şükela:  tümü | bugün
  • göçmence atlet. bildiğin iç çamaşırı olan. özellikle annesi, anneannesinden atlet yerine aklet duymuş * ve bu sebeple yıllarca atlete aklet demiş onlarca insan tanıdım. arada tek bir harf farklı olduğundan ve o da sürekli arada kaynadığından yıllarca doğrusu bu sanmışız. öyle ki benim gibi en az bir tarafı göçmen olanlar üzerinde yaptığım kontrollü deneylerde her seferinde karşımdakinin 'aklet tabi ya, ne olacağıdı?' tepkisine mazhar oldum.
  • osm. yoğurt.
  • bir zamanlar mantığını "beyaz olduğundan aklet deniyor olsa gerek"e dayandirdigim, mavisiyle karşılaşınca kavram karmaşası yaşadığım çocukluğumun temiz kokan çamaşiri.

    büyüyünce atlet oldu tabi.
  • soylendigi gibi her gocmene gore aklet tertemiz ust camasiridir kardesim. atlet kosar ziplar izlersin; ama aklet oyle midir, giyersin mis gibi sabun kokulu kokulu.
    30 yasima geldim ne kadar duzeltmeye calissalar da akleti giyer , atleti izlersin; iç kimseler üretmeye kalkmasin. *
  • ses düşmesine uğramış akıl et.
  • annem, içine aklet giy üşütürsün; babam, akletini ters giyme işin ters gider dedi yıllarca. biz aileden böyle gördük, aklet bildik. atlet diyenleri gördükçe hep yadırgadım, ne atleti lan 100 metre mi koşuyor bu, aklet işte dedim hep bastıra bastıra. mücadele verdim. atletin doğru kullanımıydı benim için hep. simit değil gevrek diyen nasıl o hakkı kendinde görüyorsa evet efendim atlet değil aklet'tir mis gibi oh, üşütmez, terini alır, yazları da üfür üfür.