şükela:  tümü | bugün
  • iv - xviii. yüzyıllarda karadeniz kuzeyindeki türk kavimleri ve devletleri, birinci dünya savaşı sırasında türkiye de bulunan alman generallerinin raporları, isveç kralı xii karl'ın türkiyede kalışı ve bu sıralarda osmanlı imparatorluğu, isveç kralı xii. karl'ın hayatı ve faaliyeti 1682 - 1718, rusya tarihi: başlangıcından 1917'ye kadar ve daha bir çok tarih kitabının yazarı prof.
  • karadeniz'in kuzeyindeki türk kavimleri ve devletleri adlı eserinde 900 dolayında idil bulgarına, abbasi halifesinin ibni fadlan'ı yollaması ve onun yolculuğu boyu görüp tanıştığı toplulukları yazıya aktarmıştır.
  • nasıl bir tarihçi olduğuna bir türlü karar veremiyor insan. türkiye ve rusya'da bir kavrayış gücü, analiz yeteneği olduğu besbelli. ancak diğer yandan, derleme bir eser olan, rusya tarihi'nde mütemadiyen sığ cümleler kurmaktan vazgeçemiyor. örneğin katerina'nın avusturya ve prusya eşliğinde polonya'yı paylaşması hadisesini şu cümleyle değerlendiriyor: "rusları başında bulunan bir 'bir alman karısı' bu suretle rusya'nın uzun zamandanberi düşmanı olan lehistan'ın büsbütün ortadan kalkmasını ve rusların batı istikametinde geniş ülkeleri ele geçirmesini tahakkuk ettirmişti"*. alman karısı da neyin nesi yahu!

    *akdes nimet kurat, rusya tarihi: başlangıçtan 1917'ye kadar, ttk, ankara-1987. s. 289.
  • türk kavimleri ve devletleri adlı kitabına acil ihtiyacımın olduğu türk tarihçi.

    ışıklar içinde uyusun,kitaba sahip biri de benim ışığımı yaksa ne güzel olurdu..
  • başlangıçtan 1917ye kadar rusya tarihi kitabını okumaya başladım. kullanılan eski türkçeden ötürü mü bilemiyorum ama arkeolojiye arkeologya, somatolojiye somatologya falan diyor. öte yandan cahilliğime vermek istiyorum ama litavlar kim ola ki acaba akdes nimet kurat hocam?

    bir de sanki her cümlesinin arasında türklerin de etkisi oldu yazıyormuş gibi hissediyorum. hoş, önsözde rus tarihine türklerin etkisine bakıcaz falan diyor ama gerek var mı?

    neysem.
  • rusya tarihi kitabını okuduğum yazar, tarihçi.

    oldukça akıcı bir üslubu var. çok derinlere inmeden, türk odaklı bir rus tarihi bundan iyi yazılamazdı sanırım.
  • zamanında kendisinin xii. karl kitabinda adı geçen koca dalyarak mustafa pasa'nin kim olduğunu aşırı merak etmiştim. bu da böyle bir anımdır.

    tanım: 1971 yilinda gecirdigi bir trafik kazasi sonucu vefat eden ünlü tarihçi.
  • akdes nimet kurat, kazan tatarlarından olup türkiye'nin de yetiştirdiği önemli tarihçilerden biridir. türkiye ve rusya arasında kuzey türklüğü ile güney türklüğü arasında bir köprüdür. türk tarihçiliğinin önderlerinden sayılmasında nitekim doğduğu ve yetiştiği kazan bölgesinin rolü büyüktür. aynı şekilde yeni kurulan türkiye'nin kurucu kadrosu içerisinde yer alan önemli diğer simalarda kazan tatarlarından olup atatürk'ün de yakın arkadaşı idiler. bunlara örnek olarak yusuf akçura, sadri maksudi arsal, reşit rahmeti arat'ı verebiliriz. rusya'dan türkiye'ye gelen bu bilim adamları türkiye'nin birçok alanında faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.

    1917 rus ihtilalinin çalkantı ve baskı ortamında gerek babası gerekse tarihçi hadi atlasi'nin tesiriyle türkçü milliyetçi bir ruhla yetişmiştir.baskı rejiminden kaçarak yüksek öğrenim görmek için önce almanya'ya gider ancak yakalanarak geri gönderilir. bununla yılmayan akdes nimet ikinci girişiminde polonya üzerinden türkiye'ye gelmeyi başarır. başlar da türkiye'de sıkıntı çekse de bildiği diller ve yüksek eğitimli olması sebebiyle fuad köprülünün yanına asistan olarak girmeyi başarır. bir tarihçi için yeterli bütün donanıma sahipti. alanı ile ilgili büyün kaynak ve modern dillere vakıf büyük bir bilim adamıydı. latinceden arapçaya, rusçadan isveç diline kadar 9-10 dili kullanabiliyordu.

    çalışma alanı olarak kendine orta asya'dan balkanlar'a, karadeniz'in kuzeyinden, avrupa, abd ve türkiyeyi'de içine alan çok geniş bir coğrafyayı kapsamaktadır. nitekim bunu kanıtlar nitelikte 20'den fazla kitap ve 70'ten fazla makalesi bulunmaktadır. her biri alanında önemli başlıca kaynaklar olup, atıfı boldur.

    milli eğitim bakanlığının almanya doktora bursunu kazanarak almanya'nın breslau ve hamburg üniversitelerinde döneminin ünlü alman bilim adamları andrese, aubin, biels gielpi kochner, konremann, linde, berken, kopf, heimann, solomon ve ostrogorsky gibi ünlü hocalardan felsefe, slavistik ve bizantoloji ders ve seminerleri almıştır. hocanın her türlü dar kalıplar ve şekilcilikten uzak geniş bir vizyon sahibi olmasında nitekim bu bursun önemi büyüktür.

    1933'te hamburg'ta prof. solomon ve strothmann'ın yanında yaptığı die türkische prosographie bei leonikas chalcocondilas adlı doktora tezi batı'da bizans ve osmanlı kaynaklarını karşılıklı olarak inceleyen ilk türk bilim adamı olma sıfatını kazanmıştır.

    akdes nimet hoca, ''akademik tarih tahsili, proseminer ve seminerlere dair'' adlı makalesinde, üniversitelerde tarih eğitiminin nasıl olması gerektiği ve izlenecek yolu 1943'te ayrıntılı bir şekilde kaleme almıştır. hoca şu hususların altını çizmektedir:

    -tarih mezunlarının çokluğuna değil donanım ve mükemmellliklerine ehemmiyet vermeliyiz, yarım adam yetiştirmektense hiç yetiştirmemek daha hayırlıdır. üniversitede üniversite tedrisatı yapılır, lise seviyesine inilmez.

    -talebe sadece alıcı vaziyette kalmamalıdır; yani klasik bir mahiyet alan takrir dersleri tedrisatın belkemiğini teşkil etmemelidir. kısaca ezberci tarih eğitimi yerine yaratıcı, araştırma yollarını bilen, bağımsız düşünme kabiliyeti olan öğrenciler yetiştirilmelidir.

    - tarih tahsilinin ağırlığını proseminer ve seminerler teşkil etmelidir. müstakilen çalışmak ve araştırmalar yapmak ancak bu şekilde mümkün olabilecektir.

    son olarak hayatlarını yüksek mefkureler yolunda harcayanlar hiçbir zaman unutulmamışlardır. prof. dr. akdes nimet kurat da inandığı milli mefkure yolunda yaptığı hizmetleriyle, unutulmayanlar arasındaki seçkin yerini almıştır.

    eserleri :
    die türkische prosographie bei leonikas chalcocondilas (hamburg, 1933)
    çaka bey: izmir ve civarındaki adaların ilk türk beyi (m.s. 1081 - 1096) (istanbul, 1936, 1945, 1966)
    peçenek tarihi (istanbul, 1937)
    kazan hanlığını kuran uluğ muhammed hanın yarlığı (istanbul, 1937)
    topkapı sarayı müzesi arşivindeki altınordu, kırım ve türkistan hanlarına ait yarlık ve bitikleri istanbul 1940 isveç kralı kari xıı m hayatı ve faaliyeti (istanbul, 1940)
    isveç kral karl xıı. türkiye'de kalışı ve bu sıralarda osmanlı imparatorluğu (istanbul, 1943)
    rusya tarihi. başlangıcından 1911'ye kadar (ankara, 1948, 1999)
    prut seferi ve barışı, ı-ıı (ankara, 1951, 1953)
    türk-ingiliz münasebetlerinin başlangıcı ve gelişmesi (1553-1610) (ankara, 1953)
    the despatches of sir robert sutton. ambassador in constantinople 1710-1714 (londra, 1953)
    türk amerikan münasebetlerine kısa bir bakış (1800-1959) (ankara, 1959)
    başkan lyndon b. jonson ve amerika birleşik devletleri cumhurbaşkanlığı (ankara, 1964)
    türkiye ve idil boyu. 1569 astrahan seferi, ten-idil kanalı ve xvı-xvııı. yüzyıl osmanlı-rus münasebetleri (ankara, 1966)
    türkiye ve rusya: xvııı. yüzyıl sonundan kurtuluş savaşma kadar türk-rus ilişkileri (1798-1919) (ankara, 1970)
    ıv-xvıı1. yüzyıllarda karadeniz kuzeyindeki türk kavimleri ve devletleri (ankara, 1972)
  • 1948'de yazdığı rusya tarihi başlangıcından 1917'ye kadar adlı kitabını "eserlerimin meydana gelmesinde eşsiz feragatiyle bana yardım eden eşim hadîye'ye" notunu düşerek gayet zarif bir şekilde eşine ithaf etmesine rağmen, kitap boyunca kadınlara yönelik cinsiyetçi, ayrımcı ve ötekileştirici bir dil kullanmakta beis görmemiş. rastladığım örnekleri sıralayayım:

    "yarı deli ve sadist olan korkunç ivan ise "tarikat arkadaşları,, ile sefahat meclisleri ve kanlı eğlenceler ile iktifa etmiyor, karı arkasından karı alıyor, papazları, kilisenin menetmesine rağmen nikâh kıymağa zorluyordu." (s.152)

    "rusların başında bulunan bir "alman karısı,, bu suretle rusya'nın uzun zamandan beri düşmanı olan lehistan'ın büsbütün ortadan kalkmasını ve rusların batı istikametinde geniş ülkeleri ele geçirmesini tahakkuk ettirmişti." (s.289).

    "elizabet'in bu mektubu ivan'ı kızdırdı; ve 1570 (ekim'inde) gönderdiği mektupta kıraliçeyi itab ederek, ingiltere'de, "tüccar parçalarının,, devlet idaresinde hâkim oldukları, kıraliçenin ise hükmü olmadığı, elizabet'in "bas-bayağı bir karı gibi yaşadığı,, yazıldıktan sonra, elizabet'in esaslı meselelere temas etmediği söyleniyor, ve bundan ötürü rusya'da ingiliz tüccarlarına verilen imtiyazların geri alındığı da ilâve ediliyordu." (s.171)

    "hakkı olmadığı halde kendisine " bizans prensesi „ (daha doğrusu "istanbul prensesi,,) adını veren zoya (sofya ), zamanının en şişman kadınlarından biri idi; fakat, zekâsı ve hele kurnazlığı yerinde idi." (s.123)

    "bohemya'da ve karpatlar mıntıkasındaki slav kadınlarının sık sık avarlar tarafından da
    ziyaret edildikleri hakkında eski rus vekayinâmelerinde birtakım hatıralar bulunmaktadır. bunun neticesi olarak slavların etnik durumları da epeyce "avarlaşmış,, olmalıdır." (s.5)

    "hele almanya'da bulunduğu zaman, çok egzantrik bir bayan olan barones von krüdener'ın tesiriyle aleksandr büsbütün mistisizme saplandı." (s. 311)

    "karısından hoşlanmayan petro, birçok kız ve kadınla düşer kalkardı. moskova'daki "alman mahallesinde güzel bir alman kıziyle uzun bir zaman münasebette bulundu. kuzey harbinin başlangıcında, livonya'ya ruslar girdikleri zaman, bir papazın yanında hizmetçilik eden bir alman kızı rusların eline düşmüştü. bu kız bir müddet rus zabitlerinin elinde dolaştıktan sonra, petro'nun yükselttiği ve en mühim vazifelerde kullandığı menşikov'a geçti ve onun metresi oldu. petro, menşikov'un evinde bu kızı görünce, çok beğendi ve kendine aldı" (s.270)

    "buna mukabil, karısı katerina anadan doğma bir rus imiş gibi hareket eder ve rus erkânının, zabitlerin gönlünü kazanmağa çalışırdı. ııı. petro, her fırsatta, katerina'ya hakaret eder, fakat karısından hiçbir mukabele görmezdi." (s.278)