şükela:  tümü | bugün
  • petit four'leriyle unlu pastahane.ankara'dadır (idi) zira... ama deger(di) kalkip gitmeye...gidip de yemeye...ese dosta getirmeye...
  • ulustaki ünlü bozacı. kızılayda da şubesi vardır
  • ankara'nin en lezzetli sosisli sandviclerinden biri burada yenebilir.
  • kanyaklı pastası ve bozası nefistir. ünlü bozası kendi üretimidir. ankarada bozacılar kış geceleri akmanın booza diye bağırarak satarlar bu lezzeti
  • bir de sirali bozasi vardir, sandvicleri de gayet lezzetlidir
  • kızılay'daki şubesinin tuvaletine her girdiğimde içinde bulunduğum zamanı şaşırdığım yer.
    bir kere ışık kapı kilitlenince yanar, aynı anda bir "tır tır tır" sesiyle minicik bir pervane dönmeye başlar. pervanenin sesi daracık alaturka tuvalet içinde bütün düşüncelerini yönetir insanın. yapayım da kurtulayım dedikçe bir tır sesiyle daha içeride bulunma sürenin uzadığını anlarsın. sonra sifon ve kilidi çevirdin mi hop ışık kapanır, musluk ve "har har" el kurutma makinesnin gürültüsü. dışarı çıkarsın. yaşadığın deneyimin yorgunluğunu ancak oturup limonatandan bir kaç yudum alınca atarsın.
    yazık ki oturduğun yerin nostaljikliğine türk tipi macera katan bu daracık mekana ancak bir oturuşta bir kere gidebilir insan. ne şimdidir ne geçmiş bu tuvalet. aralarda kalmış, dikine giden bir zamanda bir meraklının bulduğu ve aynı zaman diliminde unuttuğu garip icadların sergisiymiş gibi merakla girer saygıyla çıkarsın.
  • dersaneye gitmeye basladigimiz lise iki zamanlari, okuldan ciktiktan sonra kizilay'a gectigimizde derslerin baslamasina yarim saat falan kalir ve ne yapacagimizi bilemezdik baslarda. akman'da ayakustu birer boza icmeyi o zaman kesfetmistik iste. her dersane aksami akman'da boza.. tarcini da fazla kacirmadan...
  • çocuk gibi kestane şekerlerinden bir iki tane istediğimde, başta mantıklı gelip sonradan böylesine bir saçmalığı nasıl yaptığını aklından geçirdiğini düşündüğüm şirin mi şirin çalışanlarıyla, bozasından sonra kestane şekeri bahanesiyle uğradığım kızılay durağım
  • ulus'taki ferah yeriyle, bozasıyla, tatlılarıyla çocukluğumu bıraktığım pastane. her türlü şeyi süperdi.
  • 11 yıldır gitmekten bıkmadığım, dahası bir süre yaşadığım canımın içi şehr-i ankara'nın güzel bir köşesiymiş, yeni anladım. yıllar var önünden geçerim, bir kere içeri girmek nasip olmamıştı. oysa o muhteşem "hem 70'ler hem doğu almanya" tınılı turuncu tabelanın hatrına girmeliydim içeri. şimdiye nasipmiş.

    izmir'de ve eskişehir'de de benzer mekanlar vardır. şehrin tabiatıyla iç içe geçmiş, tarihi şehirle müşterek yazılmış, simgesel mekânlar. daha girer girmez bunu anlıyor insan. ankara'da geçecek bir romana, hikâyeye pekâlâ dekor olabilecek bir pastane burası.

    börek, poğaça gibi ürünlerinin yanında derdim bozaydı ve boza damağımı da dimağımı da cezbetti. nefis. boza her yörede farklı yorumlanan bir şerbet. izmir'deki bozaların kahır ekseriyeti ayran kıvamından biraz hallicedir. yoğunluğu sahlepe benzer. bilecik, eskişehir, vefa, pazarcık, ankara, erzurum taraflarında ise yoğunluk pektir ve handiyse kaşıkla yenir. iki hali de ayrı ayrı güzeldir yeter ki ekşi olsun. baymasın. yakmasın. akman'ın bozası basbayağı güzel bir boza. büyük bardakta istedim, ikinciyi istemediğime şimdi pişmanım. poturgilinpotur ile birlikteydik ve onun neden çayla kifaf-ı nefs eylediğini anlayabilmiş değilim.

    sonra o harika vitrayları, mermer kaplı duvarları, bir örnek giyinmiş garsonları, çalışanlarının disiplini... ben buna "sıradanlığın içinden çıkan dostluk enerjisi" diyorum. izmir'in önemli tatlıcılarından "mennan" da böyledir mesela. 70-80 yıldır tekdüze devam eden kalite ve sıcaklık. thomas mann romanlarındaki ailelerin böyle daha sakin daha vicdanlı halleri ya da ben öyle görmek istiyorum. öyle işime geliyor. bu "lezzet, gelenek, aile" eşittir "şirket kültürü"nün arkasındaki sinir bozucu tabloyu pas geçiyorum.

    akman da böyle bir yer gibi geldi bana. aile geleneğinin bozanın lezzetine sırrına kilitlendiği, bozanın lezzetininin ailenin iç işleri haline gelmesi. germen kokusu veren ve kurumun her köşesine sinen [ve güya müşterinin memnuniyeti için dizayn edilmiş] rahatsız edici disiplin. toplumsal göstergeleri itibariyle olarak tehlikeli ama müşterinin damak tadı için faideli. "aman bozanın tadı bozulmasın" diye ödenen sosyal bedele değer mi? max weber'e bir bardak boza ısmarlasak konuyu kapatır mı? bozanın romanı yazılmalı mı ya da? ya da boşverin bunları, ankara'ya yolunuz düşerse nasılsa kızılay'a da düşer, burada boza içmeye bakın. içerken de etrafınıza.
hesabın var mı? giriş yap