şükela:  tümü | bugün soru sor
  • zygmunt bauman 'ın lugatımıza kattığı, günümüzün geçişken ilişkilerini çok iyi tanımladığını düşündüğüm kavram..bauman 'akışkan'lığı, biraz ordan oraya akmaya meyilli, stabilize olmayan, derinleşmeyen, sığ kalmayı sevme hali gibi tanımlıyor..
    şu sözleri biraz daha fikir verebilir: ‘modern akışkan dünyamızın sakinleri ilişkilerin… hafif bir pelerin gibi omza konup fırlatılıp atılabilir olmasını mı arzularlar?’

    bugünün sosyal medya mecraları oluşmadan yazdığı, 2003'te yayınlanan kitabı 'akışkan aşk' ne kadar vizyon sahibi bir sosyolog olduğunu kanıtlıyor - şimdi sanki daha da cuk oturuyo bu akışkan aşk kavramı..twitter'dan facebook'a oradan instagram'a akarak daha da akışkanlaşıyoruz - bir o kadar da bulunduğumuz ana kök salmaktan uzaklaşıyoruz (aaahh bu da günümüzün çelişkisi - her çağın ayrı bir derdi var şekerim, önceki jenerasyonlar da az çekmemiştir heralde ay acaba mektubum ulaştı mı yerine diye, ah ondan önce bilmem ne okursa yazdıklarımı n'aparım hödö hödö vıdı vıdı)

    akışkanlık üzerine notlar-ı'de bir şeyler daha zırvalamıştım..
  • ilişkilerin mekaniğinden ziyade, ilişkilerin hidroliğini ele alan zygmunt bauman kitabı. çünkü ilişkiler, birçok şarta aynı anda uyum sağlayabilmek adına, akışkanlaşmıştır. bu ilişkiler üzerinde seçilim baskısı yaratan şey, en başta, artık yavaş yavaş "istikrar" anlamına gelmeye başlayan hızdır.

    her ne kadar doktor tedavi eder, doğa iyileştirirse de* yara bandı kültürü, hızlıca tedavi ve (iyileşme aşaması atlanarak) "sonraki" ilkesi üzerinde şekilleniyor. bir buz patencisinin hızlıca kayarken en güvenli konumda olduğunu, daha önce hiç buz pateni yapmamış birine ispatlamaya çalışması gibi; hız, istikrar demek. elde bir ilişki, cepte stepne lastik niyetine, diğer bazı ilişkiler. risk, sıfır değil; tanımsız. mutsuzluk, yok; dolayısıyla mutluluk da yok. bu gibi çiftler, yavaş yavaş masalarından kalkarak, ilişkiler mekânını terk etmişler.

    edit: ekşi sözlük'te bu kitaba dair sadece bir söylenmişin olması, ilişkilerin mekaniğinin peşinde koşan kitlelerin ispatı demektir. o mekanik, hidroliğe evrileli asırlar oluyor.
  • üstat bauman'ın, bugünün insanının aşka ve ilişkilere bakışını anlattığı ve birliktelik biçimlerinin değişmesinden bahsettiği kitabı. günümüz insanın çıkmazlarından bahsediyor. şu satırlarda kendisini bulmayan çok azdır.

    "bu eserin başkahramanı insan ilişkisi. başkişiler erkekler ve kadınlar, çağdaşlarımız, beyinlerinden ve kolayca kullanılıp atılabilir duygularından başka bir şeye güvenmekten umutlarını kesmiş, ihtiyaç durumunda güvenebileceği yardımsever bir el kadar birlikteliğin güvenliğine de özlem duyan, “ilişkiler kurma”ya can atanlar... yine de, “ilişkide olma” durumu, “sonsuza dek” şöyle dursun, “sürekli” ilişkide olma durumu onları tereddüde düşürüyor. bunun onlara yükümlülük dayatmasından ve baskı uygulamasından çekiniyorlar, böyle bir şeye ne dayanabiliyorlar ne de hazır hissediyorlar kendilerini. dahası, -evet, iyi bildiniz!- ilişki kurmak için ih-tiyaç duydukları özgürlüğü ciddi biçimde sınırlandırabileceğini düşünüyorlar...

    günümüzün “danışma patlaması”nın ana etkenlerinden birini “ilişkiler”in oluşturmasına şaşmamalı. kişilerin görevleri tek başlarına altından kalkamayacakları kadar karmaşık, yoğun ve güçtür. miller ve dollard'ın farelerinin hareketlilik hali genellikle bir eylem felcine yol açıyordu. hoşlanma ile tiksinme arasında, umut ile kaygı arasında tercih yapmayı becerememek, harekete geçme beceriksizliği halinde ortaya çıkıyordu. farelerin tersine, benzer durumlarda insanlar uzman danışmanlara başvurabilir ve ücret karşılığı onlardan hizmet talep edebilirler. öğrenmeyi umdukları şey, daireden nasıl kare yapılacağıdır: ne yardan ne serden vazgeçmek isterler, ilişkilerin zevkli kısmını alıp acıyı ve tatsızlıkları uzak tutmak; ilişkilerden güç alırken güç yitirmemek, boğulmadan tatmin bulmak isterler..."