şükela:  tümü | bugün
  • ilk mezunlarını 2015'te vermiş bölümdür. yani yeni sayılabilecek bir bölümdür.

    öğretim kadrosu da çok kısıtlıdır. hoca sayısı bir elin parmaklarını geçmez.mimarlığı kendi kendinize okulu uzata uzata öğrenirsiniz.

    "önemli olan akademisyenlerin sayısı değil, işlevi" dediğinizi duyar gibiyim ama bölümde bir tane bile prof yok. ona rağmen hocaların egosu ordinaryüs seviyesindedir. kağıt üzerinde en sağlam hoca, aynı zamanda dekan yardımcısı da olan kemal reha kavastır. o da kariyerinde odtü'nün üzerine çıkamamıştır ve en büyük gururu fransızca bilmesi ve fransa'da çalışma olanağına sahip olmasıdır

    genelde öğrenci dostu değillerdir. genelde diyorum çünkü bazı durumlarda adamına göre kolaylık sağlayıp kuralları değiştirebiliyorlar. bazen de sistemlerini henüz oturtamadıkları için kural değiştiriyorlar.
    mesela, yaz okulu açılmıyor. yaz okulunda dışarıdan ders alacak öğrenciler için de bir anda taban puanı yüksek okuldan ders alma şartı getiriliyor. herkes ona göre kendini ayarlarken, bir öğrenci taban puanı yüksek okuldaki yaz okulu tarihini kaçırdı diye son gün bu şartı apar topar ortadan kaldırırlar. bu güzellikten sadece ilgili öğrenci ve arkadaşları yararlanır.
    okulun ilk birkaç yılında dc-dd notları geçer nottur. sonra bir anda dc-dd notları proje dersleri için başarısız sayılmaya başlanır, yazılı bir yönetmelikte yeri olmadığı halde. bu sebeple son sınıfa gelmiş öğrenciler bile önceki yıllarından dc-dd ile geçtikleri dersleri teker teker alırlar. maç ortasında kural değiştiği için mağdur olurlar ve hiç hesapta yokken okulları uzar. kimse şikayet de edemez, çünkü bilirler ki hocalarla aralarının iyi tutulması gerekir. bu kural böyle devam eder ve dc-dd notlarından kalanlar projeleri tekrar alırlar, okulları uzar. (bu arada, her proje her dönem açılmaz. bu da sonradan öğrenci aleyhine değişmiş bir karardır. yani her projeden kaldığınızda bir yıl uzuyor.) sonrasında bölüm başkanının favori öğrencisi vardır, aynı zamanda işlerinde yardımcı olur, başarılı bir öğrencidir. o da dc-dd ile kalır. sonra bölüm başkanı müdahale eder ve "bu proje kalamaz!" der. apar topar bir karar alır ve yalnızca ilgili dönem için dc-dd notlarının geçer not sayılacağını hükmeder. o çocuğun yüzü suyu hürmetine birçok kişi de o dönem için projeden kalmaktan son anda kurtulmuştur. ama geçmiş dönemlerdeki kayıplar geri gelmeyecektir. öğrenciler bunun için de haklarını arayamazlar tabii ki. birisi hariç. gider, bimer'e uzunca bir şikayet yazar ve hocalar tarafından teker teker çağrılıp "bu yaptığını okul hayatı boyunca unutmayacakları" söylenir kendisine. ayrıca bölüm başkanının kızı, mimarlık kazanamamıştır ve iç mimarlık öğrencisiyken mimarlıkla çift anadala kabul alır ve tıkır tıkır okur.

    sınıflar yetersizdir. bunda planlama eksikliğinin de etkisi vardır. bir anda mimarlık bölümü için hazırlık sınıfı kalkar ve iki dönem bir arada 1. sınıfa başlarlar bunlara kalanlar vs de eklenince sınıfların kapasitesinin hayli üzerine çıkar. öğrenciye özel dolaplar vs de yoktur. amele gibi getirip götürmelisinizdir her gün maketinizi, çizim çantanızı. tamamen bir sınıfa sıkıştığınız için rahat çizim ortamı da olmuyor. bu sebeple yeni mimarlık fakültesi yapılmaya başlanmıştır. inşaası tamamlanana kadar da farklı bir binaya geçmişlerdir öğrenciler. mimarlık fakültesi proje işini de bölüm başkanı almıştır.

    bu uygulamaların yanında hocalar jürilerde çok acımasızdır. aniden sinirlenip emek verdiğiniz çalışmayı paramparça edebilirler ve o an kaldığınızı söyleyebilirler. bu yüzden bu okuldakilerin bir kısmı okulu bırakır, bir kısmı devam eder. devam edenler de mimarlığı, mimarlardan öyle gördükleri için zaman içinde genelde mimar egosuna sahip olurlar. bu yüzden bölümde arkadaşlık ortamı ve samimiyet istenilen düzeyde olamaz. mimar, bir inşaatın eser sahibidir. mühendislerse yardımcı eleman. bu ego bundan kaynaklıdır ama bilmezler ki mühendislerin, kendilerinin çalışma alanlarının ötesinde birçok çalışma alanı mevcuttur ve orada mimarların esamesi bile okunmaz.

    kısacası yazmayın bu bölümü. hem iyi bir eğitim alamazsınız hem de gereksiz yıpranır, kendinizden çok şey kaybedersiniz. ayrıca piyasada adı sanı da pek duyulmamıştır. kesinlikle değmez. antalya güzel şehirdir ama yine de değmez.