şükela:  tümü | bugün
  • sabirli olun. eger turkiye'de yapiyorsunuz master veya doktorayı dogru hocayi secmeniz (yayin yapan, alaninda aktif) cok onemli. kendinizi gelistirmeye onem verin ve senede en azindan alaniniz disindan iki kitap okuyun. konferans katilimi, sunumlar derken profesyel gelisiminiz devam edecektir. simdilik bu kadar. diger mesaj yurt disinda bu yolcuuga cikanlar icin. olacak.
  • imposter sendromunu evcilleştirmek gerekiyor. bilmemeyi kişiselleştirmemek gerekiyor. 'bir şeyi anlayarak yapıyorsan bir şey öğrenmiyorsun'u yeri geldikçe hatırlamak gerekiyor.
  • tek tavsiyem, kariyer yapcaz diye tuvaletten çıktıktan sonra ellerini yıkamayı unutmamalarıdır.
  • her meslekten daha çok: işini sevsin. öğrencilik zamanında çalışkan olmayanlar genel olarak akademik hayatta başarılı olamıyor. dışarıdan bakıp da "rahat meslek, mesaisi yok, karışan yok" gibi sanlarla girmesin üniversiteye. sonra pişman olabilir.
  • öncelikle birlikte çalışacağınız hocayı/hocaları çalışmak istediğiniz alana göre belirleyin. bir hoca bir alanda iyi diye diğer alanlarda da başarılı olacak diye bir garanti yok. mümkünse başvuru yapmadan ilgili okuldaki hocaların uzmanlık alanlarını inceleyin. özellikle mülakat sırasında çalışmak istediğiniz alanı belirtin, eğer mülakat jürisinin tavırları sizi rahatlatıyorsa hocanın ismini de belirtin. neden o hocayı seçtiğinizi çalışmak istediğiniz alanla ilintilendirerek anlatın. ya da en geç öğrenciliğe kabul edildikten sonra, danışman atamalarınız kura biçimi yapılmadan evvel ilgili hocayla konuşun.

    her ne kadar alanınızda iyi olursanız olun, doktoradan sonra her daim kadro garantisi yoktur. ona göre önünüzdeki yılları aksiliklere karşı planlayın. kadariniz hocanızla aranızın gerildiğinde 'acaba ne olacak' düşüncesine sıkışıp kalmasın.

    kendi alanınızda tıkılıp kalmayın, başka disiplinlerdeki araştırmacılarla konuşun onlarla birlikte ortak çalışmalar* yapmaya gayret gösterin. başka anabilim dallarında konuştuğunuz bilim insanlarından öğreneceğiniz çok şey vardır. bilime, ilerlemeye bakış açısı size çok şey kazandıracaktır. belki onların kullandıkları bir yöntem sizin kendi alanınıza uygulayacağınız yaratıcı birbakış açısına sürükleyecektir.

    yüksek lisansta veya doktorada ders aşaması tez aşaması kadar zorlu değildir. tezinize azami özen göstermeniz beklenir. mesela doktoraya başvurduğunuzda size x dersindeki yaptığınız projeyi sormazlar ama tezinizin konusunu ve özgün tarafını sorarlar.

    doktora yeterlik de diğer önemli mevzulardan. sizi depresyonlara, anlamsız şeyler yapmaya sürükleyebilir. hayatınızda, ucu böylesine açık bir sınava girecek olmanın belirsizliğini size hiçbir sınav yaşatamaz.

    asla sosyal yaşantıdan tamamen kopmayın. tabi öncelere nazaran biraz uzak kalabilirsiniz ama haftada en az bir günü dışarı çıkmalık gün olarak belirleyin. zihninizi boşaltmak için spor yapın, film izleyin, kitap okuyun.

    etrafınızın şark kurnazı, memur zihniyetindeki egoist insanlarla çevrili olacağını unutmayın. bilimle uğraşmak belki sizi yormayacak ama bunlar, sizi uykusuz da bırakabilecek okula giderken ayaklarınızın geri gitmesine sebep de olabilecek. kişisel ilişkiler her ortamda olduğu gibi burada da çok kritik öneme sahip.

    askerden kaçmak için veya kariyeri işi gücü yerinde koca bulmak için girmeye çalışmayın. üniversitelerin anabilim dalları tez aşamasında yığılıp kalmış, uzatmalı onbinlerce öğrenciyle dolu.

    unutmadan, sadece laboratuvarda çalışmayacaksınız ders de vereceksiniz öğrenciyle muhatap da olacaksınız. o yüzden eğitim formasyon derslerine katılın olabildiğince. belki de doktorada aldığınız diğer anabilim dalınızın derslerinizden daha çok yolunuza ışık tutacak, sizi iyi bir hoca-öğrenci ilişkisine/iletişimine hazırlayacaktır.
  • eğer yüksek lisansa başvuruyorsanız ve amacınız akademik kariyer yapmaksa bunun arkasından doktora yapmanız gerektiğini de unutmayın. tabii askerden kaçmak veya koca bulmak için giriyorsanız o zaman durum başka.

    şahsi fikrimce üniversitede hangi bölümden mezun olduysanız o bölümün yüksek lisansına başvurun. bence tek bir alanda uzmanlaşmak farklı farklı konulara atlayarak hepsinden yarım yamalak bir şeyler öğrenmekten daha akıllıca. ayrıca mezun olduğunuz okulun yüksek lisans programına girmeniz sizin için daha avantajlı bir durum olacaktır.

    ingilizce seviyenizi ileri seviyeye getirmeden yüksek lisans ve doktora yapmayı hiç düşünmeyin. önce ingilizce seviyenizi ileri seviyeye getirmeye bakın.

    tezinizi ilginizi çeken bir konuda ve daha önce üzerinde fazla çalışma yapılmamış (ya da hiç çalışma yapılmamış) bir konuda yapın. ayrıca çalışacağınız konuyu çok geniş tutmayıp mümkün olduğunca daraltın. aksi halde işin içinden çıkamazsınız. hem böylece o konuda daha da fazla uzmanlaşma fırsatı bulmuş olursunuz.

    tez danışmanınızla aranızı iyi tutmaya bakın ve ona sık sık gidip fikirlerini alın. eğer onunla sosyal ilişkinizi iyi tutarsanız size tezinizde yardım etmeye başladığını göreceksiniz. genelde tez danışmanları çoğunlukla öğrenciye yardım etmeye yanaşmayıp, her şeyi kendi kendine halletmesini beklerler.

    tez yazmayı hiçbir şekilde küçümsemeyin. buradaki çoğu kişinin " 1 ayda yazdım verdim gitti" laflarına da inanmayın. tez konusu ve problemi belirleme, tez başlıklarını (içerik) oluşturma, kaynakları bulup okuyarak notlar çıkarma ve sonra da kendi cümlelerinizle yazma falan derken gerçekten çok fazla zaman, sabır ve emek harcamanız gerekir. bir de bu işin yazdıktan sonra üniversite klavuzuna göre düzenleme ve intihal yapılması ihtimali sebebiyle kontrol edilmesi kısmı vardır ki ayrıca sıkıntı yaratan bir durumdur.
  • akademik kariyeri öğrenciler üzerinden ego tatminine dönüştürmek için yapmayın.

    kendisi odada olmasına rağmen odasının kapısı mütemadiyen kapalı hocalardan uzak durun.

    öğrencilerinizle olabildiğince sosyal olun.
  • "cop cop yapmayı bi felsefe haline getirin"
  • sosyal bilimler alanında kariyer düşünüyorsanız (her bölümdeki gibi) hayvan gibi kafa patlatırsınız bir sürü psikolojik, sosyolojik, felsefi, siyasi ve edebi metin üzerinde ama bir süre sonra okuduğunuz ve çizdiğiniz şeylerin gerçek hayatta karşılığını aramaya başladığınızda ağır bunalıma girebilirsiniz. ben ne ara bu kadar pragmatist oldum, bilmiyorum. okulun kapısından çıktığım anda okuduğum o kadar şeyin neye yaradığını merak ediyorum.

    çevremde bu sorunu yaşamadan mis gibi bir illüzyonla mutlu mesut yaşayan insanları gördükçe imreniyorum. (dünyanın gerçekleri ile karşı karşıya kalmış derin karakter ayağı yapmıyorum. valla imreniyorum.) ne kadar da güzel, x yazarın y,z,t romanlarını m kuramı çerçevesinde inceliyorlar. sadece yök tez veritabanını açtığımda birbirinin neredeyse aynısı doktora tezlerine denk gelmek...bak yök diyorum, yurtdışını saymadım bile. bak yukarda söylediğim gene iyi ha. bazı bölümler görüyorum. doktora öğrencisinin tez konusu "x yazarın y,z,t romanı" sadece. onlar da tabi türkiye'de az olmanın bir "avantajını" yaşayan bölümler sanırım. gerçi hoş, meselem pratiklikse ikisinin de aynı olması gerek. bak bir an için o illüzyonu yaşadım. ne güzel.

    hocalar mevzusuna girmek istemiyorum. yeterince girilmiştir. ama bu söylediğim şey hepsinden daha önemli emin olun. gerçi yapacağınız şeyin bir illüzyon olduğunu söylemek zaten illüzyonu ortadan kaldırmayı amaçlıyor ister istemez ama siz siz olun o ruhu kaybetmemeye bakın.
  • yapmayın. çünkü kadro yok zaten batıda yada büyük üniversitelerde. doğuya gidecekseniz, ciddi ciddi çalışacaksanız yapın. yoksa yapmayın işte. parası için vs gidiyorlar, küçük üniv.lerde sağdan soldan copy-paste makale yayınlayıp prof filan oluyorlar sonra memleket gelişmiyor anasını satıyım. çok kırgınım o konuda.
hesabın var mı? giriş yap