şükela:  tümü | bugün
  • geçenlerde bir film izledim, "ölüm ve doğum sıra dışı birer deneyimdir, yaşam yalnızca geçici bir zevktir." diyordu. yaşamı geçici bir zevk olmanın ötesine geçmekten alıkoyan şey akıl sağlığı ve normlar esasen. hepimiz birbirinden çirkin arzulara sahip, özünde akıl sağlığı fazlasıyla örselenmiş, yüzlerce atasından gelen hayvan güdülerine karşı en fazla bir adım atabilmiş varlıklarız. bizi hayvandan ayıran tek şey fonksiyonel olmak ve alet kullanımını geliştirebilmek adına taktığımız 'sane' maskesi. hepimiz arzularımızdan ve duyularımızı tatmin etmekten başka bir şey aramasaydık toplumsal gelişim olmazdı.

    bu noktada düşünmemiz gereken şey yaşam ve ölümün absürdlüğüne karşı arzularda yok olmak ve içindeki hayvanı yaşamak mı daha makul yaşam biçimi. bu delirmemiş maskesini takmaya devam ederek işlevsel birimler kurabilmemiz mi bizi evrim basamaklarında ileriye taşıyan yoksa. son bir perspektif de deliliğin vizyonerliğin anlaşılamamış bir hali olmasıdır benim gözümde. evrimde olmasa da teknolojide ve medeniyette bizi ileri taşıyan deli olarak yaftalanmış birkaç vizyonerin; bilim adamının, filozofun, yazarın, kaşifin adımları diye varsayarsak, akıl sağlığına sahip olmak yalnızca ortalama insanlar için toplum tarafından ortaya atılan bir maske olmalıdır. bu maskenin amacı da tıpkı dinler gibi bir kontrol mekanizması kurmaktır.