şükela:  tümü | bugün
  • amerika birleşik devletleri'nin strateji değiştirmesi.
  • maalesef ki gene merkez sağ bir partidir. onun dışında çok zor.

    ülkeyi talan etseler, havadaki oksijeni bile satsalar, tayyip çıkıp halka ana avrat küfretse, ülkeyi 3. dünya savaşına da soksa çok zor. güçlü bir merkez sağ parti çıkmadıktan sonra oyu falan bölemezsiniz. chp ve mhp milliyetçiliği ile olmaz (olmasın da zaten).

    çok partili dönemden beridir bakarsanız, türkiye'de her zaman sağ kazanır. sol hiç bir zaman iktidar olamamıştır (bu cümlemden sanırım chp yi sol olarak görmediğimi anlamışsınızdır). bir tek belki belki, halkçı olarak ecevit'in 70'lerde kazandığı ivme sayılabilir. o bile çok zor ama, zorlayarak sayıyoruz.

    velhasılı, şu an için güçlü bir merkez sağ olmadan akp yıkılmaz.
  • bağımsız ve özgür bir medya tek başına yeterli olurdu. ak parti bir ay bile dayanamazdı.
  • kısa ve basit yollardır aslında.

    kısa vadede en etkili olacak olanı, barajı kaldırmaktır.

    belki yine birinci parti olur, eyvallah, ama meclisi de bu kadar domine edemez.
  • aslında muhalefet olarak gerekenler mevcut. cumhuriyet halk partisi, kılıçdaroğlu ile birlikte on yıllardır sahip olamadığı istikrarı sağladı. parti içerisindeki dinozor yönetim iskeleti dağıldı. bu mühimdi. chp'li vekiller hiç olmadığı kadar sokaklarda, meydanlarda, köylerde boy gösteriyor. vatandaşı kucaklıyor, acısını paylaşıyor ve -yine yıllar sonra- muhalif olmanın dışında kendi önerilerini de sunuyor. aktif muhalefet parti hazır. fakat uzun yıllardır kadrolaşmaya devam eden iktidar, akıl almayacak mercilerde söz sahibi oldu. kolluk kuvvetleri, bürokrasi ve hukuk bunlara güzel birer örnek. yasama, yürütme ve yargı iktidarın elinde. muhaliflerin halkla iletişime geçebileceği -elzem olan- görsel ve basılı yayın baskı altında ve yandaş bir politika izliyor.

    medya parsellenince, insanlar, muhalifleri iktidarın ağzından öğrenmek zorunda kalıyor. bu da ağzı iyi lâf yapan başbakan tarafından iyi manipüle edilerek, lehte kullanılıyor.

    neyse ki, gelişen, alternatif bir yayın organımız daha oldu: sosyal medya. türkiye'deki gençlerin yüzde 68'i aktif internet kullanıcısı. bu oran her geçen gün artmakla birlikte; 2015'te yüzde 87'ye çıkması öngörülüyor. buradan bir hareket çıkar mı? bilinmez. arap baharı, occupy wall street gençler tarafından, sosyal ağlar üzerinden filizlenmiş ve organize edilmiş eylemlerdir. gençler bu mecrada bilinçlendirilebilir. diğer yandan olgun gençler, orta yaşlılar ve yaşlılar; köy ve kasabalarda yaşayan insanlar için konvansiyonel medya dış dünyayla iletişim kurdukları tek bilgi kaynağı.

    neticede iktidarı devirmek için sahip olunması gereken tek şey; halka doğru, gerçek bilgi akışının sağlanmasıdır. gerisi zaten gelir.
  • cesarettir. sokaklara dökülüp, kimin bu vatanın sahibi, kimin misafir olduğunu göstermek için cesaretimizi toplamalıyız artık. işten atılmakmış, dayak yemekmiş, hatta ve hatta ölmekmiş... bunlar boş korkular böyle bir dönemde. daha iyiye gitmeyecek ki hiçbir şey. özgürlüğümüzü her geçen gün bir parça daha kısıtlayacaklar ve bir gün bir bakacağız ki kafesteki minicik kuşlarız. bir bakacağız ki özgürlük kelimesi ansiklopedilerde bile olmasın diye yeni yeni ciltler basacaklar. bu ülke madem ki bizim, madem ki gidişat bizi memnun etmiyor, düzeltelim o zaman!

    abi günde 10 saat, haftada 6 günden ayda 240 saat çalışıyorum ben. maden mühendisiyim üstelik. dağla taşla uğraşıyorum. dağ başlarında, göt kadar mahrumiyet bölgelerinde yaşıyorum. gelir vergimin yanı sıra net maaşımın %80'i zart vergisine zurt vergisine gidiyor. düşünsenize, her boka asıl ücretinden çok vergi ödüyoruz. ve ödediğim bu vergilerle polis maaşı ödeniyor, biber gazı alınıyor ve bu ikisiyle ben sikiliyorum. paramla rezil oluyorum lan! hepimiz öyle değil miyiz?

    atatürk'ün gençliğe hitabe'sinde bahsettiği bütün durumların mevcut olduğu bu günlerde biz ne bok yiyoruz abicim? neden susuyoruz lan? neden bir araya gelip, korkaklığı bırakıp üzerlerine gidemiyoruz? neden yapmıyoruz bir şeyler?

    polisten, hükümetten falan filan değil de asıl bu cesaretsizlikten korkuyorum işte ben...

    edit: imla.
  • hiç kafa patlatmaya gerek yok, tek gereken şey lider ve ona inanmış bir örgüttür. dyp demirel'in, anap özal'ın gazıyla liderlerinden sonra bile bi 10 yıl yaşadılar. bugün siyaset sahnesinde ecevit, demirel vs. kalibresinde bir tek muhalif lider adayı yok. çıkarılabilirse bir ihtimal akp'yi devirebilir. diğer yandan lider gereklidir ama yeterli değildir, bu lidere biat etmiş büyük bir örgüt de gerekecektir. her ilçe, her belde, her mahallede temsil edilmeyen bir örgütün, ya da teşkilatın, seçim kazanması imkansızdır.

    plan, program, politika bunlar türkiye siyasetinde boş işler. seçmenin yüzde kaçı 2011 seçimleri öncesi programları okumuştur?

    bütün bunları sağ tandanslı bir hareketin yapması iktidar olma ihtimalini artırır. ecevit dışında %30'un üzerini sol göremedi, türkiye de 70'lerdekine benzer bir durumda değil. bugün tayyip erdoğan chp'nin başına geçse yine %40'ı anca bulur. sol tandanslı bi siyasi hareket olacaksa da chp yerine yeni bir parti olması oy potansiyelini artıracaktır.
  • (bkz: halk)
  • her iktidar gibi kendi kibirlerinin sonlarını getireceğine inanıyorum.

    ancak akp eleştirilerinde kaçırılan bir noktayı da unutmamak gerek.o da şu ki; akp başka bir yerden gelmiş bir parti değil, bu ülkenin insanının tamamının demiyorum en azından büyük çoğunluğunun bir sonucu.böyle durumlar için anlatılan bir hikaye var:

    bir şehrin önde gelen ve sevilenlerinden birisi milletvekili seçilir ve ankara ya gitmek üzere onu seçen dostlarıyla buluşur.toplantıda kendisine "bak seni seçtik ama ankara ya gidince sakın bozulma, seni bizim seçtiğimizi unutma!" minvalinde bir şey söylenir.bunun üzerine seçilen "bu iş süt ve kaymak gibidir." der. "süt bozuksa kaymakta bozuktur.süt düzgünse kaymakta düzgündür" şeklinde cevap verir.

    bu anlamda akp nin, bu ülkenin kendi gibi olmayana yaşam şansı tanımayan, bozuk bir ahlak-din-dünya görüşünden güç aldığını unutmamak gerekir.