şükela:  tümü | bugün
  • hürriyet’in haberine göre yök’ün yeni planı.

    odtü, itü ve boğaziçi gibi üniversitelerde doktorasını tamamlamış akademisyenlere doktorasını aldıkları üniversitelerde kadro için taşra üniversitelerinde en az iki yıl mecburi hizmet şartı getirilmiş, böylece taşra üniversitelerinde eğitim kalitesinin yükseleceği savunuluyor.

    atlanan nokta ise, bu gibi üniversitelerde öğretim üyesi olabilmek için ya yurt dışında doktora yapma şartı, ya da post doc yapma şartı bulunması. aksi takdirde ilgili üniversiteler zaten sizi hoca olarak almıyor. zaten yurtdışında doktorasını yapan kişi türkiye’ye dönmek istemezken bir de mecburi hizmet şartı getirerek beyin göçü adeta teşvik ediliyor. stanford’da doktora yapmış adamın dicle üniversitesi’nde ders verecek kadar vatan aşığı olmadığının umarım farkındadırlar, aksi takdirde taşra üniversitelerindeki eğitim kalitesini yükselteyim derken araştırma üniversitelerindeki kaliteyi düşürecekler.

    edit: yök’ten konuyla ilgili yalanlama gelmiş ve gayet isabetli olmuş.
  • tanım:sıralama sınavıyla öğrenci alınan üniversitelere bölge ayrımı yapmanın mantıksızlığının mevcut bulunduğu, zorunlu hizmet anlayışının çok yanlış anlaşıldığı, yök gibi bir kurumun bürokratlarının bu kadar yanlış düşünemeyeceği dolayısıyla sadece bir iddia olması temenni edilen durumdur.

    neden?

    herhangi bir üniversite eğitim ve öğretim dönemini bölgedeki insanların zorunlu olarak kayıt yaptırması esasına göre kurulmadığından ülkenin doğu veya batı bölgelerinde, kuzeyinde veya güneyinde fark etmeksizin eğitimine devam eden üniversitelerin hepsi bilimi bilim olarak icra eder. yani okul öncesi, ilk ve orta öğretimler ile liseler gibi bir durum üniversite de olmadığından zorunlu eğitim olayının yansıması aynı şekilde vatan severlik olarak adlandırılamaz. adam fizikte çok öneli işler yapıyor diyelim. gidip ilgili birimlerin olmadığı bir üniversite de mi devam edecek? saçmalık olurdu bu. mühendislik alanındaki bir kimse alanına göre özel ekipmanları bulunan bir üniversite de mi devam edecekti yoksa laboratuvarı bile olmayan bir yerde mi?

    ayrıca akademi yayınların üzerinden devam ettiğinden esas ihanet yıllarını harcadığı bilim dalını hiçe sayıp o alanı imkanı olduğu halde geliştirmeyen insanlardır. bu bilime ihanettir. vatana ihanet ise bu bilimi kendi yurttaşlarının kullanamayacağı şekilde üretmek olacaktır. bilimin doğası gereği de bu tür karartmalar olmaz. ancak ve ancak ilgili birimlerin devlet adına yürüttüğü gizli akademik çalışmalar bunlardan müstesnadır ki onlar da zaten vatana ihanet değil hizmet ederler.

    düşünsene adam akdeniz iklimi ile ilgili çalışmalar yapıyor. sen adamı alıp karasal iklimin en yoğun olduğu bir yere yolluyorsun. adam çok kültürlülük üzerine araştırmalar yürütüyor ve istanbul gibi geniş kültürel bir bölgeden alıp daha yerel bir yere yolluyorsun.
  • her ile bir üniversite denen ucube zihniyetin aradığı çözümlerden bir tanesi.

    bunun sonucu olarak daha önce uyarıldıkları gibi kalite düştü. niceliğe önem vererek “herkes üniversite okudu ve ailesinin dizinin dibinde okudu.” demek için niteliği çöpe atmışlardı. (gene bu şarlatanların bozuk ahlak anlayışları yüzünden gelecek çöpe atıldı.)

    şimdi baktılar olmuyor, niteliklileri sağda solda açılan üniversitelere çağırıyorlar; ancak başlığı açan arkadaşın belirttiği gibi harvard vs. mezunu adam diyarbakır’a neden gitsin? kalır yurt dışında. kalacak da.

    üniversite öyle düşündükleri gibi bir şey değil. binasını yapınca mahsülü hemen ve/veya beklendiği gibi vermez. üniversite kadim bir kültürdür; öğrenci yetişirirken geçmişten ve o birikimi benimsemiş öğretim görevlilerinden yararlanır. veya çok paranız vardır en iyi doçentleri, profesörleri transfer edersiniz (ülkede bu nitelikli kişilerin sayısı az ise -ki tr öyle- bu da bir yere kadar olabilir.); bir kültür yaratırsınız ve kısa sürede kaliteli hale gelirsiniz.

    ancak lokasyonu çok absürt, bütçesi de güçlü bir şirket gibi olmayan ve öyle yönetilmeyen taşra üniversitelerinde böyle şeyler mümkün değildir. böyle kurumlardan ancak diplomalı cahil yetiştirirsiniz. (o çocuklara da yazık; vizyonsuz yöneticileri yüzünden başka alanlardaki potansiyellerini ıskalıyorlar.)

    herkes üniversite okumak zorunda değil, herkes öğretim görevlisi de olamaz. her köşebaşında da üniversite olmak zorunda değil. nicelik ve şov için nitelik tehlikeye atılmamalı.
  • mikrofonlarımızı, doktorlara "sike sike gideceksiniz istemiyorsan istifa et" diyenlere uzatıyoruz.
    bir emekçi grubuna yapılan saldırı (zorunlu hizmet , özlük haklarına yapılan saldirılar vb.) eninde sonunda döner başka bir emekçi grubunu da vurur. yıllarca bunu söyledik. ağız dolusu küfür yedik. buyrun reyiz şimdi de sizleri gözüne kestirmiş.
    "ama doktorlukla akademisyenlik aynı değil doğuda doktor yok" diyeceklere baştan söyleyeyim doğru planlama ile türkiye'nin her yerine sağlık hizmeti ulaştırılabilir. türkiye'de birincil sorun doktor açığı değil sağlık hizmetinin rant alanı haline getirilmesidir.
    eyyorlamam bu kadar.
  • akademi diğer hizmetlerden farklıdır; rekabetin olduğu bir kamu hizmetidir. eğer iyi akademisyenden faydalanmak istiyorsan iyi bir puan almalı ve onun üniversitesine girmelisin. kaldı ki doktorayı yeni bitirmiş birisinin bir anadolu üniversitesine büyük katkı sunacağını düşünmek aşırı iyimser bir yaklaşım.
  • türkiye'den siktir olup gitmek ateşine benzin dökecektir. doktorlardan farklı olarak diğer dallarda yurtdışına gidip mesleğinizi icra etmek çok daha kolay.
  • verdiğimiz beş bin lira maaşın hayrını göreme demektir. ya ben 4 sene doktora yapıp geleceğim, boğaziçi ya da itü’den kabul alacağım, ama şimdi paşalar için gidip üç senelik adı sanı olmayan bir üniversitede barajı zor geçmiş öğrencilere sıfır laboratuvar/araştırma imkanlarıyla ders vereceğim. gider almanya’da 3000-4000 eura’ya krallar gibi yaşarım lan, ne dönecekmişim?
  • doktorun da akademisyen olanı geniş laboratuvar imkanları olan, görüntüleme ıvır zıvır cihazları gelişmiş, proje desteği alabilen üniversite hastanelerinde kalmayı tercih eder öncelikle... bunların olmadığı yerde ilk önce bunları kurmak bile kafadan 2-3 yılınızı alır... taze doktoralı istim üstündeki genç akademisyeni daha baştan ihale kanunları, proforma faturalar bilmemnelerle boğarsınız ne güzel...

    arkadaş bu ülkeye valla billa 180 küsür tane mimarlık bölümü lazım değil, zaten çıkan kolay kolay iş bulamıyor, memleketin daha betona gömülecek yeri de kalmadı... sayıyı yarıya düşür bak ne güzel ne cici akademisyenlerin olacak...
  • mevcut durumda doktora bitiren insan yeni hoca olmuş, çok da deneyimi bulunmayan biri. hadi yurt dışında doktora yapıp gelmiş olsun, öğrenciliğini yeni bitirmiş durumda. bu adamı doğuya göndermenin gönderdiğin üniversitede pek bir fark yaratmayacağını düşünmek lazım. oradaki hocalar da zaten az çok aynı düzeyde. ne gerek var tam adapte olacağı sırada, sudan çıkmış balık durumundaki insanevladını alıp da başka yere göndermeye? yapabiliyorsan, becerebiliyorsan profesörleri gönder. insanları akademik kariyerden iyice soğutmaya çalışmaktan başka bir şey değil bu.