şükela:  tümü | bugün
  • didime onbes kilometre uzakliktaki koy. ozellikle yatcilarin tercihi, tarih ve doganin birbirini kucakladigi tatil beldesi.
  • beyaz koy
  • 8-10 sene oncesinde gidip oturacak ya da eglenecek tek bir cafenin barin bulunmadigi, simdilerde ise "yeter artik, daha fazla yer acip da burayi da yasanmaz hale getirmeyin" feryatlarinin basladigi, kafa dinlenesi, asik olunasi tatil beldesi... (bkz: yaslanma belirtileri)
    baharin ilk aylarinda ise tabiatinin cosmasi, yazin toprak olan yerlerden, kaldirim kenarlarindan bile papatyalarin fiskirmasi, sessizligi ve guzelligi ile kendine asik eden, tatil bitipte ayrilirken koyda ilerlediginiz sirada bir parcanizi yeniden donene kadar orada biraktiginiz yer.
  • chp nin bi etkisi var o beldede... sabah 8 de limandan çarşaf gibi denize girip fransız tatil köyüne yüzmeye niyetlenilebilir..
    sitelerin popüler okey ve tavla şampiyonları var.. bok balığı denen bi bi balığı meşhur, gördüm ama yemedim lakin 8 akrabam yedi ve bişi olmadı..içindeki siyah şeyi çıkartmak lazım.. neyse.. 10 yaşlarında gidip arkadaş edindiyseniz orada sıkılma şansınız azalır..
    ama istanbullu tipinde damlarsanız ilgi çekmeniz de olası..
    gece geç saate kalmayın sigara falan bulamayabilirsiniz..
    en iyisi 2 günlüğüne amcabeyi ziyaret edip dönmek..
    bide denizi duru gibi gözüküyo ama bulanık...dalmanın manası yok..ufak balıklar da gelip çimdik atıyo..
    üstsüz yaşlı fransız teyzeler yanlarına yağız türk delikanlılarını alıp deniz bisikletine biniyorlar bi de..
  • (bkz: gokova)
  • "herhangi bir tatil beldesinden fotoğraflar" şeklinde hazırlayacağım albümde, sayıca çokluğu ile öne çıkacak olan fotoğraflar güruhunun ait olduğu beldedir. en büyük parçamı gömdüğüm beldedir ayrıca.
    sabahları(saat 5-6 arası) sıcak ekmek almadan önce, bir gün önceden sipariş verdiğiniz balıkları teslim almak için balıkçılara uğramak suretiyle tadına doyamayacağınız bir ziyafet hazırlayabileceğiniz beldedir.
  • dogası hakkaten acaip guzel olan,bugun istanbul a donerken ulan acaba biras daha mı kalsam dedirten,mekanımın kumkent oldugu harika tatil beldesi...
  • atalarının neyi neden yaptığını irdelemeye gerek görmeden adetlerini terkeden bir kısım medya'nın, "yaz vakti, gerekirse deniz seviyesinden 300 m. yukarıda konuşlanmış bir tepede ikamet etmek pahasına, cehennem gibi sıcak olan deniz kıyılarına gidilir, cayır cayır yanan kumların üzerinde azap çekilir" olarak özetlenebilecek tatil tanımları uyarınca, yaz aylarında fellik fellik taşındıkları allahın sittir ettiği yerlerden biri. bağlı olduğu, aynı zamanda en yakın medeniyet noktası olan didim'e yaklaşık bir saat mesafededir. ulaşım, kendi kendini zor taşıyan peugeot minibüslerle yapılmaya çalışılmakta, gece 12'de de son bulmaktadır. daimi surette rüzgarlıdır, bu rüzgarlar hemen denizin bittiği yerden başlayan, ege'nin denize dik uzanan, bütün gün güneşi emerek yediyüz derece hararete erişen tepelere çarpıp geri eserek, insanlara, özellikle akbük-didim yolu arasındaki, bahis konusu tepelere inşa edilmiş, allah'ın iki kere sittir ettiği yazlık sitelere***** konuşlanmış bahtsızları açık bırakılmış fırın kapağı önünde yaşadıkları hissiyatına boğar. denizi ya kayalık, ya da kumluk ve yüzülmeyecek kadar sığdır; çevre köylerin halkı kamyonlarla sahiline hücum ettiği, sabahtan akşama kadar yedi sülalecek, başkasına yer bırakmamacasına yayıldığı, gelene geçene pis pis baktığı için pazar günleri "tatilci"lere nereden olursa olsun denize girmek haramdır zaten. hazır sözü açılmışken; bu tatilci makulesi de genelde iç bölge kentlerinin orta ve alt-orta sınıf ailelerinden oluşur; dedikoducu teyze ve bütün sene suratsız suratsız işe gidip gelmiş, şimdi de bütün seneyi bahane ederek çorapüstü sandaletleriyle suratsız suratsız tatil yapan tatsız amca tiplemesi ailelerin birçoğunda mevcuttur. bu insanlar, yirmi ila otuzbeş sene, kendilerine "temiz doğalı, şehir merkezine yakın, şirin koy" olarak tanıtılan bu "asude" beldedeki "sosyal olanakları geniş, mimarisi ferah, sevimli villa"larının taksitlerini ödedikleri için "etraf ne güzel sakin, hem evler küçücük* temizlemesi de kolay" diye söylene söylene ister istemez tüketirler tatillerini. kalınacak yer olarak, güzelim zeytin ve çam koruluklarını biçerek yerlerine kondurulan, malzemeden çalınmış, iğrenç mimarili, köy azmanı (bazılarındaki ev sayısı* akbük nüfusundan bile fazladır) bu sitelerden başka yer yoktur zaten, bu yüzden "yazlıkçı" ehlinin genellikle zorla buraya sürüklenen gençlerinin kaynaşabileceği çiftler veya gruplar halinde gelmiş genç insan nüfus görülmez. velhasıl insanı tatil mefhumundan soğutmak, işkolik etmek için birebir bulunan bu mümtaz beldenin tek işe yarar tarafı...

    gelecekten gelen edit: ...bile kalmamıştır. bari kafa dinleyeceği şeklinde avunan, kafası şişmiş şehir insanının, hiç değilse deniz kenarında takımyıldız, ay ışığı izleyebilme keyfinin içine sahil boyuna açılan serdar ortaçve muadilleri muhibi, desibel canavarı tapon "gazino"larla sıçılmış, çin malı sokak lambaları ile de üzerine tüy dikilmiştir. tongaya gelip de yazlık almış bulunanlar ise en iyisi "abandon all hope all ye who enter here" eylesinlerdir.
  • insanlarin ilk gidislerinde 3-4 gun ates icinde yatmasina sebebiyet veren akbuk hastaligi adiyla bilinen, yerel(dogudan gelip yerlesmis) sakinleri tarafindan ankarali almanci tabir edilen yazlikcilarin bulundugu, ankaralinin cok oldugu, gidince donmek istenmeyen havasi guzel, suyu guzel dinlence cenneti...ayrica ucuza giyinip cikabilinecek pazari olan belde...
  • yazlık sitelerinde denizlililerin çoğunlukta olduğu, denizi biraz soğuk ancak çok temiz, sessiz, sakin, kafa dinlemek için gidilebilecek olan güzel bir koy didim yakınlarında. çok fazla atraksiyon**** olmasa da bir haftalığına gidildiğinde dinlenmek için ideal bir yer kanımca. bir de insanların "dubaya yüzüp gelmek" şeklinde bir eğlence kültürlerinin* olduğu yer.