şükela:  tümü | bugün
  • gerçekten süper nesil.
  • garip bir nesildir. önce akdeniz akşamları çalınır ardından cıvıtılarak kıza çelme takıp kumlara düşürürdük. yani bu neslin hele ki akdeniz akşamları söyleme pozisyonunda olanların kız düşürmekten anladığı buydu. ötesi yoktu. avcı hikayesi misali her sahilden bir çok masal fısıldanmıştır, ancak acı gerçek maalesef budur.
  • bitmedi o nesil. gitar, erkek ve dişi güneşin altında var olmaya devam ettikçe bitmeyecek de, çünkü genetiğimizde var.

    oğlum ille de elektro gitar diye tutturdu. oyuncak değil, sahici. tandır çalıcam diyor, anne diyor. tandır diyor evladım, nasıl almam... dedim tamam yavrum, sen babanda kalırken bu cumartesi tak alıyorum, o iş bende kıps! sanıyorum 300-400 bi şey, nebliim. neyse işte gerçeği öğrenince bi hışım koşup müzik aletleri mağazasının duvarını yumrukladım hemen tabii “oğluna bi gitar alamayan anaya ana mı denir, ana mıyım ben ülen ana mıyım hııaaa!” diye haykırarak. sonraki sahnede benim zibidi evde, omzunda gitar, üstünde ac dc tişörtü altında kamuflaj pantul, amfi son ses dirilü dürülü zıplıyor. mutlu son.

    sadede geleyim akdeniz akşamları evet. aradan 3-5 hafta geçti bana çalmak zevkli değil artık. anne gitarımı bahçeye götürebilir miyim, arkadaşlarıma konser vericem evresi geldi. bi servet o alet, 20 çocuk üşüşüp ben de çalabilir miyim diyecek, elden ele stagedive yapacak ve 4 parça halinde bana geri gelecek o gitar biliyorum, naylon nörf değil ki götür diyeyim. direndim. bir gün, iki gün beş gün derken bir akşam işten geldim milleti organize etmiş, çimenlikte çocuklar toplanmış konser bekliyor. rahmetli ronnie james dio görse iç çeker beni böylesi bi heyecanla bekleyen fanlarım hiç oldu mu acaba diye.. daha fazla direnemedim artık, getirdim kurdum taktı omzuna başladı konser. tandır çaldı işte hesapta, bıliivır çaldı, haaveyntuhel çaldı, tiiiiyeenti çaldı, duru var arkadaş grubunda, duru “melodika çal, melodika çal” diye tezahürat yaptı, onu bilmiyorum aıaaa aa’yı çalayım dedi, eymen bu sırada müzikle kendinden geçmiş erik dalı oynuyor, mert şeypofyu istiyor, ben çocuk grubunun önünde ajan kulaklıklı kel bodyguard ciddiyetiyle gitarı korumaya çalışıyorum durup durup peregrin şahini gibi gitara pike yapan hiperaktif bebeye karşı. neyse çalındı oynandı coşuldu ve site güvenliği şikayet geldi sesi kapatın diye uyarınca distortion bitirilip akustiğe geçildi mecburen, ortam biraz yatıştı. ben de erkek ayının yanında yavrularıyla su içen dişi ayı tedirginliğiyle dikkat kesilmekten yorulmuşum oturdum biraz uzağa telefonda bir şeyler okumaya başladım. dalmışım. neden sonra kendime geldim aha gitti gitar diye panikle, baktım bizim grup sakin, serilmişler çimenlere tatlı tatlı oturuyorlar. sahne şu: erkek çocukları gitmiş ötede kendi aralarında başka oyun tutturmuş, ortam kızlara kalmış. hafif akşam güneşi, ılık bi rüzgar, kızlar halka olmuş böyle etrafına oturmuş, bizimki de bağdaş kurmuş kucakta gitar, net o bildiğin akdeniz akşamları tutuşu ama, kamburlu, gitarın üzerine eğilmeli, oblik boyun, hisli kaş, akdeniz akşamlarını bilmiyor da içgüdüsel aynı öyle tekdüze lingirdetmeli bi ritm tutturmuş, arada da duru’ya bakıp yandan çekmeli yandan çekmeli gülümsüyor.

    oğlum 7 yaşında işte, daha kızmış erkekmiş flörtmüş öyle şeylerden haberi yok, manitan var mı len, kızlarla aran nasıl ehe ehe vs diye yavşak yavşak şeyler soran dayaklık dayısı amcası falan da yok, hayatında kumsalda akdeniz akşamları klişesine yakın bir şeye şahit olmadı, bilebilmesi taklit edebilmesi mümkün değil ve döndü dolaştı sahne yine buna döndü. ben sanıyordum ilk 3-5 öncü bu şarkı sayesinde kız düşürünce bu iş moda oldu, sonra herkes taklit etti klişe oldu. yok öyle değilmiş. meğer akdeniz akşamları sadece genetik bir fenomene isim olmuş. eline gitar değince bağdaş kurup kızlara düz ritmli hisli şeyler çalmak homo sapiens sapiensin erkeğinde doğuştan on gelen bir özellikmiş.
  • haftanın 7 günü günde 12 saatten az olmamak üzere, nereye giderse gitsin, okula dershaneye,berbere ekmek almaya, sırtında gitarıyla giden nesildendir. e bu kadar emek bi sevişmeyi hak ediyor bence.