şükela:  tümü | bugün
  • metrekareye düşen emekli sayısı ve bir gün içinde okunan sela sayısında dünya rekorlarını elinde bulunduran yerleşim birimi...
  • hayatın bittiği yer.
    her yer yaşlı. uyumadan 20 saat civarında kaldım, mümkünse bir daha kalmayacağım.

    edit: ev aldık buradan, şom ağzımı sikeyim.
  • allah o hayrat'lari yaptiranlardan razi olsun akcay baslangicindan meydanina kadar olanki yol uzerinde.

    42 derecede sapkasiz ve golge kitliginda yururken eger bayilmadiysak, o musluklar sayesindedir. soguklugu da bonusu.
  • denizin ortasinda cesme olan ve bu cesmeden temiz icme suyu cikan (bkz: balikesir) 'de yazlik belde
  • altınoluk'tan on kat güzel yer. altınoluk'a gelmeyin akçay'a gidin. esnafı da anlatıldığı kadar kötü falan değil gayet cana yakın ve sevecen. altınoluk'a gelmeyin. yer kalmadı arabaları üst üste koyuyoruz gelmeyin amk.
  • doğası, havası, denizi ve suyuyla türkiye'nin incisidir. daha doğrusu, öyleydi. evet, bir övgüyle başladım entriye ama maalesef böyle bitmeyecek. insanoğlunun aç gözlülüğü ve cahilliği her şeyi mahvediyor. bundan 3-4 yıl öncesine kadar hangi çay bahçesine giderseniz gidin soğuk suyunuz sürahide ücretsiz olarak önünüze gelirdi. malum su bölgede o kadar çok ki hala da bedava. fakat temiz içme suyunun her köşeden fışkırdığı memlekette başka bir bölgede plastik içinde şişelenmiş su almanız gerekiyor. sanırım su ikramı sadece bir kaç yerde kaldı şu an.

    gelelim denizine. ne kadar temiz olduğunu bilmiyorum. mavi bayrak falan yok gördüğüm kadarıyla. sahiller bilinçsizlik yüzünden rezil vaziyette. her yerde plastik şişeler, ambalajlar, sigara izmaritleri. 10 dakika yürüyün, elindeki ambalajı umarsızca yere atan bir çok insan göreceksiniz. ayrıca dalyan/zeytinli tarafındaki plajlarda zaman zaman arıtma tesisinin pis kokuları duyuluyor.

    havası hala temizdir.

    kordon.. akçay için en üzüldüğüm değişim. güzelim sahil kasabası kordonu resmen altınpark'a, keçiören'e döndü. yörsan 2-3 çay bahçesini kapattı kocaman bir tesis açtı. yanı da mado oldu. beton içerisinde bir kordon. hiç bir sempatik yönü kalmadı.

    hep böyle miydi bilmiyorum ama esnaflık yerlerde sürünüyor. namusuyla, alın teriyle ve insan sevgisiyle çalışanları tenzih ederim ama çoğu bildiğin orospu çocuğu. tek dertleri para. tatilcilerden nefret ediyorlar ama hayatlarını onlara borçlular. böyle şizofrenik bir durum. hiç bir bakkalda, manavda, börekçide, büfede güler yüz bulamazsınız. "ege şivesiyle konuşan sevecen insanlar" mitini akçay'da aramayın. sadece şive var. minibüs şoförleri daha da beterdir. sürekli müşteri azarlar, inen müşterinin arkasından konuşurlar.

    herkes içki içer, ama içki içecek eli yüzü düzgün tek bir mekan bile yoktur. her yerde florasan ışık altında okey oynanır. içkili mekanların çoğu pavyon kıvamındadır. kokteyl falan bulmak zaten imkansız. sadece bir iki tane rakı-balık mekanı var gidilebilecek. eğlence hayatı sıfıra yakındır.

    sık sık kavga dövüş olur. nedeni bilinmez ama sürekli birileri kavga eder. fuhuş, uyuşturucu vs. yaygındır. serserisi fazladır. gece belli bir saatten sonra güvende hissetmezsiniz. zaten değilsinizdir.

    her yer, dağ taş arabadır. acayip saçma bir trafik vardır. park yeri bulmak imkansızdır. kavgaların bir çoğu park yeri meselesinden çıkar. bazı emekliler bütün gün pencere önünde araba park edenleri kovmakla vakit geçirirler.

    taze meyve, sebzenin kralını ucuza bulabilirsiniz. edremit pazarı özellikle şahanedir.

    genellikle orta-alt sınıf tarafından tercih edilen bir tatil beldesidir. sezonda aşırı kalabalıktır. bu eleştirileri ve yorumların çoğu sezon için zaten. gurbetçi de çoktur. denize girmek için bir kaç yer önerebilirdim ama çok duyulsun istemiyorum. merak edenler özelden sorabilirler.

    edit: bu kadar laf üstüne belediyeden bahsetmemek olmaz. belediyecilik berbat durumdadır. yollar, çeşmeler falan acınacak haldedir. her yer potansiyel çöplüktür. sivrisinek sorununa bile çözüm aramazlar. her yer başı boş sokak köpeği doludur. hepsi de acınası halde, aç susuz dolaşırlar. sabaha kadar havlarlar ve asla uyutmazlar. kısaca belediye yok gibi düşünebiliriz. her şey akışına bırakılmış. beldede hiç bir estetik ya da insani kaygı yok, her şey rantın emrine amade edilmiş.
  • bir haftadan fazla kalanlarda sübyancılık eğilimlerinin görüldüğü tatil beldesi. duş aldığınız su bile kaz dağından geldiği için, marketten su alanla feci dalga geçiyorlar.
  • insanlarin içme suyu sikintisi yok orada. her yapilan bina kendi yanina bi kuyu kazip binaya bu kuyudan su veriyo.. tum kentin(ve denizin) alti su kaynagi..
    edremit korfezinin tam ortasinda artik kentlesmis ve butun güzelligini yitirmis bi yer
  • beldenin tamaminin altinin su kaynagi olmasi sebebiyle hic mezarligi olmayan yer.duyduguma göre topragi mezar acacak kadar kazarsaniz su cikiyormus. tabi bu durumda evlerin temelleri nasil atiliyor, sorusu geliyor insanin aklina.bi de kordonda lokma satan boy boy kizlari olan ailenin en kücük kizinin hastasiydim kücüklügümde. az lokma yemedim onun yüzünden.
  • kaçak kitapları orjinal adı altında satan bir dünya kitapçıyı bünyesinde bulunduran semt. ayrıca gözlemlediğim kadarıyla iyi de para kazanıyorlar. denizi çok soğuk ayrıca geceleri serin olduğu için uyuması ayrıca zevkli.