şükela:  tümü | bugün soru sor
  • dayım sigaradan falan hastalanıp da, doktor temiz havada yaşa, yoksa yakında ölürsün deyince, rahmetli satıyor oteli, evi; gidip istanbul'a yakın bir yerde küçük bir çiftlik kuruyor. yetmişli yıllar. biz de o sayede yaz tatillerinde falan bikaç hafta gidip kalırdık dayımda, hayvanlarla oynardık. yoksa kedi, köpek, martı falan dışında nerden hayvan görecektik istanbul'da?
    kirazından, dutuna meyveler, saf tereyağı sayesinde safran katmadan sapsarı olmuş pilavlar, peynir gibi yoğurtlar, kahvaltıda kendi koparttığımız domates, biber, kuzinede pişen elma, mantar ve patates eşliğinde gece sohbetleri... heeey gidi hey.
    son onbeş senedir bu köyde ne inek kaldı, ne arı, ne de başka bir şey. dayıoğulları da uydu modaya, yıktlar tesisleri ikiz villacık yaptılar, oldular nakliyeci. bayramda seyranda gidince bakıyorum, köyde herkesin telefon en az ikibin liralık. alayı da sosyal medyada var. peki nerden geliyor bu para? öğrendik: özelikle köyün denize bakan tarafı villa imarına açılınca, hayatında görmediği parayı önünde gören köylü bir bir satmış arazileri. taşınmışlar şehire. parayı yiyip bitirenler de dönmüş köye, şimdi eski arazilerinde tweet ata ata bekçilik yapıyorlar. süt, yoğurt, peynir, ekmek bile bakkaldan da... su bile damacana be kardeşim. yalak ihtiyacı kalmayınca sulara bakılmamış, belediye de bağlamış evlere kendi suyunu. değil yalak, yazın yandım desen bedava su içecek çeşme yok. çeşmeden akan da belediye gazozu zaten.
    su bile olmayan bu kerbelada neyin köylüsü, çiftçisi arkadaş? ben tezek kokusunu bile özledim resmen.
  • analarını alıp gitmişlerdir . **
  • oldukça normal durum. eğer tarımı öldüren bir iktidarınız varsa kimse toprağı ekmek istemez. ben size bundan sonra olacakları da söyleyeyim çiftçi sayısı daha da azalacak. her geçen gün daha kalitesiz meyve ve sebzeler tüketeceğiz. verimli topraklarımızda bolca yetişen ürünleri bile ithal etmek durumunda kalacağız.

    yapacak bir şey yok. yanlış seçimlerin her alanda bir bedeli vardır. çoğunluğun yanlış iktidarı seçmesinin bedelini tarımda da fazlasıyla ödeyeceğiz.
  • anadolu'nun küçük bir ilçesinde bizzat işin içindeyim. 2001 yılında mgd (mazot gübre desteği ) dekara 10 tl idi. 2015 yılında mgd dekara ortalama 11,50 tl. 2001 yılında 2950 kayitli çiftimiz varken bu rakam 2015 yılında 1540. evet 1400 çiftçiyi gömdük. şimdi diyecekler ki o zaman tek kalem destekleme vardı, şimdi 50 küsür kalem destekleme var. isterse 150 kalem olsa ne olacak çiftçi cebine daha alacağı destekleme parası girmeden yarısını ziraat odası, birlik, stopaj vb yerlerde bırakıyor. (mgd dosyası için ziraat odasına, hayvancılık desteklemeleri için birliklere, hububat desteklemesi için stopaja verdiği miktar neredeyse alacağı desteğin yarısına tekabül ediyor) mazot olmuş 3,44 tl, dapın (di amonyum fosfat) çuvalı 90 tl, kompozenin cuvalı 65 tl. 2 hafta önce gübre de kdv indirimi yapıldı bahar gübresinin fiyatı 1 günlüğüne indirim gördü ertesi gün fiyatlar yine eski seviyesine geldi. tohumluk buğdayı 1.45 tl den alıp bir dünya masraf ettikten sonra harman zamanı çakal tüccara 0,65-0,70 tl ye satan çiftçi zaten para kazanamaz. bunlar yetmezmiş gibi bu yıl mevsimsel şartlarda göz önüne alındığında 2016 yılı çiftçi için daha zor bir yıl olacak , önce kuraklık sonra da don tarladaki ürünün yarısını şimdiden çiftçinin elinden almış durumda. gırtlağa kadar olan banka borçları işin cabası. borçlar 2016 yılında daha da katlanacak ve çiftçi sayımız daha da düşecek. yaz yaz bitmez, bu çiftçilik zor zanaat.
  • çiftçiye verilen desteğin en çok akp döneminde olduğunu iddia edebilecek kadar mal adamlar bile var arkadaş.
    çok düz gidiyorum, bir arkadaş değil, ben, yani ailemden bahsedeceğim, biz fındık üreticiyiz paşam, akp yönetiminin en derinden siktiği tarım üreticileri fındık üreticileri, sebebi de şu, fındık üreticileri karadenizli ve muhafazakarlar, akp ye alternatif şansları olmadığı için gidip akp ye oy veriyorlar zaten o yüzden kazanılmaya ihtiyaçları yok.
    dört senede bir üç beş bir şeyler attırınca eh ne yapacağız ateist chp ye oy verecek halimiz yok diyip akp ye atıyorlar oyu. mhp nin oy kazanma ihtimali var fakat mhp yi hepimiz biliyoruz millet oy vermesin diye elinden geleni yapıyor arkadaşlar.
    neyse, fındık üreticisine ne yapıldı, önce fiskobirlik kapatıldı, sonra fındık ağacını sökersen sana şu kadar para veririz dediler, geri kalan fındık üreticisi üç dört adet tüccarın insafına bırakılmış durumda şu anda. eski sistem amele ile fındık toplayan bir fındık üreticisinin karı iyi bir tahminle yüzde 15. aşırı yüksek mazot ve gübre fiyatları üreticinin anasını bellemiş halde. şu anda kırım fabrikaları ve toptan satın alma yapan tüccarlar dışında fındıktan hayatını kazanan ve rahat yaşayabilen insan yok.
    basitçe kimsenin fındık üreticisi olması için bir sebep yok. şu anda babam ve dedem uğraşıyorlar, ben uğraşır mıyım? bilmiyorum. fiyatlar ve iş bu şekilde giderse hiç bir manası olmayacak gibi gözüküyor. bu sene için konuşuyorum 2014 te 22 lira olan fındığın üretici satış fiyatı 2015 te rekolte yüksek ounca 11 liraya düştü, buna rağmen marketlerde kilosu 100 liraya kadar çıktı. taşşak geçer gibi bir ortam var.
    aynı durum, hayvancılık için de geçerli, gavurun aldığı yemi dört katına al, aldığı ilacı beş katına al, hayvanı iki katına al, ondan sonra fiyatta sana yüklenilsin, hastalık, kıran riski senin üzerinde olsun, hiç bir manası yok.
    genel olarak tarım ürünü mutfağımıza gelirken, üreticinin karı diğer aracılarının karı yanında devede kulak kalıyor, hem yüzde hem toplam olarak, bu yüzden aklı olan az bir şey de parası olan yapabiliyorsa üreticilik değil aracılık yapıyor, o olmuyorsa gidip efendi efendi asgari ücret ile bir fabrikada çaışıyor. iş bu kadar basit.
  • azalan 2 milyon çiftçiye sor; %80'inin akp'ye oy verdiğine dair her türlü iddiaya girerim.

    müstehak bir durum, kat ve kat beter olmayı hak ediyoruz.
  • hayatında adam tarla görmemiş atıyor tutuyor birde çiftçi kazanıyor diyor vay be nerenin çiftcisi bu hollada'nın mı??? kardeşim bak ben kendimi bildiğimden beri çiftçiyim ve akp döneminde yaşadığımız zorlukları hiç bir dönemde yaşamadık mazotu gübreyi tohumu hiç bir dönem bu kadar pahalıya almadık borç batağının içinde tüccarın iki dudağının arasında geçinmeye çalışıyoruz. ben üretiyorum ya halkıma buğday üretiyorum pamuk üretiyorum ve hiç bir dönem kendimizi bu kadar sahipsiz hissetmedik ben üreticiyim ve biraz emeğe saygı duyulmasını istiyorum. ama biliyorum ki aslında çok şey istiyorum diyorsunuz ki sat tarlanı bir zengin şirkete hem senden iyi yapar bu işi adamda son sistem makinalar var senin neyine anadolu nun topraklarını böyle böyle yağmalamdı boşaldı yazıklar olsun.
  • markete gidip meyva sebze çeşit ve fiyatlarına bakmak yeterli. çer çöp değil kaliteli iyi tarım ürünleri hem çok azaldı hem de fiyatları arttı
  • bunun nedenlerini farklı başlıklarda defalarca açıkladım ama yeniden yazmakta fayda var. çiftçilikle ilgilenen, ilgilenmeyen herkesin anlayabileceği dilde, yuvarlak hesap vererek anlatmak istiyorum. iç anadolulun kurak arazilerine göre konuşacağım. bahçe tarımı konusunda diğer arkadaşlardan bilgi alabilirsiniz.

    - 1000 dönüm sulak olmayan(kıraç) araziniz var diyelim. çok gibi duruyor değil mi? neredeyse 15 stadyum büyüklüğünde bir alandan sözediyoruz.

    - bu kadar büyük bir araziyi sürmek, sulamak, ekmek için harcadığın mazot miktarı en az 3 ton. bu da yuvarlak hesapla senelik 15 bin tl eder. şimdiden 15 bin tl içerde misin? evet.

    - kıraç arazi olduğu için 1000 dönümün hepsini ekip hasat alamazsın. 500'ünü nadasa bırakıp, kalan 500'ünü ekeceksin ki tarlalardan tam verim alabilesin. 500 dönüm bir yere de en az 10 ton gübre gider. 10 ton gübre = 20 bin tl. masrafın çıktı 35 bin tl'ye.

    - sulamasıdır, ilacıdır, üst gübresidir derken 10 bin tl de öte beriye gider. hoop kapı gibi 45-50 bin tl içerdesin.

    - senin bu emeğinin harman zamanı karşılığı taş çatlasa 80-90 bin tl aralığındadır. 50 bin tl masraf edip, 40 bin tl kemiksiz para kazanıyosun. 12 aya böldüğün zaman yuvarlak hesap 3.5 bin tl gelirin oluyor. düşününce çok da kötü bir rakam değil aylık 3.5 bin tl ama kazın ayağı öyle olmuyor. 1000 dönüm örneklemesini yaparken gayet kolay söyledim fakat türkiye'nin neresine giderseniz gidin bu denli büyük bi araziye sahip olmak için en az 1 milyon tl gibi bi sermayeye sahip olmanız lazım. o da dönümü bin tl filansa. kaldı ki dönümü 60-70 bin tl eden tarlalar var.

    şimdi hangi insan, garantisi bile olmayan ve sürekli masrafın arttığı bir işe 1 milyonu aşkın bir parayı yatırıp çiftçilikle uğraşır? dikkate ettiyseniz 50-100-200 gibi dönüm miktarlardan sözetmedim. direkt 1000 dedim ki o arazi bile doğru dürüst para kazandırmıyorken küçük çiftçilerin kan ağlaması çok doğal. çiftçilikten para kazanan tek bir kesim var o da şerefsiz kabzımallardır. senin tarladan 80 kuruşa güç bela çıkarttığın domatesi, biberi 'serbest piyasa' çatısı altında tezgahlara 4 tl'ye iteleyiveriyolar. ondan sonra 'hani tarım ülkesiydik?' diye soruyor millet. kabzımalların ne masrafı var ki soruyorum? sularken, ekerken, ilaçlarken bana faydası, bi desteği oluyo mu da benim 80 kuruşluk karımın üzerine 3.2 tl kar koyuyor bu insanlar?

    devlet bu konuda bu dalyarakların önüne geçmediği müddetçe daha çok çiftçi tarlasına küreği saplayıp şehre göçer. bunu öngörebilmek için müneccim boku yemeye de gerek yok zaten.