şükela:  tümü | bugün
  • aşağıdaki fotoğraftan görülebilecek ego.

    https://prnt.sc/nlml4l

    edit: link yenilendi.
  • rica ederim bu başlığı türk akademisyenin egosu olarak değiştirelim. yurtdışındayım ve burada bagajımı taşımama yardım eden tez danışmanı gördüm, şehri gezdirmek isteyen akademisyen gördüm.

    önce insanlık sonra akademisyenlik.
  • japonya'da doktora yapıyorum ve bu dönem bir hocanın yanında asistanlığa başladım. sözünü ettiğim bu hoca kendi tez danışmanım değil. bizim bölümde bile değil. zaten japonya'da da bizim anladığımız gibi araştırma görevliliği de yok. hocalar gereksinimlerine göre öğrencilere belirli işler veriyorlar. öğrenciler de yaptıkları iş karşılığında üniversiteden ücret alıyorlar. benim yaptığım işler de veri girişi, istatistiksel analiz, alanyazın (literatür) taraması gibi şeyler. haftada 4-5 saat hocanın ofisine gidip orada çalışıyorum. bu hoca benim danışmanımla birlikte araştırma yaptığı için kendisini daha önce görmüşlüğüm ve konuşmuşluğum vardı; ama nasıl biri olduğuna ilişkin pek bir bilgim yoktu. bu yüzden de inanılmaz gergindim ilk gün. ellerim buz kesmiş bir halde, hocanın dediği saatten 15 dakika erken ofisine gittim. anlamadığım bir şekilde hoca büyük bir mutlulukla karşıladı beni desem yeridir. ilk şoku ceketimi elimden alıp asmasıyla yaşadım. sonra o ay hangi günler geleceğimi kararlaştırdıktan sonra hoca ne içeceğimi sordu. "herhangi bir şey olur" deyince çay yapmaya girişti. "hocam size yardım edeyim diye peşinden gidince "aa olmaz, sen benim konuğumsun" diye beni yerime oturtup çayı önüme getirdiğindeyse yaşadığım ikinci şokun etkisi arttı. üçüncü şoku ise "benim ingilizcem pek iyi değil. iyi konuşamıyorum. bana ingilizce öğretir misin?" dediğinde yaşadım. "ben? size? öğretmek?" diyebildim. sonra hemen toparlayıp "tabii elimden gelince yardımcı olurum" gibi bir şeyler dedim. halihazırda bir ingilizce okulunda da öğretmenlik yaptığımı söyleyince "hangi kaynaklardan çalışayım? ne gerekiyorsa alayım?" deyince "hocam siz hangi açıdan kendinizi geliştirmek istiyorsunuz?" diye sordum. sonra ufak bir çalışma planı yaptık.

    ben hocanın ofisinden çıkarken hoca bana "gelmene çok sevindim" dedi. kadın bana "senin buraya hep gelmeni isterim. çok yardımcı oluyorsun" dedi. profesör bunu dedi. gözlerim fal taşı gibi açık, ağzım dizime kadar düşmüş şekilde çıktım ofisinden duyduğum onca şeyden sonra. elbette egosu arşa değen hocalar da vardır japonya'da; ama benim gördüklerim genellikle böyle. inanılmaz!

    olmak istediğim akademisyen tam olarak böyle bir insan.

    ekleme: yazım yanlışı düzeltildi. fij'e teşekkürler.
  • akademi mensubu olarak yazıyorum. egosu, kompleks sahibi olmasına sebep olmuş ve hatta işi kötülük yapmaya kadar götüren o kadar çok şerefsiz var ki.

    sen öğrenci olarak not, ders vs uğraşıyorsun ve bitiyor eninde sonunda. bir de bunlarla çalışmak zorunda olduğunu düşün. ve hatta amirin olduğunu,gidip yıllık izin istemek zorunda kaldığını düşün.

    bu ibneler yüzünden hırs sahibi olup motive oluyorum ve daha çok çalışıyorum. çünkü bunlardan kurtulmanın yolu da akademik olarak yükselmekten geçiyor.
  • genelde öğrenciyi ters köşeye yatırmak, stresten gebermesini zevk alarak izlemek olarak tezahür eder.
    senin asıl işin neydi, öğretmek, unuttun mu? hahaha çalışsınlar ama iğrenç sorular hazırlayayım ki bi bok beceremesinler zihniyeti sana anca beddua getirir.
    çok sinirliyim sözlük. yüksek lisansta bile nelerle uğraşıyoruz.
  • (bkz: final dönemi)

    notlar kötü galiba.
  • amerikanın ilk 10 üniversitesinden birinde master+doktora ya da sadece doktora derecesi varsa, yılda en az 2-3 sci çıkarabiliyorsa, bölüme lab kurduysa, uluslararası işbirlikleri yapıyorsa, ivy league'e öğrenci gönderebiliyorsa, dersini case based sistemde anlatabiliyorsa buyursun götünü tavanlara vurdursun. kabul.
  • yüksek lisans başvurusunda bir imza atıcak diye 4 gün götünde dolaştım profesörün. sonra suratıma baktı sen de mi görüşme istiyorsun gel görüşelim bari dedi. sadaka veriyo sanki pezevenk. hepsinde değil ama bazılarında var böyle bir ego.

    (bkz: reis patlat bedelliyi hazineyi dolduralım.)
  • temelinde, kendinden önceki akademisyenlere(hocalarına) karşı korku ve onlara duyduğu göstermelik saygı yatar. bu nedenle pek sağlıklı değildir.

    zaten dikkatli bakarsanız göreceğiniz şey;
    bir akademisyene geçmişinde ne kadar fazla köpek çekilmişse egosunun bugün o kadar yüksek göründüğüdür.*

    *: göründüğüdür diyorum çünkü egosu en yüksek görünen bile karşısında dişini geçiremeyeceği birini gördüğünde mental olarak eski günlerine geri döner.
  • hocam bunun turkluklukle yabancilikla alakasi yoktur. tamamen hocanin yetisiyle ilgilidir, istisnalar olsa da hocanin yetenegiyle egosu ters orantilidir. tr de cok iyi asmis bir fizik hocam(unide) vardi paso sigara otlanirdi dunyanin en buyuk otlakcisi geldi derdim herkesin icinde, gulerdi.

    yurt disinda bir boktan anlamayan alman hocam vardi, mailde be reagrds diye bitirmeyince ariza yapardi. o turk hoca o almanin yuz elli kati sey bilirdi hem cv si de o almaninkini otuza katlardi.

hesabın var mı? giriş yap