi şube açanlar (tabii ki bizim paralarımızdan ezbere verilen hibe ve desteklerle) da ne kadar vitrin olarak janjanlı profesyoneller ile çalışsalar da sahiplerinin mensup olduğu ekonomi birliği akp.
    hatta alışverişe-kafeye gelenlerin arkasından da bu patronların konuştuklarını çalışanlarından işitmişliğim var.
  • katılmadığım ve mallık olarak gördüğüm eylem. ulan biri çıkıp "alevi esnaftan alışveriş yapmayacağım." dese islamiyetten girer çomardan çıkarsınız. rte hadi ötekileştiriyor siz ne yapıyorsunuz peki? yangına körükle gidiyorsunuz!

    hem "rte bizi böldü, bölüyor, bölmek istiyor." deyip hem de onun, size göre, değirmenine su taşımak da nedir? olm kafanız mı güzell, taşşak mı geçiyonuz anlamadım. okuldaki bir hocamız "barış için akademisyenler" bildirisine imza atan biri. ne yapayım ben selam vermeyeyim mi mesela. oda arkadaşım alevi, konuşuruz ederiz, yemeğe gideriz. olm siyasetten beyniniz jöleye dönmüş. çıkın şu sözlükten, hayata karışın.

    öküz geldiniz öküz gideceksiniz.