şükela:  tümü | bugün soru sor
  • altay cumhuriyetinin baş kamıdır kendileri. birkaç yıl önce kadıköy türk ocağında sohbet etme imkânı bulmuştum gunnur yucekal arpacı hocamin vasıtasıyla. hitabeti son derece kuvvetli ayni zamanda çok içten ve iyi kalpli bir tengrici kendisi.
  • türk halklarının eski inancı olan tengriciliğin sürdürüldüğü altay özerk cumhuriyetinin islamda halifeye takbül eden mertebesindeki lider, kam ve şaman öğretileri bilgesi. aynı zamanda türkçüdür.
  • ısmi akay kine olarak da kullanilir.
    altay’ın ruhani lideri ve şamanlar’ın başıdır.
  • özellikle bu ülkede daha çok kişi tarafından tanınması gereken değer bilir insan.

    böyle insanların bu toplumda dolup taşması gerekirken, taaa altay'lardan gelip bu milletin büyük değerlerine sahip çıkması öyle böyle değil, çok takdire şayan, ders alınası bir davranış.

    şurada kim olduğuna dair kendi sözleri;
    https://www.yumpu.com/…leri-gunnur-yucekal-arpac/10

    şurada da değer bilirliğini gösteren konuşması var, dinleyin hele...
    http://www.halkmeclisi.biz/…ay-lardan-gelip-keserim

    şurada üstteki konuşmanın olduğu programın geniş hali:
    https://www.youtube.com/watch?v=59p4x4hnrfw
  • ''atatürk'ün adını kötü anacak adamın boynunu altaylardan gelip keserim. atatürk türk'ü türk yapan göklerin çocuğudur.'' diyen altay türklerinin ulusal ve dinsel lideri.

    https://m.youtube.com/watch?v=cnxth2gwwie

    ''türk ulusları birleştiği taktirde dünyanın her yerinde başköşeleri alacaklar. gök tanrı’nın bağlıları olarak tekrar dünyayı yöneteceğiz.'' diyecek kadar koyu turancı.

    türk birliği için çalışmalarını şöyle anlatıyor:

    ''1995 yılında altay’ın ruhu gelip bana 'türk birliği için çalışmaya başla! yolun manas’ın, ilteriş kağan’ın yoludur!' dedi. ben buraya tanrı’nın isteği ile geldim. ben buraya gelmeden önce kırgızistan, kazakistan, başkurdistan, tataristan ve iran’a gittim. bu yolları türkleri birleştirmek arzusu ile kat ettim. bu uğurda boşa çaba harcamadığımı gördüm. çünkü dolaştığım türk illerindeki türklerin de bu birleşme yolunda çabaladıklarını gördüm. bu amaç doğrultusunda daha fazla emek vermem gerektiğine inandım.''

    http://www.haberiniz.com.tr/…orkuyorlar-62785h.html

    ulu tanrı yolunu açık etsin.
  • kendisi son yıllarda pazarlandığının aksine tengricilik/gök tanrıcılık inancını değil; 1900'lerin başında rus işgaline karşı altay bölgesinde oluşmuş burkancılık inanışını öğretmektedir.

    (bkz: burkancılık)
  • altay'dan tanrıcı başı akay kine'den ak cang ya da tanrıcılık....

    "gök tanrı'nın çocukları, kul olmaz. seni, anan, atan dünyaya getiriyor, terbiye ediyor, okutup, yıllarca yetiştirmek için uğraşıyor; sonunda kul ol diye bunları yapmıyor. analar, çocuğunu kul olsun diye doğurmaz. gök tanrı da bunu istemez, bundan hoşlanmaz, buna kızar. kul olanı tepersin, ayağınla tepersin; ona saygı duymazsın. kullukta saygınlık yoktur.

    gök tanrı, anan atan gibi onu sev ve onun eserlerine sahip çık ister. gök tanrı başını yere koyan, başını eğen oğul/kız istemez. ben seni boynunu bük, başını yere eğ diye yaratmadım der. bir insan bir şeyn kölesi kulu olursa o kişi sıkışmış, bastırılmış olur. baskı altındaki kişi de bu baskıyı başkalarının üzerinde kullanmak eğilimine sahip olur. bu eğilim, o insanın etrafına da yayılır; doğaya yayılır, kişi bu baskıyı hem çevresine hem de doğaya uygulamaya başlar. dinler arasındaki savaşlar, insana ve doğaya zarar verme girişimleri, kul olmanın getirdiği baskıdan kaynaklanır. bütün bu olumsuzluklar, insan zihninin altında bu kul olma baskısı yattığı için olur.

    bizim dedelerimiz, kul olmamaya çok önem verirdi; onlar kul olmayı reddetmişlerdir; hatta kul olmanın dünyanın sonunu getireceğini söylerlerdi. bu kulluğu zihninden atarsak eşitler arasında eşitlik prensibine göre dünya işlerini yürütürsek ak ışık ortaya çıkabilir. kul olma düşüncesi böylece kaybolur.

    bu prensibe dayanan insan her zaman güçlü, herkesi kucaklayan, herkese veren bir insan olur. bir insan bütün dünyaya sevgi ve saygı verirse, deünya da o insana aynı cevabı verir. böylece bu insanda insanlığı ve yeryüzünü bitirme ve zarar verme düşüncesi kaybolmuş olur. bu şekilde biz gök'ü (tanrı'yı) sevindirmiş oluruz.

    tanrıcılıkta soyun devamı için günah işlememelisin, çünkü sen sadece kendinden sorumlu değilsin; önceki ve sonraki soyundan da sorumlusun. tanrıcılıktaki sorumluluk çok fazladır. kul olan kişinin sorumluluğu sadece kendisi içindir. kul olanlar, her insanın gök tanrı olduğunu unuturlar. insanın doğuştan tanrı olma şansı zaten vardır, insanın gelişmeye ihtiyacı yoktur; sadece doğru yaşaması yeterlidir. başka dinlerde insanlar sadece kendilerinden sorumludur; ama türkler sadece kendisinden değil, yaklaşık 17 soyundan sorumludur.

    bu dünyanın ortasına, merkezine altay derler. gök'ün oğlu her zaman toprak, gök ve yerin ortasından, yerin merkezi olan altay'dan sorumlu olmuştur. eşitlerin eşiti bizim soyumuzdan sorumludur. gök'ün oğlu gök, yer ve orta dünyanın durumundan, kendi memleketinin durumundan, kendi kavminden sorumludur.

    türk hiçbir zaman isteyen, yalvaran bir insan değildir. çünkü o tanrı'nın oğlu / tanrı'nın kızı olarak, hiçbir zaman kul ve köle olamaz. türk kendisini asla köle ve kul olarak düşünemez. çünkü türk gök'e, yere, dağlara, nehirlere, ormanlara, okyanuslara, diğer milletlere ve dinlere eşittir. insanın tanrı'ya bile kul köle olması iyi bir şey olarak algılanmaz ve bu çok büyük bir tehlike olarak görülür. gök tanrı da onun köle olmasından hoşlanmaz. eğer insan kendisini here şeye eşit görmüyorsa, gök tanrı onu hoş karşılamaz.

    mesela hayatını çocukları üzerine kuran bir ana düşünelim. o, onları doğurmuş, kutsal ak sütü ile beslemiş, büyütmüş, çocukları sağlıklı ve iyi insan olsun diye eğitmiş, iyi bir mesleği olsun diye okutmuştur. düşünün bir kere, bir gün onlar gelip başları eğik bir şekilde "ben kul oldum" diyecekler. bunu gören ana sevinebilir mi? işte bu nedenle türk hiçbir zaman kul olmamıştır ve olmaması da gerekir. çünkü sonsuz gök tanrı'nın gönlünde hiçbir zaman tehlike ve korku olmadığı için, onun evladı olan insanın da gönlünde korku olmaması gerekir.

    gök tanrı'nın oğulları ve kızları zaten her şeye eşit olduğunu bilmektedir. onların gönlünde etrafında olan her şeye karşı sevgi ve saygı vardır. yani etrafını çevreleyen nesne ve insanlara karşı onun korkusu yoktur, onları tehlike olarak görmez. çünkü sonsuz gök tanrı'nın oğlu ve kızları güçlüdür ve sorumludur. o, her şeyden sorumludur; gök, toprak, dağ, nehir, okyanus, suya karşı; insanlık, kabilesi, ailesi, çocukları, atalarına karşı; ayrıca bundan sonra devam edecek soyuna karşı da sorumludur.

    gök tanrı'nın oğlu kendini tanrı önünde sorumlu hissetmez; o tanrı ile birlikte her şeyden sorumludur. yani onlar diğer dinlerde olduğu gibi sadece kendileri için tanrı'ya karşı sorumlu değillerdir. etrafındaki her şeyden sorumlu olan insan, bozulanları düzeltmekten de sorumludur. deniz kirleniyorsa kirletmemelisin veya engel olmalısın, orman yok oluyors ağaç dikmelisin gibi... herhangi dindeki bir insan, bir günah işlese, bir ibadethaneye gider temizlenip çıkar, mesela kiliseden çıkarken artık günahkar olmadığını, tertemiz olduğunu düşünür. bu zihniyet de bencil insanlar yaratır."
  • günnur yücekal arpacı tarafından yapılan "gök-tanrı inancının bilinmeyenleri
    din ve millet kavramları - akay kine'nin bilgileri ışığında" isimli çalışmadan düşünce sistemi ile ilgili bilgilere ulaşılabilir.