şükela:  tümü | bugün
  • biriyle sohbet esnasında insanı sıkıntıya sokan durum.

    karşıdakinin anlattığı bir sürü şeyi kaçırır, "hıhı", "evet" gibi cevaplar vererek durumu kurtarmaya çalışırsın.

    -ne yani abi, ben böyle iğrenç bir insan mıyım?

    -hıhı

    -nasıl yani "hıhı", öyle miyim sence de?

    -yok şey eee...

    -tamam oğlum tamam, geveleme hiç.

    -yahu yanlış anladın, akl...

    -eyvallah.
  • normalde insanların gözlerinin içine bakarak konuşan/ dinleyen 'ben' in şu son zamanlarda sık sık yaşadığı şey. nedenini ben hariç herkes bilmekte, ve benim bu açığımı kapatmak için konuşmaya devam etmekteler... 'biliyoruz gözlerin uzakta yine ama sen yeterki bedenini buraya bırak' demeler... evet onu görünce isterikli kızlar gibi olmam, yada onu görüp değer verdiklerimi duymamam, bunların hepsi bi neden. problem mi? o da ben.
  • mecnun'un leyla'yı görmesinden sonraya denk gelen süreç. tam tersi de olabilir.
  • öyle bir gidiyor ki o akıl senden uzaklara, kontrol bile edemiyorsun. o yüzden örneğin iki (nadiren üç) şeyi bir arada yapabilen kafanın, tek bir iş yaparken bile zorlanmasına, çok basit işler* yüzünden arada sırada resetlenmesine neden oluyor.

    *çok basit işler=yazı yazarken su içmek. göz ucuyla bulduğum bardağa tek elimle uzanmayı becerdim; ancak, bardağı ağzımla buluşturabilsem daha iyi olacaktı sanırım. koca bir bardak buz gibi suyu gömleğimden içeri atmazdım o zaman.
  • sürekli içinde olduğum ruh hali.

    "pişt gel bakayım buraya" diye çağırmam gerekiyo akıllı olmam gerektiğinde. hayta. edepsiz. "hadi ne var söyle çabuk gidicem ger"i diye lütfeder gibi bir de üste çıkıyor utanmaz arlanmaz. ne işin var, ben anlamadım. otursak birlikte mesela akıllı uslu bir insan olsam, hiç ayrılmasak?
  • evet, mesela iş yerindeyken aklınız hala tatilde ise pek de hoş olmayan ruh halidir. sürekli "ah şimdi bu saatte denizdeydim, güneşleniyordum vs.. diye düşünmekten kendinizi alamazsınız ama yapmanız gereken bir sürü iş, toplantılar, sizi beklemektedir.*****
  • çok pis bir şey. son zamanlarda sık sık başıma gelmekte olan hede.

    karşımdaki ne konuşuyor, ne anlatıyor dinleyemiyorum, o konuşmaya başladığında aklım başka başka düşüncelere kanatlarını açıp gidiyor, geri geldiğinde ise ne konuşulduğunu hatırlamıyorum bile. bundan dolayı da kısa ve bazen alakasız cevaplar vermek zorunda kalıyorum. "aa evet", "doğru diyorsun", "olabilir", "bilemiyorum." gibi her tarafa çekilebilen samimiyetsiz sözcükler, sonra kendi kendime sinirleniyorum, zorluyorum kendimi belki merak uyandırır bende diye ama nafile, çok boş geliyor, çok gereksiz, sonra dayanamıyorum, uçup gidiyorum yine bambaşka yerlere.
  • kaan boşnak, "ne farkeder" adlı parçasında bu durumdan biraz da umursamazca şöyle bahseder:

    bugünlerde sarhoşum böyle aklım havada
    düşündüğüm net bir şey yok
    öyle boş tenhada dolandım
    bütün gece, bütün bir ay, bütün sene
    ne fark eder?
  • iki gün önce başıma gelen hadise. aklımda değişik hadiseler varken mutfağa kendime kahve yapmak amacıyla gitmiştim. kettla'a su koydum ve kafamda değişik düşüncelere dalmışken birden irkildim. baktım ki; kahveyi paketinden açıp bardak yerine olduğu gibi çöpe boşaltmışım. hiç farkına varmadan. gidip elime yüzüme su çarptım hemen. değişik bir duygu durumu.