şükela:  tümü | bugün
  • bugün bu sözlükte çok sözü edilen ego ile tanıştım.
    ygsde gözetmenim sınıfa geldim kimse yok. rafta leonardo da vinci ile ilgili bir kitap var. çok ilgimi çekti kitabı okuyorum birer ikişer öğrenciler geliyor. salon başkanı da geldi. sınavın başlamasına 45 dakika var. ben kitabı okumaya devam ediyorum. arada öğrenciler bişey soruyor cevap veriyorum. neyse bu eleman geldi. hocam bi gelir misiniz dedi? ama gel dediği yer kapı ağzı tüm öğrenciler dinliyor.

    ego- geldiğimden beri bakıyorum , kitap okuyorsunuz, devlet size kitap okuyun diye para vermiyor.(gayet kavga eder bir üslupla )
    realistsari - sınav başladıktan sonra okumayacağım. şimdilik bakıyorum. düzgün söyleyebilirdiniz ayrıca.
    ego - daha nasıl düzgün söyleyeceğim? geldiğinizden beri elinizde kitap işinizi yapın....vs

    uzatmadım olay büyüse kağıt üzerinde dangoloz haklı ama reelde değil. çünkü sınavın başlamasına çok var ve çoğu öğrenci gelmedi. yapacak birşey de yok. ya ben kitabında da değilim. bazı insanlar çok kuralcı bunu anlarım ama bu üslubu anlamam da kabul de etmem.
    bu esnada kapı ağzından içeri girdik.

    realistsari - bir daha benimle böyle konuşursanız size bu üslupla cevap vermem.
    ego - işinizi yapın öğretmen hanım.
    gayet rahat bir ses tonu ile
    realistsari - yapıyorum zaten.

    bu lavuk hıncını alacak ya. sınav evrakını verdi dağıtır mısınız? güya emir veriyor mal.görevim o benim sen dedin diye değil yapıcam tabi. adam 40 küsür yaşına gelmiş. ben kalkınca hemen sandalyeye oturdu. yer kapıyor mal ya.

    neyse oturdu bu sınav evrakını dolduruyor. doldurdu hepsini 2 tane de benim imzam var.bana uzattı. o esnada ad soyad imza kısmını gördüm ve aydınlandım. bu kadar egonun nerden geldiği belli oldu.

    yrd. doçent küçük dağları ben yarattım

    ahahaha.sadece ad-soyad yazan yerde unvanın ne işi var?
    işin rezilliği gören hacettepenin , itünün akademisyeni sanır. kıçıkırık
    recep tayyip erdoğan üniversitemsi ' nin elemanısın.
  • aşağıdaki fotoğraftan görülebilecek ego.

    https://prnt.sc/nlml4l

    edit: link yenilendi.
  • (bkz: tavan)
  • temelinde, kendinden önceki akademisyenlere(hocalarına) karşı korku ve onlara duyduğu göstermelik saygı yatar. bu nedenle pek sağlıklı değildir.

    zaten dikkatli bakarsanız göreceğiniz şey;
    bir akademisyene geçmişinde ne kadar fazla köpek çekilmişse egosunun bugün o kadar yüksek göründüğüdür.*

    *: göründüğüdür diyorum çünkü egosu en yüksek görünen bile karşısında dişini geçiremeyeceği birini gördüğünde mental olarak eski günlerine geri döner.
  • nedense genellikle yrd.doç unvanına sahip olanlarda görülür. taşra zihniyetinin aşağılık kompleksiyle birleşmesiyle ayyuka çıkar. 4 üniversite hariç türkiye'de her üniversitede iş görür.
  • torpilli ve sikik yardımcı doçentlerde en çok olandır. hakkıyla ve kıdemli profesör olanına doğru gidildikçe azalır.
  • genellikle hayati boyunca ayni hoca ile calismis, lisans-yuksek lisans-doktora triosunu ayni bolumde yapmis, bilimsel olarak da ne cok kotu ne de iyi seviyede denilebilecek akademisyenlerde gorulur. sebebini de olabildigince kisaca ozetlemek gerekirse;

    lisans ogrencisi olarak zaten kimi gorse "oha lan cok biliyor" turunde sasip kalacak bir halde iken gelecekteki hocasindan ders alir tanisir, saygi/hayranlik duyar, lisans bitmeye yakin "ben ne bok yiyecegim lan simdi" dedigi anda asistanlik acilir hocaciginin kanatlari altina girer.

    arkadaslari yurtdisina egitim icin gitmis olsa da, cok prestijli isler yapiyor olsalar da siklemez cunku bu evre hocacigina kosulsuz biat ve hayranlik donemidir. yuksek lisansin sonuna dogru yavastan sorgulamaya baslar, dogru yerde miyim diye ama alistigi ataletten dolayi hocasinin kanatlari altindan cikamaz, cikmak istese bile hocasi da "bulmusum boyle kerizi, otursun isimi gorsun" diye tutar bunu.

    bunu idrak etmeye doktora basinda baslar, hayranlik gider yerine saygi resmiyete burunur, kacmanin yollarini arar ama bulamaz. millet risk alip baska seyler denerken ayni yerde tikilip kalmis olmasindan dolayi mutsuzdur. senelerdir cikmadigi ortamin disina cikinca pek sallanmayacagini bildigi icin de kendi coplugunde otmeyi tercih eder.

    doktora bitip yrd.doc olunca artik yuvadan ucayim, tek takilayim diye hocasina artislik cekmeye calisirsa da hocasi "bunca yil emek verdik, baskasina yedirmem, yayin yapsin bana, ders yukumu alsin" diye dusundugunden aklini alir bunun. o ezilmisligin acisini da gariban lisans ogrencilerinden cikarir vaktinde hocasinin ondan cikardigi gibi. bu da boyle sonsuz bir dongu olarak devam eder.

    ozetle tamamen kotu yetistirilmekten kaynaklanmaktir. karakterinin kotu olmasiyla falan da ilgisi yoktur, cok da bosuna sovmeyin boyle tiplere.

    sahsen cok sukur bu tarz okuzler denk gelmedi bana da beraber calistigim ogrencilerimle "x hocam" samimiyetsizligini asip insan gibi karsilikli iki kadeh bir sey icip, tartisabiliyorum.
  • akademisyen olmaktan ziyade gizli özgüven sorunundan mütevellit olduğunu düşündüğüm ego
  • amerikanın ilk 10 üniversitesinden birinde master+doktora ya da sadece doktora derecesi varsa, yılda en az 2-3 sci çıkarabiliyorsa, bölüme lab kurduysa, uluslararası işbirlikleri yapıyorsa, ivy league'e öğrenci gönderebiliyorsa, dersini case based sistemde anlatabiliyorsa buyursun götünü tavanlara vurdursun. kabul.
  • rica ederim bu başlığı türk akademisyenin egosu olarak değiştirelim. yurtdışındayım ve burada bagajımı taşımama yardım eden tez danışmanı gördüm, şehri gezdirmek isteyen akademisyen gördüm.

    önce insanlık sonra akademisyenlik.

hesabın var mı? giriş yap